Kış Güneşi

108 12 81
                                    

''Bu bölümde yakınlaşma sahneleri bulunmaktadır. +18 Rahatsız olucak kişilerin bu kısımları atlaması tavsiye edilir.''


🔮🔮🔮



"Annabel -"

"Sen nasıl... Gözümün içine baka baka hemde. O kadının önünde beni nasıl bir duruma düşürdün. Başkalarıyla flörtçülük oynayacaksan ben yokum bu evcilik oyununda. Sen farkında değil misin beni-"

Adamın nasırlı ellerinden biri cadının belini sararken diğeri ensesini kavrayıp kendine çekmişti. Susamışlık hissi tüm bedenini ele geçirmiş uzaklaşmak için her uzvuyla çırpınan kadına daha çok sarılmasını sağlamıştı.

"İnan hala o sevdiğin adamım. Sesini duyar duymaz aşık olduğun adam." dedi cadının dudaklarından ayrılarak.

"Sen - Nasıl öğrendin bunu?"

"İlk görüşte aşık olduğunu biliyordum ama eksik anlatmışsın, kuşlarda fısıldadı ne kadar aptal olduğumu hatırlatarak."

Cadı zümrütlerine kenetlenmiş hasretle bakan kara gözleri ilk kez görmüş gibi hayranlıkla bakıyordu. "Ben-"

"Sen beni o kadar güzel sevdin, seviyorsun benim başka kimseye ihtiyacım olmadı. Olmayacak da. Hata ettim. Çünkü ben ilişkiden anlamayan öküzün biriyim. Yıllardır bu evde yalnız yaşıyorum. Kış güneşi uzun zamandır bu eve girmiyor. Taa ki sen o kapıdan girene kadar. Her şey değişti. Siyah beyaz bir filmin içinde kaybolmuştum sen geldin gözlerimin baktığı her yer renklendi. Hala söz veremem ama sen o kadar güzel dokunuyorsun ki kalbime yaşama sevinciyle dolup taşıyorum. Dizlerinde sonsuz bir uykuya dalmayacaksam eğer ölüm uzak dursun. Son kez zümrütlerine bakıyım. Sevgilim, dünyalar güzelim, özür dilerim."

"Dileme. Özür dileme. Artık ben çok sıkıldım. Yoruldum. Bir gelip bir kaçmaktan. Sürekli aramıza birilerinin girmesinden. En çok da senin buna izin vermenden yoruldum."

"Aramıza kimse giremez. Hepsi ufak tefek pürüzler! 14 yıl boyunca kimse olmadı. Hep seni bekledim. Şimdi seni bulmuşken kaybedemem. Bu ölümden daha beter olur."

"Lütfen, sus! Her şeyi alt üst ediyorsun. Biz yarın boşanıyoruz. Bittik."

"Her şey zaten alt üst oldu!" dedi ve öfke, özlem... Karışık duygular eşliğinde redingotunu çıkarıp yere attı.

Dışarıda tan ağırırken mutfak loş karanlık bir havaya bürünmüştü. Adamla kadın birbirine meydan okurcasına gözlerini kısmış bakıyordu. Söylenen sevgi dolu sözcüklerin yanında hala ikisi de öfkeli ve kırgındı.

Adam, dişlerini sıkarak ileri bir adım attı. "Bitmedi. Buna izin vermem."

"Hata. Bu - aralarındaki olmayan mesafeyi göstererek - Bu bir hata. Uzak durmalısın."

"Hata olduğunu düşünmüyorum. Sen nereye ben oraya, mesafemizde makul düzeyde." dedi, adamın kendinden emin tek bir mimik bile oynamadan telaffuz ettiği cümleler kadını daha çok köşeye sıkıştırıyordu.

"Peşimde dolaşıp sürekli bir çocukmuşum gibi hatalarımı düzeltemezsin. Bu savaş benim Severus. 14 yılın savaşı. Sen buna dahil olamazsın. Albus'un o nadide planları bozulmasın diye peşimde dolanmayı bırak. Beni koruyormuş gibi yapmayı bırak!" diye bağırdı kadın, gözleri dolmuştu ama buna izin vermeyecekti. "Ben kendi savaşımı kazanabilirim!"

"İhtiyarın canı cehenneme. " dedi adam ve kadının üzerine doğru eğilerek alçak bir sesle konuştu: "Orada hemen arkanda olmamı isteyen sensin. Söyle bana, o zaman beni neden her defasında yanına çağırıyorsun?"

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Jan 29 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

SAUDADEHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin