29. Bölüm

925 47 15
                                        

---------------------------Yazarın Ağzından------------------------------

Elinde ki silahı yere doğru indirdi ve önünde ki çifte daha dikkatli odaklandı. Şuan iki kurşunla her şeyi bitirebilirdi, ama yavaş yavaş yapacaktı. Daha çok acı çektirerek. 

Bilekliğinde ki resme bir daha baktı. Madison... dünyada tanıdığı en saf insandı o. Kim onu üzebilecek kadar kalpsiz olabilirdi ki? 

Her gün, her saniye onun daha çok kayboluşunu izlemişti. Bir şeyler yapmadığı için kendisine de kızgındı aslında. O yanında olan tek kişiydi, kendinden bir parçaydı. 

Onun acı çekmesini sessizce seyretmişti. Elinden hiçbir şey gelmemişti, biraz daha çabalasaydı belki o gece yanında olsaydı... Madison ölmezdi. 

Gözünden akan yaşı elinin tersiyle sildi, ama yenisinin gelmesi uzun sürmemişti. Yine lanet olasıca duygularına yenik düşmüştü. O bir katildi, duygusuz olmalıydı. Saklanmalıydı, karanlıktan çıkmamalıydı. 

Yıllardır bulunduğu karanlığa alışmıştı aslında, ama çıkmakta istemiyor değildi. Biraz daha dedi kendine. Biraz daha sabret, bir gün herkes acı çekecek. İntikam alınacak. 

Siyah saçlarını geriye doğru attı ve silahını pantolonun arkasına koydu. Bu günlük bu kadar yeterdi. Şimdilik.

-------------------------------Ross'un Ağzından----------------------------------

Sabah olduğunda Laura'yla biraz daha gezmiştik, ardından okul olduğu için onu evine bırakmıştım. Şimdi ise kafamı dağıtmak için biraz sokakta geziyordum. 

Saate baktığımda okula bir saat geç kaldığımı fark ettim. Daha sonra giderim diyerek geçiştirdim. Eğer babanız bir holding'de çalışıyorsa, ilerde yapacağınız iş çoktan belliyse ve paralarını yiyebileceğiniz dört kardeşiniz varsa, benim gibi okulu pek önemsemezdiniz. 

Derin bir nefes aldım ve rahatlamayı denedim. Kafamın içinde o kadar çok düşünce vardı ki. Sanki biraz daha birikirse patlayacak gibi hissediyordum. 

Birkaç ay önce içki içmek için geldiğim barlar sokağına girdim. Laura'yla ayrıldığımız zamanlarda depresyondaydım ve her gün buraya gelirdim. Şimdi ise, sarhoş olmayacak kadar az içiyordum. 

Karşı sokaktan gelenleri gördüğümde içimden bir küfür savurdum. Onlardan kurtulalı bir yıl olmuştu ve tekrar başıma iş açılsın istemiyordum.

Ben nasıl görünmeden sokaktan çıkabilirim diye düşünürken John yanıma geldi.

''Ross?'' dediğinde yüzümü dönmek zorunda kaldım. Pekala, oyunculuk zamanı, tekrar o sahte gülümsemeden yapabilirim. 

''Hey John, nasılsın?'' 

''Aynı, bilirsin işte satışlara devam ediyorum.'' John uyuşturucu satıcısıydı. onunla bu şekilde tanışmıştım zaten, az kalsın beni de bağımlı yapacaktı ama zor kurtulmuştum. 

Jennifer'ın bir tane kız arkadaşı sayesinde John'la tanışmıştım. John, Jennifer'ı pek sevmezdi. Hatta ondan ayrılmamı söyleyip dururdu. Ama şu popüler çocuk ve popüler kız imajı yüzünden onunla çıkmıştık.

Bir gece beni yanına çağırmıştı ve uyuşturucu vermişti. İçmemiştim, ısrar ettiğinde biraz almak zorunda kalmıştım. 

O gece eve geldiğimde Riker'la nasıl kavga ettiğimizi hatırladım. Davranışlarım yüzünden her şeyi anlamıştı ve John'un satış yaptığı yeri polise şikayet etmiştik. Bu ikimizin arasında bir sır olarak kalmıştı.

Gizemli ÇocukBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin