27. Bölüm

866 47 26
                                        

---------------------------------Laura'nın Ağzından-------------------------------------

 ''İyiki doğdun Ross! İyiki doğdun Ross! Mutlu yıllar sanaa!'' Doğum günü şarkısını bitirdikten sonra Ross güldü ve mumları üfledi. 

Onu bu kadar mutlu görmek iyi hissettiriyordu. Sonuçta aylardır depresyondaydı ve şimdi gülümsüyordu. 

Ailesiyle olmak onu iyi gelmişti. Tatil boyunca çok eğlenmiştik ve o sanırım eski haline dönebilmişti. Buraya geldiğinden beri çok içki içmiyordu, zaten son günlerde azaltmıştı. 

Şuan birazcık bile cesaretim olsa onu öpebilirdim, ama bende o cesaret nerede... 

Sonunda pasta kesilme aşamasına gelebildiğimizde tabaklarımızı aldık ve masalara oturduk. 

Pastadaki Ross'un kafasının olduğu kısım bana gelmişti. Sesli bir şekilde güldüm ve pastadan biraz yedim. 

Hayatımda gördüğüm en muhteşem doğum günü pastası falandı sanırım. Sarı renkliydi, üstünde Ross'un resmi vardı, birkaç süsleme ve ''İyiki Doğdun Ross!'' yazısınıda unutmamışlardı tabii ki de. 

Pastalar bittiğinde ve müzik bittiğinde hediye verme aşamasına geldiğimizi düşünmüştüm, ama daha sonra Ross'un hediye istemediği aklıma geldi. 

Açıkcası neden istemediğini bilmiyordum. O kadar çok kişi gelmişti ki, bir sürü hediyesi olabilirdi. Evet, saçma konularda kafa yormakta ustayım. 

Birkaç hareketli şarkıdan sonra yavaş bir şarkı çalmaya başladı. 

Riker mikrofonu eline alıp, ''Şimdi herkes kendine bir eş bulsun ve dans etmeye başlasın!'' dedi ve Ross'a kaşlarıyla beni işaret etti.

Ben gülmemeye çalışırken, Ross, Riker'a ölümcül bir bakış attı. 

Sonunda birkaç çift dans pistine çıktığında, Ross'un yanıma doğru geldiğini fark ettim. 

Pekala, doğal davran Laura. Altı üstü bir dans, ne olabilir ki? 

''Hey, Laura... dans etmek ister misin?'' dedi. 

''Ben mi?'' dediğimde güldü. 

''Bu masada sadece sen olduğuna ve senden başka Laura olmadığına göre.'' dedi. Çocuk bana bakarak sordu zaten! Neden bu kadar saçma bir cevap verdim ki?

''Ah, evet.'' dedim ve uzattığı elini tutup masadan kalktım. 

Dans pistine çıktık ve yavaşça dans etmeye başladık. 

Gözlerimin tam içine bakarak dans ediyordu ve açıkcası kendimi kaybetmekten korkuyordum. Birkaç dakika boyunca birbirimize bakarak dans ettikten sonra, bir konu hakkında konuşmanın iyi olacağını düşündüm ve merak ettiğim ilk soruyu sordum. 

''Neden hediye istemedin?'' 

''Çünkü kimse istediğim şeyi veremeyecekti.'' 

''Nasıl yani?'' 

''Olmasını istediğim tek birşey vardı ve... hayal ettiğim kişi bunu vermediği sürece başka bir hediyenin önemi yok.'' 

Kimden bahsettiğini bilmeyi çok istiyordum, ama vereceği cevaptan korkuyordum. Zaten bu tatilde kendimi aşan şeyler yapmıştım ve... başka birşeye gerek yoktu. 

Yavaşça kafamı salladım ve dans etmeye devam ettik. Şarkı bittiğinde tekrar masaya oturdum. 

Belki de benden bahsetmiyordu, ki büyük ihtimalle böyleydi. Almaya korktuğum ikinci cevapta buydu işte. 

Gizemli ÇocukBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin