İçerik Kurallarımızı güncelledik.
Hikâyeleri güvenli bir şekilde paylaşmaya devam etmek için en güncel kuralları inceleyin.

Buluşma

7.8K 203 2
                                        

Alihan Arslanoğlu'ndan
Onu tüm Mardin'i tepeden gören bir yere getirdim. Masamıza çeşit çeşit peynir, reçel, yumurtalar gelirken karşımda yere bakan kadına baktım. 3 gün önceki dişi aslandan eser yoktu.

Onun bu haline sebep olduğum için içim içimi yese de başka çarem yoktu. İlk defa bir kadın sevmiştim. Ne yapacağımı, nasıl davranacağımı bilmiyorum. Ne yaparsam onun yaralarını sarabilirim mesela? Ne yaparsam bir gün onun güzel dudaklarından "Seni seviyorum Alihan" cümlesini duyabilirim? Bilmiyorum.

O kadar güzeldi ki... fazla güzel. Ona dışarıda birinin yanlışlıkla bile gözü değecek diye ödüm kopuyor. Onu kahvaltı için çiftlik evime götürmek istemiştim sırf bu yüzden. Ama tedirgin etmek istememiştim. Yavaş yavaş alışsın istiyordum. Acelem yoktu, benim ömrüm onundu zaten.

Tabağına hiçbir şey almadığını görünce ortaya konan peynir tabağındaki peynirlerden tabağına koydum. "Yemek istemiyorum." Diye mırıldandı. "Ama yemen lazım." Dedim tabağına yumurta koyarken.

Çatalını sertçe masaya vurdu. "Yemeyeceğim dedim sana" dedi dişlerinin arasından sinirle. Daha fazla ısrar etmedim. Bana olan bu nefreti canımı yakıyordu.

Yazar'dan
Neva, derin bir nefes alıp kendini sakinleştirmeye çalıştı. "Bak... ikimiz de evlenmek istemiyoruz. Bana neden bu kadar iyi davranıyorsun bilmiyorum ama, bu işe bir çözüm bulabiliriz. Tek çözüm evlenmek olmamalı." Genç adam arkasına yaslandı.

"Nedir peki çözümün avukat hanım?" Alihan'ın ilgisini çekmesi Neva'nın hoşuna gitmişti. "Bu gece ben konaktan kaçacağım ve İstanbul'a döneceğim. Sen de birkaç gün terk edildim tribine girersin, suçu bana atarsın kurtuluruz."

Alihan gülmeye başladı. "Ne gülüyorsun be?" Diye sordu Neva ters ters. "Değil İstanbul, Guatemala'ya da kaçsan bulurlar seni." Alihan ayağa kalkıp Neva'nın sandalyesine doğru eğildi. "Hem... evlenmek istemediğimi de nereden çıkardın?" Dedi bakışları kadının dudaklarına kayarken. Ama tutmalıydı kendini. Neva istemedikçe dokunmayacaktı ona, üzmeyecekti Neva'yı.

Neva duraksadı. Ne yani bu adam benimle evlenmek istiyor mu diye düşündü içten içe. Ne kadar tanıyordu ki onu? En sevdiği renk ne mesela?Ya da en sevdiği yemek? Tuttuğu takım? Kaç yaşında? Neva, genç adam hakkında adı ve soyadından başka, ha bir de mesleğinden başka hiçbir şey bilmiyordu.

Alihan ile Neva göz gözeyken Alihan çaktırmadan Neva'nın çatalını alıp Neva'nın ağzına bir parça peynir sokmuştu. Neva şaşkınlıkla ağzı açık bakarken bir de yumurta tepmişti Neva'nın ağzına.

Yerine geçip çayından bir yudum alırken gözleri Neva'nın çehresinde dolanıyordu. Neva ise hala ağzındaki kocaman lokmaları yutmak için savaş veriyordu. Yuttuktan sonra hiçbir tepki vermedi genç kadın. Çayından bir yudum aldı sakince. Alihan ağzına peynir ve yumurtayı koyunca aslında ne kadar acıktığını fark etti Neva.

Küçük bir parça da gözleme aldı. Alihan'ın keyfi yerine gelmişti.

"En sevdiğin renk ne?" Diye bir konu açtı Alihan. Aslında kadının en sevdiği renkten tut, en sevdiği hayvana kadar öğrenmişti bir günde araştırarak da, muhabbet konusu olsun istiyordu.

"Kırmızı. Senin?"

"Maviyi severim" dedi Alihan.

Neva duraksadı. Adam kendisine değer veriyordu aslında ama Neva'nın korkuları vardı. Hem hayatında doğru dürüst erkek arkadaşı bile olmamıştı ki. Hem o 35'inden önce evlenmek istemiyordu.

Sevda onunla "Allah yüzüne güler de menopoza girmezsen o yaşa kadar, çocuğun sana nine diyecek" diye dalga geçiyordu Neva'yla. Neva çayından yudum almadan önce "Kaç yaşındasın?" Diye sordu.

Alihan kısaca "29" diye cevapladı. Neva kendisine sormamasına şaşırmıştı. " Sen de 25" diye devam etti Neva'ya bakarak. Neva başıyla onayladı. Babam söylemiştir diye geçirdi içinden.

"En sevdiğin yemek ne?" Diye sordu Alihan'a. Alihan'ın gözleri parladı. Neva onunla iletişim kuruyordu sonunda. "Kaburga dolması" diye cevap verdi. "Peki ya senin?Yemekle pek aran yok gibi." Dedi gülümseyerek. "Yo aslında yemek yemeyi severim. Ama Mardin kültürüyle pek büyümedim sadece. Mantı olabilir sanırım en sevdiğim yemek." Dedi Neva. "Hangi takımlısın?" Diye soru geldi. Bu sefer ikisi aynı anda sormuşlardı aynı soruyu birbirlerine.

Gülümsediler. Alihan onun o dudak kıvrımında kaybolacak zannetti. İkisi de aynı anda "Fenerbahçe" dedi. Gülümsediler. O an Neva'nın telefonu çalınca andan çıkmışlardı.

"Aşkımm?" Diye açtı telefonu Neva. Alihan'ın kaşları çatılmıştı ama Neva ona bakmıyordu. Neva yaklaşık 4-5 dakika konuştuktan sonra telefonu kapattı. Telefonu aşkım diye açması çok ağırına gitmişti.

"Neva..Birlikte olduğun biri mi var?" "Yoo. Nereden çıkardın ki bunu?" Diye sordu şaşkınca. "Biraz önce telefonu açtın aşkım diye de" diye geveledi Alihan. "Ha. O benim arkadaşım Sevda.Büromu birlikte yönetiyoruz. O da Mardinli. Buraya çağırdım, olanları yüz yüze anlatmak istiyorum ona." Dedi.

Alihan derince bir nefes aldı. Neva kıpırdandı. "Kalkalım mı artık?" Dedi huzursuzca. Adam aslında Neva'ya güven veriyordu. Ama bunu Neva bile kendine itiraf edemiyordu. Alihan başıyla onayladı. Adamlarına hesabı ödemeleri için kaş göz işareti yaparak Neva'yla birlikte kalktılar. 3 saat boyunca birlikteydiler.

Alihan, Neva'yı evine bıraktı, arkasından bakarken hafif bir gülümseme vardı yüzünde. Bu kadına aşık olmuştu ve yakında onun karısı olacaktı.

Neva'yı gören Alp, koşa koşa Neva'nın yüzünü elleri arasına aldı. "Güzelim, iyisin dimi?" Dedi. Sabahkinden daha iyi görünüyordu. "İyiyim, iyiyim merak etme." Selma Hanım kızının yanına geldi.

"Kızım, yani söylemeye de utanıyorum ama sana elbise bakmamız lazım." Dedi. Neva Gökçe başını salladı. "Tamam anne çıkar bakarız yarın." Kadın kızının itiraz etmemesine şaşırmıştı. Akşam uçağıyla Sevda gelmişti Neva'nın yanına. Neva, Sevda'yı odasına çıkardı. Ve olan her şeyi tek tek, hiçbir ayrıntıyı atlamadan anlattı.

"Ay Gökçe, inanmıyorum. Sen şimdi Arslanoğlu mu olacaksın?" Gökçe çaresizce başını salladı. "İstemiyor musun?" Dedi Sevda. "Ben ne istediğimi bilmiyorum Sevda. Adam bana güven veriyor mu veriyor. Mutlu da eder gibi, gözümün içine bakıyor. Ama ben evlenmek isteyip istemediğimi daha yediremiyorum kendime. Evlendikten sonra ne olacak, bu belirsizlik canımı çok sıkıyor. Sevda ne olursun yol göster bana."

Sevda sıkıca sarıldı arkadaşına. "Eğer sen çok aşık olarak evleniyor olsaydın,bu belirsizlik yine olacaktı biliyorsun değil mi? Her şey olacağına varacak. Eğer sana güven verdiğini hissediyorsan, bir şans ver bence Gökçe'm. Hem, sen Neva Gökçe Demirhan'sın kızım. Adliye'de millet seni görünce korkudan tir tir titriyor, bir adamı mı titretemeyeceksin" diyerek güldürdü Gökçe'yi. "İyi ki varsın" diyerek sımsıkı sarıldı Sevda'ya. "Bari düğüne kadar gitmesen?" Diye sordu Sevda'ya.

Sevda onaylar anlamda başını salladı. "Bu akşam burada kalayım, yarın annemlere geçerim." Dedi. "Hep burada kalabilirsin." Dedi Gökçe. "Yok fıstığım annemler gönül koyarlar." Deyince bir şey söyleyemedi Gökçe.

O gece iki kız, birlikte uyudular. Sabahın köründe de halaları ve annesi Gökçe'nin kapısına dayanmışlardı alışveriş yapmamız lazım diye. Hızlıca kahvaltı yapıp çarşıya çıktılar. O sırada bilinmeyen bir numaradan mesaj gelmişti Gökçe'ye.

"Günaydın, Alihan ben. Daha iyi misin?"

"Günaydın. İyiyim, teşekkür ederim." Yazıp yolladım.

Tüm gün elbise bakıp, sonunda birinde karar kılmıştık. Altına da ona uygun ayakkabı, aksesuar derken akşam olmuş, yorgun argın eve gelmişlerdi. Sevda, ailesinin evine gitmiş; Gökçe,Alp, Selma Hanım ve Halit Bey, Emine Hanım  ile Ayşe Hanım, akşam yemeklerini yiyordu.

Gökçe, kırgındı babasına. Yüzüne dahi bakmıyordu. Halit Bey ise ilk defa utanma duygusunu yaşıyordu.Yarın Havin Hanım da hastaneden çıkıyordu. Torununun nişanına yetişecekti. Nasıl içten dilemişse bunu, Allah nasip etti yaşlı kadına torununun bu gününü görmeyi.

Neva Gökçe'nin içine ise bir heyecan gelmişti. Ama bu hissiyatın tercümesini yapmak istemiyordu şuan için. Her şey çok hızlı ilerliyordu ve Neva Gökçe, bu hızdan korkuyordu.

KıvılcımBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin