19. Bölüm

820 47 18
                                        

Kırık cam parçalarına doğru ilerlerken, hala kararsızdım. Eğer şu an da kendimi öldürseydim güçsüz olacaktım, karşımda ki engelle hiç savaşmamış ve direk ölümü seçmiş olacaktım. Ayaklarım geri geri giderken bunu yapamayacağımı fark ettim. Bir kez için de savaşacaktım, içimde bir sürü yara oluşacaktı belki de, ama pes edemezdim.

En zor zamanlarımda kendime 'güçlü kal.' diyebiliyordum. Belki bu sefer başarısızlığa uğramazdım.

Düşüncelerimle boğuşurken, evin bahçesinden gelen kurşun sesiyle olduğum yere adeta çivilendim. İkinci bir kurşun evin camını kırdığında çığlık atmamak için kendimi zor tuttum ve camdan uzaklaştım. Dışarıdan,''Lanet olsun!'' diye bir ses geldiğinde birisinin dışarıda olduğunu fark etmiştim. 

Dışarıdan gelen ses, kadın sesiydi. Bir silahla evime kadar geldiyse, yapmaya çalıştığı tek bir şey olabilirdi. 

Beni öldürmek istiyordu. 

Nefesim hızlanırken kapıya doğru yaklaşan adımlarını duydum. Bir şeyler daha söylemişti, ama hızlanmış nefeslerim ve kafamda ki düşünceler yüzünden hiçbir şey duyamamıştım. 

Kapının zil sesini duyduğumda içimde ki korku daha çok arttı. Kapıdaki kişinin bana nasıl işkence edebileceğini düşünüyordum. 

Evet, böyle bir zamanda düşündüğüm şeyler çok saçmaydı ama şu an şoktaydım. Beni canım en az acıyacak şekilde öldürse iyi olurdu, ama işkence ederek öldürmesi fikri içimi ürpertiyordu. 

Zil tekrar çalındığında saçma sapan düşüncelerimden kurtuldum ve kaçma yolları aramaya başladım. 

Odama çıkıp bir dolaba saklanabilirdim veya arka camdan kaçmaya çalışabilirdim. 

Neler yapabileceğimi düşünerek etrafa bakarken, koltuğun üstünde ki telefonu fark ettim. Birisini arayabilirdim!

Gürültülü bir ses geldiğinde kapının kilidinin kırıldığını fark ettim. Hızlı bir şekilde telefonu cebime koydum ve merdivenlerden çıkarak odama girdim. 

Odamda nereye saklanacağım konusunda bir yerlere bakarken dolaba girmeye karar verdim. Eğer ses çıkarmazsam beni fark etmezdi. 

Dolaba girdiğimde cebimden telefonumu çıkardım ve Ross'u aradım. Biraz çaldıktan sonra açtı.

''Laura?''

''Ross, e-evde birisi var.''

''Ne? Kim?''

''B-bilmiyorum, elinde silah var. Kapıyı kırarak içeri girdi.'' Salondan birkaç sesin geldiğini duydum ve merdivenlerden çıkmaya başladı. Buraya geldiğini anladığımda ağlamaya başladım.

''Hemen geliyorum! Sakın seni görmesine izin verme!''

''T-tamam.''

Telefonu kapatıp sessizce cebime koydum. Adımları gittikçe yakınlaşıyordu, kendimi sakinleştirmeye çalışıyordum.

En sonunda odanın kapısını açtı ve içeri girdi. Odaya yavaş bir sessizlik çökerken dolabın aralığından adımlarına bakıyordum. 

Ayakkabıları zeminde tok bir ses çıkartıyordu. Odanın birkaç yerine baktıktan sonra sessizce konuşmaya başladı.

''Saklandığın yerden çık, bir şey olmayacak.'' dedi ve adımlarını daha çok yavaşlattı.

Elinde ki silahı pantolonunun arkasına sakladı. Ona inanacağımı sanması komikti.

Birkaç dakika sonra çıkmayacağımı anlamış gibi odayı aramaya devam etti. Ortalığa bakmaya devam ederken, dolap dikkatini çekti. 

Hemen onu izlediğim aralıktan çekildim ve ne yapacağımı düşünmeye başladım.

Gizemli ÇocukBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin