——————Hatırlatma——————
Öğle yemeği bitmişti. Uykumu geçirmesi için kahve almıştım. Olivia ise tuvalete gitmişti. Tam yemekhanenin kapısına gidiyordum ki birisine çarptım. Kafamı kaldırdığımda onu gördüm... Bu sabah ki sarışın çocuk. Üstünde ki beyaz tişörte kahvem dökülmüştü ve bana sinirle bakıyordu. İşte şimdi ne yapacağımı bilmiyordum.
——————Yeni Bölüm—————
Sonunda konuşmaya başladım. ''B-ben çok ö-özür dilerim.''
''Sence özrün üstümdeki lekeyi temizler mi?'' dedi sesi yüksek çıkmıştı korkmaya başlamıştım.
''Sen kendini ne sanıyorsun?! Dünya sadece senin etrafında dönmüyor! Sana kibar bir şekilde özür diliyorum ve sen bana kaba davranıyorsun!'' sesim yüksek çıkmıştı bir anda şaşırsa da bozuntuya vermedi ve tekrar konuşmaya başladı.
''Bana bak kızım! Senin kim olduğun bilmiyorum ama bir daha karşıma çıkmasan iyi olur.'' dedi ve yemekhaneden dışarı çıktı.
O sırada Olivia yanıma geldi ve endişeli bir şekilde konuşmaya başladı. ''Sana o çocuktan uzak durman gerektiğini söylemiştim. Bak Laura bilmediğin şeyler var. Bir daha ona bulaşma.''
''Pekala...'' Verdiğim cevaba karşın hala kim olduğunu merak ediyordum. Belki de biraz bulaşmaktan zarar gelmezdi.
—————————————————————————
Sonunda okuldaki tuhaf ve yorucu günüm bitmişti. Odama girip kapıyı kapatmıştım ki, yanıma Vanessa geldi. ''Bugün babamın şirketinde ki yeni ortağına yemeğe gidiyormuşuz. Annem hazırlanmamızı söyledi.'' dedi.
''Tamam.''
''Eee, ilk günün nasıl geçti bakalım?''
''Tuhaf,'' dedim. Yüzünü buruşturdu.
''Nasıl yani?'' dedi.
''İki kızla tanıştım ve okulun popüler ve psikopat çocuğunun üstüne kahve döktüm.''
''Vay canına,'' dedi ve gülmeye başladı, daha sonra da, ''Neyse ben hazırlanmaya gidiyorum.'' dedi ve odamdan çıktı.
———————————————————————————-
Hepimiz hazırlanmış ve babamın yeni iş ortağının evinin kapısında duruyorduk.
Kapıyı sarışın bir kadın ve babamın ortağı açtı. ''Merhaba! Sizi burada görmek gerçekten çok güzel! Ben Mark ve bu da eşim Stormie. İçeri geçin lütfen.''
Oldukça kibar insanlardı içeriye geçip koltuğa oturduk. Yanımıza sarışın yaklaşık yirmi yaşlarında olduğunu düşündüğüm bir kız yanıma geldi ve elini uzattı.
''Merhaba, ben Rydel.''
''Bende Laura.''
''Gel seni diğerleri ile tanıştırayım.'' Diğerleri mi başka kim vardı ki?
Onu takip edip yukarı kattaki bir odaya girdik içeride 5 kişi oturuyordu. Ve birisinin elinde gitar vardı.
''Çocuklar, bu Laura, babamın yeni ortağının kızı.'' Hepsi ayağa kalktı ve kendini tanıtmaya başladı.
''Ben, Riker.'' Dedi uzun boylu sarışın bir çocuk.
''Ben, Rocky.'' Omuzlarına kadar uzanan kahverengi saçları vardı. Ardından telefonuyla uğraşmaya geri döndü.
''Ben, Ryland.'' Bu çocukta kahverengi saçlıydı ama diğerlerinden daha küçük gözüküyordu.
''Bende Ellington.'' Rydel'ın yanında duran açık kahverengi saçlara sahip olan çocukta konuştuktan sonra birisi dışında hepsi ile tanışmıştım.
''Ross, kalk ve misafirimizi karşıla.'' Bir dakika Ross mu?! Bu sabahki çocuk olamazdı değil mi?
Kafasını bana doğru çevirdi ve konuşmaya başladı. ''Biz zaten birbirimizi tanıyoruz, değil mi?'' dedi ve sırıtmaya başladı. Derin bir nefes alıp kendimi sakin tutmaya çalıştım. Şimdi olmaz, Laura. Şimdi olmaz. Sakin ol.
Ryland, ortamın gerildiğini anlamış olmalı ki, ''Hadi gelin yemeğe inelim.'' dedi ve herkes aşağı inmeye başladı. O sırada Ross kolumdan tuttu ve beni koridorun sonuna getirdi.
''Sana bir daha karşıma çıkma demiştim! Sen ne istiyorsun benden!'' diye bağırdı. Söylediklerine karşı kaşlarımı çatarken elini kolumdan çektim ve bende bağırmaya başladım.
''Sanki ben sana çok meraklıyım! Buranın senin evin olduğunu bilseydim asla buraya gelmezdim. Seni, ukala yaratık.'' cevabım komik gelmiş olmalı ki, gülmeye başladı.
''Ne gülüyorsun? Sanki komik bir şey söyledim.'' Sonunda gülmeyi kesti ve bana baktı.
''Yaratık mı ciddi misin?'' Kaşlarını kaldırarak konuştu.
''Evet ciddiyim!''
''Bana bak Lona baban, babamla ortak olabilir ama bu sana katlanacağım anlamına gelmez.'' Lona mı? Bu çocuğun kulakları duymuyordu sanırım.
''Bana bak kibirli şey! Birincisi, benim adım Lona değil Laura! İkincisi, bir daha sakın benimle konuşma.'' dedim ve yürümeye başladım.
Masaya oturduğumda herkes derin bir sohbete dalmıştı ki kimse beni fark etmedi. Ross masada benim önüme oturdu ve sırıtmaya başladı. Aslında gülerken çok tatlı görünüyordu—Ahh, ne diyorum ben? Ross ve tatlı olmak mı? Birbirine zıt kelimeler olarak kabul edilmeliydiler.
Ona en ölümcül bakışımı yolladım ve önüme dönüp yemeğimi yemeye başladım.
Harika kalın, sizi seviyorum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Gizemli Çocuk
FanfictionYağmur damlaları saçlarımdan dudağıma doğru süzülürken sadece gözlerimin içine bakıyordu. ''Seni seviyorum.'' Sesi fısıltı gibi çıkmıştı. Yüzüne daha çok yaklaşıp cevap verdim. ''Ben de seni seviyorum.'' Yüzünde kocaman bir gülümseme oluşurken, ara...
