Alihan Arslanoğlu'ndan
Neva Gökçe Demirhan... Gördüğüm kadını unutamıyorum. Neva Gökçe Arslanoğlu olmak ne kadar da yakışırdı ona. Ne yapıp edip bir daha İstanbul'a gidip, Alp'in şirketine gitmek için, Neva'yı görebilmek için bir plan yapmalıydım. Kendinden emin şekilde saçlarını savuruşu, savurduğunda toplantı salonuna yayılan saçlarının kokusu, benim mantığımı devredışı bırakmıştı. Kasına ağzımı açıp da tek kelime edememiştim.
Tüm beynimi uyuşturmuştu. Neva'yı düşünerek çarşıda yürürken karşı kaldırımdan gelen seslere kulak verdim. Bir adam, kadını rahatsız ediyordu. Adımlarımı hızlandırarak karşıya geçtim hemen. Fakat yaklaştığımda, asla onu görmeyi beklemiyordum. Neva... Ahenk... O kadar isminin anlamını taşıyordu ki. Her bir saç teli, kaşı, gözü ahenk içindeydi sanki. Benim ağzımı açıp da cevap veremediğim kadının kolunu piçin biri kavramış, çekiştiriyordu. O an bütün sinirin vücudumda toplandığını hissettim ve adamın yüzüne yumruklarımı indirdim. Neva'nın sesi kulağıma geldiğinde ise, yine beynim uyuşmaya başlamıştı. O ses tonuna dahi canımı verebileceğimi fark ettim o an.
Geri çekilip adamlarıma işaret ettim bu şerefsizi almaları için.
Neva'ya dönüp "Geçti"diye fısıldadım. Şuan onu kendime çekip sarılmamak, saçlarını koklamamak için zor tutuyordum kendimi. Ama hoş olmazdı. Hem bu deli kadının da ne tepki vereceği belli olmazdı.
"Ne geçti ya ne geçti!Niye geldin ki sen?Mahvettin adamı, ben kendimi korumasını bilmiyor muyum sanki!" Diye bağırdı.
Alayla güldüm. "Gördüm, çok güzel koruyordun kendini avukat hanım."
Elbisesinden belli olan bacaklarını görünce yutkundum istemsizce. Göğüsleri de yarı yarıya açık gibiydi.
Sinir etmek için iyice yaklaştım. Bir elimi de beline koyup fısıldadım. "Kanun, kitap, bunları çok iyi biliyorsunuz avukat hanım ama buralarda böyle giyinmemeniz gerektiğini de öğrenmelisiniz." Diye fısıldadım.
Sertçe çekti kendini.
"Sen kimsin de bana karışma haddini kendinde buluyorsun!" Diye bağırdı ve vereceğim cevabı dinlemeden uzaklaştı benden.
"İnşallah ileride kocan olarak.." diye fısıldadım.
Neva Gökçe'den
Ne manyak herifti bu. Allah var çok yakışıklı ama ukala, haddini bilmezin teki. O kim ki bana karışabiliyor? Sonra kahverengi, içinde ela hareler bulunduran gözlerini düşününce içime bir sakinlik geldiğini hissettim. Anlayamamıştım bu hissi. Biraz daha çarşıda oyalanıp konağa dönmüştüm akşam olduğunda.
Konağa döndüğümde resmen kaos vardı. Emine halam dövünüyor, annem halamı sakinleştirmeye çalışıyordu. Babam ise kara kara koltuğa oturmuş düşünüyordu. "Neler oluyor?" Diye sordum Alp'e. Alp sıkıntıyla nefes verdi. "Devran...Arslanoğulları'ndan Yasemin'i kaçırmış. Bu akşam ağalar toplanıp bir karar vereceklermiş."
Gökçe anlamıyordu hiçbir şey. "Ne kararı?" Alp sıkıntıyla bir nefes daha verdi. "Ya Devran ile Yasemin'i öldürecekler, ya da bizden bir kızla Arslanoğullarından birini evlendirecekler" dedi. "Ne?!" Diye ayağa fırladı Gökçe. "Hangi çağda yaşıyoruz ya?!" Diye devam etti. "Gökçe bi sus otur Allah aşkına" dedi bıkkınlıkla Halit Ağa. Devran görüşmediği amcasının oğluydu.
Gökçe sessizce Alp'e döndü. "Alp... Bu işin ucu bize dokunmaz değil mi?" Diye sordu korkuyla. Alp rahatlıkla arkasına yaslandı. "Yok canım... Seni benden alacak adam daha anasının karnından doğmadı" dedi büyük bir güvenle. Oysa ki bilmiyordu 29 yıl önce doğduğunu...
Yazar'dan
Arslanoğlu konağında ise aynı gerginlik vardı. Alihan, kardeşi gibi gördüğü kuzeni Yasemin'in kaçtığını duyunca çılgına dönmüştü. Aşiretlerin ağaları o akşam toplanmıştı. Ya kan dökülecekti, ya da evlilik... Avluda belki 40 tane adam, gençlerin kaderini belirleyecekti. İçlerinden biri konuştu. Mehmet Haliloğlu'ydu, Haliloğlu aşiretinin ağası... "Ağalar..Gelin kan dökülmesin.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kıvılcım
RomanceAlihan Arslanoğlu...Tüm Mardin'in korktuğu,sert fakat bir o kadar da adaletli, hakkaniyetli genç bir adam. Neva Gökçe Demirhan...Yaşına göre mesleğinde oldukça başarılı, tuttuğunu koparan, dikbaşlı, idealist bir genç kadın. Her iki gencin de ortak n...
