Kılıçlar Çekildi - Dağılış

413 47 213
                                    

"Ah ne konuşuyorlar acaba?"

"Regulus!"

"Annabel uyandı mı da ihtiyar, Severus'u yukarı götürdü?"

"Regulus diyorum!"

"Hayır anlamadığım konu Annabel bu zamana kadar neredeydi? Albus onu hastaneden alıp sır gibi nerede sakladı?"

"Sabır Regulus! Sabır!"

"Tabi ki sabır yani. Bizden gizli gizli iş çeviriyor. Hadi bizi geçtim adamın karısı yahu. Bu kadar da olmaz. Hem şu an ne konuşuyorlar ki? Off!"

"Yeter be! Sus artık." Remus'un bağırdığına birkaç defa şahit olan Sirius pek de sevimli olmadığını biliyordu. Çayını alarak koltuğuna sinmesi de bu yüzdendi.

"Bilmemiz gereken bir şey olsa burada konuşurlardı. Sus artık. Bu nasıl bir merak? Hem bu adam senin en yakın arkadaşın değil mi? Uygun bir zamanda sana anlatır. Harry'nin durumunu biz bilmezken sen biliyordun değil mi? Yine sorarsın, ama lütfen ona sor. Bu kadar!"

Remus'un alev alev yanan kahvelerinden son sürat kaçan Regulus yüzünü kahvesine gömdü.

Çatalı pastasına batırarak büyük bir dilim aldıktan sonra Harry'e yaramaz bir çocuğun ifadesiyle göz kırptı.

"Ayrıca Remus o benim sadece en yakın arkadaşım değil, dostum, kardeşim, ailem. Kısaca her şeyim. Teşekkürler." Tabağını ve fincanını alarak masadan kalktığında abisinin kendi kendine homurdandığını duyabiliyordu. Yüzünde alaycı bir ifadeyle salondan çıkıp kendi odasına gitti.

Ama merdivenlere yönelmeden önce annesinin portresine dediklerini hepsi duymuştu: "Tanrı aşkına ikimizi de sen doğurmuş olamazsın. Adam uyuz! Hem de pireli bir uyuz."

O an tek anlaşamayan kardeşler onlar değildi. Helen, Harry'nin önünde duran gazeteyi Ron'dan istemişti.

"Helen neler oluyor? Gazete bana daha yakın farkında mısın?"

"Sana sormalı Aziz Potter. Neler oluyor?"

Gözlerini kapatıp derin bir nefes alan genç büyücü ablasının elini tutmak için uzandığında cadı ani bir hareketle geri çekildi.

"Ben olduk sanmıştım. Kardeşiz sonuçta dedim. Bir şeyleri aştık dedim. Lanet olsun! Ben tam bir aptalım." Snape ağlayarak üst kata çıkarken Fred'de peşinden gitti.

"Ben öyle demek istemedim."

"Aile geniş bir kavram Harry." Hermione'nin donuk sesi genç adamı sarsarken Annabel'in yattığı odada da işler pek yolunda sayılmazdı.

"Tam olarak ne zaman uyandı?"

"Üç ayı geçkin bir süre demek yanlış olmaz sanırım."

"Üç ay? En az o da öyle mi? Tanrım! Karım uyanıyor, onu hastaneden taburcu edip kendi evine götürüyorsun bir de bunlar yetmezmiş gibi bugün bakanlıktaki o aptal arbedeye katılıyor. Sen benimle kafamı buluyorsun ihtiyar?"

"Ah hayır(!)" diyerek üst dudağını kaşıdı.

"Yaralanmadı biraz sakin ol. Sadece böyle büyük büyüleri yapacak kadar çekirdeği güçlü değil. Zamana ihtiyacı var. Ama Annabel'in yerinde durmaya niyeti yok tabi. Bu gece olduğu gibi. Helen'in bana gönderdiği patronus ona gitmiş. Sonrasını da tahmin edebiliyorsundur sanırım."

Kömür gözler yatakta mışıl mışıl uyuyan kadının üzerinde hüzünle dolaşırken titrek bir sesle sordu: "Biliyor mu? Ona söyledin mi?"

"Senin de orada olmanı istedim. Kendini ifade etmen gerek diye düşündüm. Yanıldım mı yoksa?"

SAUDADEHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin