Okulun taş koridorları noel havasına bürünürken, Dumbledore'un bu yıla özel bir noel partisi vermek için okula getirdiği organizatörlerle -neden bu kadar çekici olduklarını kimse bilmiyordu- okulun her zamankinden farklı bir havaya sahip olduğu da kesindi.
Adamın bu işe ''havai fişekler için yardım ediyorum'' diyerek ortak olmasıyla kadın etrafındaki gürültüden bir anda nefret etmeye başlamıştı. İki kadını ve ortalarında Severus'u kara gölde boğmamak için kendini zor tutuyordu.
Gerçi kadınlardan esmer olanın gözünün Lenard ve Regulus'ta daha çok olduğunu fark etmişti. Ama sarışın çilli cadının boğazına çökmemesi için hiçbir sebep yoktu.
''Havai Fişekler'' adlı çalışma sinirlerine dokunmaya başlamıştı. İki günde altında çalışan kaç insanı azarladığını bilmiyordu. Adamı çok az görüyor, gördüğündeyse asla yalnız kalamıyorlardı. Tam olarak barışmış sayılmazlardı ama büyücünün barışmak için kabul ettiği şartları yerine getirmek yerine noel hazırlıklarına yardım etmesi umutlarını kırıyordu.
''Yine bir şeyler ters gidiyor.''
''Ne zaman düz gitti ki.'' Harry ablasının cevabına kıkırdayarak çorbasından iki büyük kaşık aldı. ''Annem öfkeli ve ateşli. Sende durumlar nasıl?''
Helen zorla tekrar içine sürüklendiği aile sorunlarına göz devirerek peçeteyle ağzını sildi. ''Babam fazlasıyla yoğun. Her zamankinden farklı bir şey yok. Tabi sevgili anneciğin ortalığı karıştıracak bir şey yapmadıysa yine.''
Harry kaşığını sertçe bırakıp karşısında oturan ablasına yaklaştı. ''ANNEMİZ! Hem Snape de sütten çıkma ak kaşık değil.'' deyip çantasını kaptığı gibi öfkeyle büyük salondan çıktı.
Ablasının bir dinip bir yükselen dalgalarıyla bu işi çözemeyecekti. O ebeveynlerinin arasını düzeltmek isterken cadı daha da kötü bir hale getirebilirdi.
Annesinin ateşli kısmını öfkelendirenin kıskançlık olduğunu geçen gece görünmezlik pelerinin altında ufak bir gezi yaparken fark etmişti. Snape, noel için burada olan cadılardan biriyle bahçede üzerindeki çalıştıkları şey hakkında test yapıyordu ve annesinin zümrütlerinde yakaladığı yakıcı bakış, sarışın cadıyla esmer büyücüyü o test şişelerinin içine koyup uzaya göndermek olduğuna iddiaya girebilirdi.
Aylar önce imkansızlar ekibinin asla anlaşamayacağını düşündüğü üyesiyle yaptığı B planını harekete geçirmenin zamanının geldiğine emindi. Planın ilk aşaması için vaftiz kardeşi Malfoy'a, ikinci kısmı içinse büyükannesi Minerva'ya ihtiyacı vardı.
❄️❄️❄️
17 Aralık 1996
Soğuk odada saatlerdir oturan kadın, adamın hala kendisine kızgın olmasını anlamıyordu. Bu kadar görülmezden gelinmek boğazında büyük yutulması zor yumrular oluşturuyordu.
Açılan kapıyla oturduğu yerden kalkıp adamın çalışma masasına yaslandı.
"Bayan Potter?"
"Annabel! Adım bu Severus."
"Neden buradasın?"
"Asıl sen nerdesin? Saatlerdir seni bekliyorum."
Adam sorusuna soruyla cevap veren kadını umursamadan çalışma masasındaki koltuğuna oturdu. "Haber vermeden gelmemeliydin."
"Ne?" Kadın şaka yapıyor olmalısın diye bağıran bir ifadeyle adama döndü. "Randevu mu almam gerek gelmeden önce?"
"Öyle görünüyor. Yoksa daha çok beklersin."

ŞİMDİ OKUDUĞUN
SAUDADE
FanfictionOğlumun en yakın düşmanı ben miyim? *Severitus Hikayesi* *Bu bir hayran kurgudur. Harry Potter J. K Rowlinge aittir.