Veda'nın sözleri bende deli cesareti oluşturmuştu. Kendime olan güvenimin artmasına neden olmuştu. Duygularımın sessiz kalmasının boş olduğunu anlamıştım. Şaha kalkmış koşmaya hazırlanmıştı. Her ne kadar cesarete geldim desem de göz temaslarını kısa tutup kaçırıyordum. Veda başını göğe doğru kaldırıp yıldızlara baktı.
"Yıldızlar güzel parlak ve yakın izleyelim mi? "
Bendeki büyük heyecanı gizli tutmaya çalışıp bir yandan da sorusuna cevap vermeye çalışıyordum.
" Bence de yıldızlar çok güzel senin gözlerin... "
Diyebildim devamını getiremedim. Veda anlamışçasına yüzüme gülümseyip yere doğru eğilip çimenlerin üzerine uzandı. Ben de bir metre uzaklıkta yanına uzandım. Yıldızları izlemek meğer ne kadar eğlenceliymiş.
Ben Zana hayalperest insan değildim. Ancak hayal kurmaya başlamıştım.İçlerinden en parlak yıldızı seçmiş, ismini de Veda koymuştum. Bana göz kırpıyor, gülümsüyordu. Usulca yaklaştım; yüzünü avuçlarımın içine almıştım. Kuruyan dudaklarımı dudaklarıyla ödüllendirmişti. Adı arkası kesilmeyen öpücüklerimin ardından sımsıkı kucaklamıştım onu.Üzerinde uzun duvağı ve taşlarla süslenmiş beyaz bir gelinlik vardı. Saçları toplanmış, topuz yapılmıştı. Belinden sımsıkı kavramıştım onu. Döne döne kahkahalar atarak dans ediyorduk. Sonra, iki tane aynı boyutta yıldız yaklaştı. Onlar da bizim ikiz çocuğumuzdu. İsimlerini sevdiğim kadın koyacaktı. Her şeye sahiptim aradığım sadece gerçek bir aşktı onu da Veda ile bulmuştum." Sabırsız bir şekilde söze Seda atlayıverdi. "Peki, Zana, Veda hayallerinden bahsetmedi mi? Onun hayalleri yok muydu? Ne bileyim… Anlattıklarına bakılırsa, seni hazırlayan, bu aşkın temeline imzasını atan kadın sonuçta. Onun da hayalleri vardır." " Bilmiyorum, Seda… mutlaka vardır. Ancak ben kendimi aşkın büyüsüne kaptırmıştım ki sormayı akıl edemedim. Zaten bu hayallerimden de Veda'nın haberi de yoktu. İşte adı üzerinde: sadece benim hayallerim." "Sonra neler oldu? " "O Yıldız senin bu yıldız benim şu Kuzey Yıldızı, bak Kutup Yıldızı işte tam karşımızdaki de Kuyrukla Yıldız... Gökteki bütün yıldızları izleyip geçmişini düşündük. Sıra geceyi aydınlatan dolunaya gelmişti. Kocaman beyaz bir dolunay, önünde kahverengi gölgelikler vardı. Saat hızlıca akmış gece yarısı oluşmuş. Her şeyi unutmuştuk köze konular sebzeler yanmış, ateş sönmüş, semaverde kaynayan su bitmişti. Doğrulup oturduk etrafımıza bakınıp unuttuklarımıza bakınca kahkahalar tufanı kopardık.
Tekrar sırt üstü yatmıştık Veda konuşmaya başlamıştı.
"Keşke hayatımızdaki unuttuğumuz insanlar da közde unuttuğumuz sebzelerde olduğu gibi defolup gitseler."
Bense sadece "Keşke" diyebildim. Hayatında unutmak istedikleri kim veya kimlerdi. Merak ediyor diğer taraftan da düşünüyordum. Unutması bu kadar kolaysa eğer gün gelir de bir gün beni de unutur diye de korkmaya başlamıştım. Bencilce düşünmeye hakkım yoktu. Ben aciz kul Veda'nın dünyası olmak istiyordum. Üşümüştük çok tuhaf üşüdüğümüzü fark etmiyordu. Ara ara gözler birbirini buluyor utangaç şekilde bakışıyorduk. Güzel kızın sesini titremesine daha fazla dayanamayıp çadıra gitmeyi önerdim.
Ayağa kalkıp elimi uzattım. Uzattığım elimi tutup ayağa kalktı. "Teşekkür ederim bugün başka güzel idi. Ve yaşadığım güzelliği yaşattığın için ayrıca teşekkür ederim."
Elimi yavaşça bırakıp ellerimin arasından süzülüp çadırına doğru yürümeye başlamıştı. Giden aşkın arkasına bakmak hem güzel hem de acı verici idi. Nasıl yani soracak olursan kalbim varlığına alışmıştı. Yokluğu sadece sabaha kadardı. Gün yeniden başlayınca Veda'm yanımda olacaktı. Sonrası uzaklık ve mesafelerle dolu günlerim olacaktı. Ben tanımadan sevdim ve Veda'nın hayallerimi süsleyen kızın olmasını istiyor, onunda hayallerini süsleyen biri olmayı diliyordum.
Öğrenmem için sadece zamana ihtiyacım vardı. Nedense zaman bana zor gelmeye başlamıştı. Çadırına yaklaştı eğilip içeriye girmeden önce arkasını dönüp geriye doğru öyle bir bakışı vardı ki geriye kalan ömrümü bitirebilirdi. O bakışlara fena halde tutulmuştum. Ve sonunda o bakışlar gecenin karanlığına arkadaş olmuş çadırına girip fermuarını çekmişti. Allah'tan tek dileğim o kapı yüzüme sonsuza kadar açık kalması idi. O gece nasıl sabah oldu inanın ben de bilmiyorum. Hangi ara göz kapaklarım kapandı, uykuya daldım. Rüya görüp görmediğimi hatırlamıyorum. Hatırladığım tek şey, çadırımdan içeriye sızan uzun bir ışık oldu. Sonrasında, saçlarımda dolaşan yumuşacık, bir o kadar da sıcak el… Parmak uçları saçlarımın her telini birbirinden ayırıyordu. Sonra duyduğum ses, uyanmama neden olmuştu.Gözlerimi açtığımda Veda başucumda dizlerinin üstüne çökmüş şekilde gözlerini bana dikmiş öylece kımıldamadan bana bakıyordu. Ben halen saatin gece yarısı olduğunu düşünüyordum. Şaşkın bakışlarla doğrulup oturdum.
Aynı hizada sadece Veda'yı izliyordum. Allah şahit içimi farklı duygular sarmış idi. Bir kadına dokunmayı hiç bu kadar çok arzulamamıştım. Cinsellik duygularım uyanmış gün yüzüne çıkmıştı. Aklım ve mantığım bana ait değildi. Bütün organlarımı nefsim ele geçirmiş kendimi kontrol etmekte zorlanır olmuştum. Veda'ya sahip olmaktan başka bir şey düşünemiyor düşünmek istemiyordum. Üzerindeki siyah askılı crop beni öldürüyordu. Sol kolunun askısı omuzlarına düşmüştü. Gözlerimi her ne kadar vücudundan uzak tutmaya çalışsam da başarılı olduğum söylenemezdi. Dudaklarındaki ince hatları bir bir aklıma kazıdım. "O açık kahverengi gözlerine uzun uzun bakıp, dudaklarından saatlerce öpmek istedim." Veda önüne dökülen bir tutam saçını elleriyle alıp kulağının arkasına doğru götürdü. Sonra ellerin dizlerin üzerine koyup utangaç ve mahcubiyet ile konuşmaya başladı.
"Şey sabah oldu güne doğan güneş çok güzel izlemek isteyebileceğini düşündüm. Dışarıdan seslendim ama duymadın ben de içeriye gelip uyandırmak istedim."
"Ne? "
" Anlamadım..."
"Yok ya ben saçmaladım uykudan uyanınca huysuz oluyorum."
"Tamam anladım senin dışarıda bekliyorum."
Dışarıya çıkınca ben öfkeden deliye dönmüştüm. "Gerçekler ve hayaller bu olsa gerek. Ne beklerken ne buldum. " Kendimi yatağa bırakıp gözlerimi kapadım. Kollarımı iki yana açıp :
"Ooooof!
Çekip " Veda" diye mırıldandım. Gözlerimi açınca yataktan deli gibi fırladım. İnsanın kendi bedenini esir aldığı duygulardan ayrılıp normaline dönmesi zor oluyor ama dışarıdaki güzelin beni beklediğini düşününce çabucak toparlanmamı sağlamıştı.
Pantolonumu giyinip tişörtümü başımdan geçirip, spor ayakkabılarımın solunu giyinip sonra sağ ayakkabımı yarıca ayağıma geçirip apar topar çadırımdan dışarıya çıkmıştım. Yarıca giyindiğim ayakkabılarımı giyinmiştim. Tişörtümü pantolonun içine kapatıp yanına yaklaştım.
🌸Aşk eğlenceli yaşanmalı... 🌸
ŞİMDİ OKUDUĞUN
VEDA
Roman pour AdolescentsSon zamanlarda konuşulan cümle, "GİDENE Mİ ZOR KALANA MI?" Veda'yı okuduğunuzda aslında kullanılan cümlenin anlamı olmadığını farkına varacaksınız. Yaşanmış gerçek aşk varsa eğer bırakmak mümkün değildir. Aşkı dibine kadar yaşıyacağınız kitap geliyo...
