KIRIK

752 37 27
                                    

Okuduğunuz için teşekkür ederim. Benim için çok kıymetli. Fakat yorumlarınızı da paylaşırsanız çok sevinirim. Hadi yeni bölüme geçelim.🦋
.
.
Bahçede uzun süre oturdu Mine. Ne kadar geçmişti? 10 dakika? Yarım saat? 2 saattir soğuk havayla iç içeydi ama neredeyse hissetmemişti bile. Daldığı düşünceler bambaşka deryalara sürüklemişti onu.Turgut omuzlarıa bir şal örttüğünde kendine geldi.

"Minecim. Hala buradasın."

"Hiç fark etmemişim. 2 saat olmuş. Bir problem falan çıkmadı değil mi?"

"Hayır merak etme. Acildeki vakalar halledildi. Ortalıkta boşaldı o yüzden kafanı dinlemene izin verdi."

"Verdi?"

"Verdi"k" yani biz karar verdik."

"Anladım. Ameliyattaki tavrım için üzgünüm. Noldu anlamadım. Bir anda gözlerim bulanıklaştı."

"Bir sıkıntı mı var Mine? Anlatmak isteyip anlatamadığın."

"Hayır."

"Biliyorsun. Ne zaman istersen beklerim."

"Sağol. Biliyorum."

Mine telefonunun sesiyle elini cebine attı. Ekranda Leyla'nın adını görünce hızlıca cevapladı. Yeni vakayı duyunca şalı yere düşürdüğünü fark etmeden acile koştu. Rüzgarın şiddetiyle sürüklendi şal. Kime gideceğini seçermiş gibi Hakan'ın ayaklarına takıldı. O da önüne bakmadan dalgın dalgın içeri yürüyordu.

"Bu ne böyle?"

Şalı eline aldığı gibi burnuna dolan o kokudan Mine'nin ruhunu hissetmişti. Askılık misali koluna,şalı asıp içeri geçti. Bugün olanlara anlam verememişti ama üstüne de gitmeyecekti. Ne kadar üstüne gidilirse o kadar inatçılaşacağını biliyordu çünkü.

"Hakan hocam elinizdeki kimin şalı?"

Onur'un sorduğu soruyla Mine ve Hakan'ın bakışları buluştu. Turgut hızlıca durumu toplamak için araya girerek şalı aldı Hakan'ın elinden.

"Benim. Alayım hocam ben onu."

"T-tabi. Al buyur."

Mine işine dönüp hastaya serumunu bağladıktan sonra ekipmanların artanlarını düzenleyip dolaba yerleştirdi. Odasıma giderken peşinden gelen Hakan'ı fark etmemişti.

"Mine."

Arkasımı dönüp onunla gözlerine baktı.

"Efendim Hakan."

"Anlatman gereken şey her neyse onu duymak istiyorum."

"Neden? Bence sen otele git."

"Bitmiş gitmiş bir mevzu.."

"Bizim gibi."

Hakan bakışlarını Mineden çekip başka yerlere bakarken Mine ise ok gibi bakışlarını hala onun üstünde gezdiriyordu.

"Acile vaka geldi. 40 yaşında kadın. Merdivenlerden düşüp kafasını yarmış. Dikiş atılacak ardından tomografi isteteceğiz her ihtimale karşı."

"Tamam geliyorum."

Mine rüzgarıyla beraber odadan çıkarken Hakan ise olduğu yerde kalmıştı. Neler olacağını tahmin edemese de o çukur uçsuz bucaksızdı.
.......
Acildeki hastalar hayata tutunmak için ellerinden geleni yaparlar. Adı üstünde ya. Beklenen bir komplikasyon ya da aşamalı bir hastalık değilde aniden gelişen olaylar sonucunda bulundukları yerdir Acil. Mine oraya her baktığında elinde var olan sağlığına teşekkürler ederek başlıyordu işine. Kolay değildi işleri. Geceyi gündüze katmak,kendi vaktinden eksiltip o canlar için artırmak. Ama onlar yapıyorlardı bunu.
Her gün bambaşka bir cana umut olmak..

"Hakan hocaya haber verin. Acil ameliyata almamız lazım."

"Mine abla Hakan hoca başka bir ameliyatta."

"Anlamadım?"

"B-başka bir ameliyatta?"

"Onun çizelgede ameliyatı 3 saat sonrasınaydı. Neden şimdi girdi?"

"Sanırım bir işi çıkmış. O da erkene çekmiş."

"İşi çıkmış öyle mi?"

Elindekileri bırakıp koşar adımlarla ameliyathaneye gitti. Telefonunu çıkarıp Hakan'ı aradı. Camdan gösterdi kendini önce.

"Telefonu aç."

Diyerek işaret etti. Hakan onun sinirli olduğunu görebiliyordu. Onur'un yardımıyla açtı kulağına tuttu.

"Efendim Mine."

"Acilde durumu gitgide kötüleşen bir hasta var. Senin ameliyatına daha varken erkene almışsın."

"Mine bilmediğin şeyler var."

"Anlat o zaman Hakan."

"Mine ameliyata dönmem lazım."

Mine ameliyathane kapısından ayrılıp acile geri döndü. Herkesin sessizleştiğini görünce ne olduğunu anlamaya çalıştı. Hastanın yüzüne örtülen bembeyaz örtüyü görünce duraksadı. Bir hayatın daha sonu gelmişti.

"Ölmeyecek."

"Mine abla hastayı kaybettik."

"Hayır etmedik. Etmeyeceğiz."

Koşarak gitti yanına. Örtüyü hızlıca çekip hastanı göğsünü açtı. Kalp masajı yapmaya başladı. Herkes şok içinde onu izlerken Mineyse hayatta hep var olan inadını şimsi hastanın üzerinde kullanıyordu. Geri gelecekti. Ölemezdi.

" 1 dakika oldu bir fark yok. Bırakmalısınız."

"Bu kadar kolay pes edemezsiniz! Direk ölüme terk edemezsiniz."

Birkaç hamlede daha bulundu. 1 dakika daha geçti. Dolan gözlerini saklamak için sımsıkı kapattı. Ayağa kalktığında karşısında Hakan'ı gördü. Ne zamandır oradaydı bilmiyordu ama muhtemelen yaptıklarını görmüştü. Bakışlarını kaçırdı. Tam acilden çıkacaktı ki yaşamın sesi yeniden tün sessizliği doldurdu. Leyla akan yaşlarını silip gülümseyerek seslendi.

"DÖNDÜ! HASTA DÖNDÜ!"

Mine hastaya baktı. Gülümsedi. Yanına giderek yüzünü inceledi.

"Hayata tutunduğun için teşekkürler..Harika bir mücadele verdin.."

Diyerek fısıldadı ona. Gün ilerlemiş bir mucize görmüşlerdi.
Akşam olduğunda Mine odasından eşyalarını toplayıp montunu giydi. Her zaman gittiği o sessiz ve huzurlu mekana gidecekti. Bir kahve ya da bitki çayı belki her şeyi çözebilirdi.
Hastaneden çıktığında karşısında gördüğü garip giyinimli adama baktı. Ne işi olduğunu ya da kime baktığını soracaktı ki adını duymasıyla buz kesti.

"Mine sensin değil mi?"

"Pardon? Adımı nereden bili-"

Diyemeden karnında hissettiği baskıyla acıyla büküldü bedeni. İkinci hamlede nefesi kesildi. Titreyen elleriyle yarasına bastırdı. Aldığı bıçak darbeleriyle dizinin üstüne çöktü. Adam kaçmıştı. Ağlamaya başladı. Korkuyordu. Hızla kaybettiği kan onun bilincini de alıyordu elinden. Tamamen yere yığıldığında gözü hastaneye gitti. Yavaşça kapandı ardından gözleri..
.....
Tüm ekip dışarı çıkarak birbirlerine iyi akşamlar dilerken Leyla'nın gözü yerde yatan Mineye takıldı.

"Mine abla!"

Tüm dikkatleri oraya çekti Leyla. Herkes yanına koştu. Hakan hemen çömeldi. Dikkatlice çevirdiğinde biriken kanı görünce tüm vücudunun acıyla çevrildiğini hissetti.

"Mine aç gözlerini. Mine bana bak. Mine!"

Turgut Hakan'ın yüzüne baktığında bir şey gördü. Kaybetme korkusu.

"Mine hadi. Hadi. MİNE GÖZLERİNİ AÇ!"
.......

Vaveyla | Hakan&MineHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin