Sonu Gelmez

4 0 0
                                        

"Hiç keyfim yok dışarıya çıkasım da gelmiyor."
"Sözümü ikiletme zaman aşımı olmasın kardeşim."
"Tamam anladım senden kurtuluş yok."
"Evet kardeşim yok." Telefonu kapatınca beynimin kemiren  kurtçuklar gün yüzüne çıkmıştı. İçten içe beni kemirmeye başlamışlardı. Bu duygular yersiz değildi. O alçak adamı kendimden iyi tanıyordum. Sesindeki titreme, felaketin habercisiydi. Ne zaman içine sinmeyen huyları delirse, sesi titrer; bundan da keyif alırdı. Ayrıca davranışlarına aşırı gurur duyar, kendini sorgulamazdı. İstemeye istemeye giyinmek için  yatak odasına doğru yürümeye başladım. Gardırobımdan açıp siyah keten pantolonu alıp üzerine yarım kol beyaz gömleğimi giyindim. Spor ayakkabılarımı giyindikten sonra aracın anahtarını alıp evden ayrıldım. Üzerime dolaşan kara bulutlar vardı. Benim ruh halimi yansıtıyordu. Yaklaşık otuz dakika sonra Gölbaşı'ndaki evine gelmiştim. Evi sitede idi yalnız yaşıyordu. Burak kızlara ve oldukça keyfine düşündü. Onun elde edemeyeceği kız yoktu. İstemedi olmayınca olana kadar peşinden koşar, istediğini alınca açıklama gereği duymadan çeker giderdi. Sanki o kişinin hayatına dahil olmamıştı. Burak 'ın yaşantısı beni korkutuyordu. Tek anlaşamadığımız gönül ilişkileri idi. Ben ömürlük istiyordum Burak ise gündelik ilişkiler ve eğlence peşinde koşuyordu.


Hatta bir sohbetimizde Veda ile benim ilişkime imrendiğini söylüyordu. Gün gelir de sevdiğimi benden alma ihtimalini aklımın ucundan geçirmezdim. Aracı garaja bırakıp bahçeye doğru ilerledim.
Evin bahçesine geldiğimde ayaklarımı ileriye atamıyordum. Attığım her adım, beni geriye çekiyordu. Bu durum ise sinirlerimi daha da geriyordu. Gün boyu Veda ile konuşamamıştım; bunun verdiği öfke de içimde birikmişti. Düşüncelerimi dağıtmak için gözlerimi bahçede göz gezdirdim havuzun cap canlı mavi rengi vardı. Bir tek dalgası eksikti. Eve doğru yaklaştığımda dış kapının hafif aralıklı olduğunu gördüm. Hani olur ya insana anlatamaz fakat görmesi için gözünün içine sokulur ya işte onlardan biriydi. Yangınlar oluştu bende kapıyı yavaşça açtım. Bir kaç adım attıktan sonrasında hayatımı karartan olayı gördüm. Benim dokunduğum bele dokunmuş benim parmaklarımın dolaştığı saçların arasından başka parmaklar geziniyor, benim öpmeye doyamadığım, kıyamadığım dudaklarda başka dudaklar vardı. Tenimde kesilmeyen sancılar, acılar hissettim. Kör bıçakla kalbime kalbime defalarca defalarca saplamislardi.

Almışlar ellerine matkabı ciğerlerimi deldikçe delip paramparça ettiler. Biri ömrüm dedim kız, diğeri ise kardeşim dediğim insan. Nasıl yapmışlardı bu çirkinliği bana? Düşüncelerimde benim gibi param parça olmuştu. Elimden yere düşen telefonun sesi ile ayrıldılar. Veda bana bakınca nutku tutulmuştu. İçimde biriken acı ve nefretle Veda'ya baktım. Dokunsalar düşebilirdim fakat güçlü görünmeli ayakta dimdik durmalıydım. Ne kadar başarılıydım bilmiyorum ayaklarımın altında kaygan bir zemin vardı. Beni uçuruma doğru sürüklüyordu. Evin alt katı eğlence yeri idi. Kutlama yaptıkları ortamdan belli oluyordu. Silah bulup kendi beynime sıkasım geliyordu. Aslında silaha gerekte yoktu gördüklerim ölmem için yeterli idi. Nasıl sevmişim Allah'ım böyle körü körüne bağlanmışım. Gerçekleri göremeyecek kadar bendeki aptallık.

Veda'ya en büyük cezam benim kadar seveni olmayacak hayatı boyunca benim beslediğim aşkı her dokunduğu erkek de arayacak fakat bulamayacak. Aşk acısı bende baki kalacak. Ben de sevmeyecektim ihanetin simgesini hayatıma taşıyacak gelen aşklara nasılsa gidecek gözle bakacağım. Şimdi sen söyle Seda bu aşkta kim kimler kazandı. Ben geleceğimi Veda ise geçmişini kaybetti.
Öfke patlaması yaşayıp yanı başımda duran sehpanın üzerindeki Çin vazosunu alıp Burak ve Veda'nın önüne fırlattım. Yere düşen vazo benim duygularımı yansıtıyor param parça olan duygular...
Aslında konuşulacak, sorulması gereken çok sorular vardı. İlişkiniz ne zaman başladı?
Ne zaman söyleyecektiniz?
Nasıl yaptınız?
Saçma sapan sorular işte sonuç olarak ben aldatılmış mantıklı bir açıklaması yoktu. "Verilen cevaplar içime su serpmeyecek yaralarımı dindirmeyecek, kırılan gururum, onurum yerine gelmeyecek, yıkılan hayal kırıklığının telafisi olmayacaktı."

Aslında sessizlikte bir cevaptı anlayana ve ben de sessizliğimi bırakıp sevgimi alıp arkama dönüp evden ayrıldım. Ben bahçeye çıkınca arkamdan koşar adımlarla Veda geliyordu. Seslendi" Zana dur gitme yanlış anladın göründüğü gibi değil." Görülmeyen şey neydi?
Yanlış anlamam konu aşığının kollarında oluşu mu?
Konuşmaları canımı yakmaya sebep oluyordu. Canımın yanmaması için konuşmasına izin vermemiş her cümlesini boğaz çakrasından çıkmadan susturmuştum. Çünkü yalan sözcüklere artık tahammülüm yoktu.

🌸İhanet insanlarda inanılmaz kaygan zemin hazırlıyor ve sonradan dahil olan insanlara nasılsa oda değerleri gibi çekip gidecek mantığı ile yaklaşılmasına neden olunuyor. Her konunun telafisi oluyor fakat kaybolan güvenin, giden sevginin, olmayan merhametin, yok olan hoş görünün , kötü yaşanan ve yaşatılan hayatın telafisi maalesef yoktur . 🌸

VEDA Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin