30. Bölüm

924 47 20
                                        

------------------------------------Laura'nın Ağzından---------------------------------------

Dakikalardır telefonuma bakıyordum ve nasıl anladığını çözmeye çalışıyordum. 

İyi sır saklayamıyorsunuz. -A 

Tekrar birlike olduğumuzu nereden biliyordu? Daha ailelerimizin bile haberi yoktu, ama bu -A her kim ise sanki her şeyimizi biliyor gibiydi. O düşündüğümden daha çok yakınımızdaydı.

Ross'a söylemeli miydim? Tekrar panik olmasını istemiyordum, ama söylemezsem de kötü olabilirdi. 

Şu anda aramızdaki herşey çok iyidi ve ben bunun bozulmasını göze alamazdım. Ona söylememem daha iyi olacaktır, belki de. Ross ikimiz için bir sürü şey yaptı, ama ben hiçbir şey yapmadım. 

Bu meseleyi kendim çözmeliyim ve -A'yı durdurmalıyım. İkimiz için. 

Derin bir nefes aldım  ve ellerimi başımın arasına aldım. Yanıma birisinin oturduğunu hissettim. Başımı kaldırdığımda Ross'un endişeli gözleri ile karşılaştım. 

''İyi misin? Bir şey mi oldu? Birisi bir şey mi dedi? Laur--'' Ardarda sorduğu soruları görmezden geldim ve onu sakinleştirmeye çalıştım. 

''Ross ben iyiyim. Sadece başım ağrıyor, o kadar.'' 

''İstersen dışarı çıkalım.'' dediğinde endişesine karşı gülümsedim.

''Hayır, burası daha iyi hem senle konuşmam gerekiyor.'' 

''Tamam.'' dedi ve susup beni dinlemeye başladı. 

''Birisinin ilişkimizden haberi olmadığına eminsin, değil mi?''

''Şuan sadece kardeşlerim ve Ellington biliyor ve onların da sır saklayabileceklerinden adım gibi eminim.'' dedi. 

''Peki, sence belli ediyor muyuz?'' 

''Laura, hadi ama endişelenmeyi kes! Neredeyse okulda yanına bile gelemiyorum! Okulun iki sokak ötesinde seni öpmeme, hatta sarılmama bile izin vermiyorsun!'' Yüksek çıkan sesine karşı birazcık korkmuştum. Birisi ne zaman bağırsa aklıma annem ve babamın gürültülü kavgaları gelirdi. 

''Bana bağırma.'' Titrek çıkan sesime karşı bana doğru döndü. Dolan gözlerim yüzünden başımı aşağı eğdim. 

Birkaç adım sesi duydum ve daha sonrada beni sıkıca saran kollar hissettim. Ellerimi göğsüme doğru çektim ve başımı Ross'un boynuna gömdüm. 

''Çok özür dilerim, öfkemi kontrol edemediğimi biliyorsun ve... Sanırım içimde hala eski benden bir parça var.'' Yumuşacık çıkan sesine karşı kafamı kaldırdım ve kollarımı beline dolayıp sarılmasına karşılık verdim. 

''Sorun değil, sadece fazla duygusalım. Biliyorsun.'' dedim.

''Bu özelliğin, hoşuma gidiyor.'' dediğinde tam olarak ne söylemek istediğini anlayamamıştım. Ağlamamdan mı hoşlanıyordu, yoksa ağladığımda ona sarılmamdan mı? 

Tam ağzımı açıp bir şeyler diyecektim ki, yeni bir tartışma konusu çıkarmanın mantıklı olmadığını fark ettim. 

Zil çalana kadar sarılmaya devam ettik. 

------------------------------Ross'un Ağzından------------------------------

Mutlu bir şekilde mutfak kapısından içeri girdiğimde, yüzüme yediğim kremalı pasta ile gülümsemem silindi. 

Rydel ve Ellington ise gülerek savaşlarına devam ediyorlardı. Rydel'ın gözü kısa süreliğine bana döndüğünde kahkalar atmaya başladı.

Gizemli ÇocukBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin