Alihan'dan
Hayatımın geldiği noktayı birisi bana daha önceden söylese götümle gülerdim. Beni seven bir karım var. Ben ona deli gibi, canımı verecek kadar aşığım bir de karnında bebeğimiz var.
O kadar yoğun yaşıyordum ki bu duyguyu.
Baba olmak..
Sanırım hayatta ulaşabileceğim en büyük servet buydu. Rahmetli babaannem, "Anneler anneliğini bebek rahmine düştüğünde anlar, babalarsa kucaklarına aldıklarında anlar." Derdi. Ben daha evladımı göremeden bu haldeysem, doğunca kim bilir ne hale gelecektim.
Neva'm..Benim güzelim.Bana bu güzel hayatı veren kadınım. Benim en büyük şükür sebebim. Tüm güzelliğiyle yanımdaydı yine. Bebeğimizi görmeye gidiyorduk. Güzel sesiyle düşüncelerimden ayrıldım.
"Aşkım?" Senin o aşkım diyen güzel ağzını öpeyim.
"Efendim güzelim?"
"Bebeğimiz kız mı olsun isterdin erkek mi?"
"Valla bir isteğim yok. Sağlıklı olsun yeter ki. Ama içime kız olacağı doğuyor."
"Ama sen ağasın. Erkek çocuğunun olması gerekmez mi?"
"Milletin ne dediği umrumda değil. Onların da ortaya çıkıp bir laf etmeye hadleri yok zaten. Kızımız olursa başımın üstünde taşırım onu, oğlumuz olursa da. Sen de bunları düşünüp de kendini yorma güzelim."
Yanağımda hissettiğim dudaklarıyla gülümsedim.
"Sanırım Asiye'nin bebeğiyle aramızda 1,5 ay gibi olacak." Başımı salladım. Bebeğimizin ne zaman doğacağını hesapladım kafamda. Tahminen Kasım gibi gelecekti. Hastanenin önüne geldiğimizde durdum. Arabayı park ettiğimde Neva'm inmişti bile. Telefonum ve anahtarımı alıp yanına gittim. Bir elimi beline koyup iyice çektim kendime. Onunlayken aramda bir santimetre bile mesafe bana çok geliyordu. Hoş, o yanımda değilken de tüm aklım fikrim ondaydı. Şimdi buna bir de bebeğimiz eklenmişti. Düşündükçe ellerim terliyor, kalbim hızlanıyordu sanki.
Kayıt açtırıp bekleme alanında oturttum Neva'yı. Yanındaki yer doluydu. Ben de yanında ayakta bekliyordum.
"Sen oturmadın?" Diye sordu masumca. Gülümsedim.
"Ben iyiyim böyle." Kısa bir süre sonra Neva'mın yanı boşalınca oturdum yanına. İyice sıcak basmıştı bana.
"Neva Gökçe Arslanoğlu!" Bu kadının ismine soyadım çok yakışıyordu. Ayaklandım hemen. Neva da kalktığında doktorun odasına girdik. "Hoşgeldiniz." Dedi gülümsemeyle. Neva neşeyle hoşbulduk derken ben baş selamı vermekle yetinmiştim. "Biz dün Neva Hanım'la her şeyi konuştuk, isterseniz direkt ultrasona geçelim." Dedi doktor. İkimiz de onayladık hemen. Neva'm sedyeye uzandığında karnını açtım hemen. Ellerim titriyordu. Neva da bunu fark etmiş olacak ki ellerimi tutup okşadı. Yapma bunu be güzelim, yanarız.
Hazır olduktan sonra doktor karnına jeli sıkıp ultrason ekranına baktı. "İşte bebeğiniz." Dediğinde artık kalbim yerinden çıkacaktı sanki. "O kadar küçük ki, nokta kadar." Neva da dolu gözleriyle başını sallamıştı sadece. Dayanamayıp alnına bir öpücük kondurdum.
"Büyüyecek, birkaç hafta sonra daha bariz göreceksiniz bebeğinizi." "Kalp atışlarını duyabilecek miyiz?" Diye sordum merakla. Gökhan bunun inanılmaz bir şey olduğunu söylemişti. "Henüz değil, genelde 8.haftadan sonra dinleyebiliyoruz. Gebelikle ilgili her şey yolunda. Ben Neva Hanım'a zaten dün gerekli bilgileri verdim ama baba olarak bazı şeyleri sizin de bilmeniz gerekiyor. Siz toparlanın içerde konuşuruz." Demişti kadın peçeteyi uzatırken. Başımı salladım. Neva'mın karnını temizleyip elbisesini düzelttim. Sedyeden kaldırırken destek oldum. "Yavaş kalk güzelim, acele etme. Başın dönmesin." Bana öyle bir bakış attı ki, çenemi kapatmak zorunda kaldım.
Doktorun odasına geçtiğimizde ikimiz de yan yana, doktorun karşısındaki koltuğa oturduk. "Gebelik şuanda gayet iyi gidiyor, her hamilelikte ilk 3 ayı riskli olarak değerlendiririz. Bu süreçte fazla hareketli olmamanızda fayda var. Ağır kaldırmak yok, beslenmenize de dikkat etmeniz gerekiyor." Başımı salladım onaylar anlamda. "Dikkat edeceğimize emin olabilirsiniz." Aklımda olan soruyla ağzımı konuşmak için yeniden araladım. "Peki ilişkiye girmemizde sakınca var mı?" Yine bana o bakışından attı Neva'm ama kusura bakma, önemli bir konu. "Neva Hanım rahat olduğu sürece bir sorun yok Alihan Bey." "Teşekkür ederiz." Diyip kalktık. Arabaya binene kadar ağzını açmadı. Ama arabada kalayı basacağına eminim.
Önce onun tarafının kapısını açtım. Yüzüme bakmadan oturdu. Kapattım kapıyı. Arabanın önünden dolanıp kendi tarafıma bindim.
İçimden saymaya başladım. Tam 3'e gelmiştim ki, aşık olduğum sesi doldu kulaklarıma. Biraz cırtlak versiyonu sadece.
"Allah seni ne yapmasın Alihan!"
"Ne var yavrum?"
"Bir de anlamazdan geliyorsun. Ya niye soruyorsun?"
"Ama çiçeğim-"
"Aması falan yok Alihan!"
"Yavrum seni her saniye özlüyorken bunu sormam normal değil mi sence de?"
"Ben sana bir şey demiyorum artık Alihan!"
En nefret ettiğim aşamaya geçtik. Trip...
Şirkete geldiğimizde tam kendi katında asansör durmuşken inecekti ki engel oldum.
"Hiçbir yere gidemezsin."
"Bırak kolumu Alihan. Odama gideceğim."
Asansör kapısı kapanmış, benim katıma çıkmıştık bile. Cevap vermedim. Hafifçe belinden destekleyerek odama çektim onu. Kapıyı da kapatıp duvarla arama aldım onu. Küslüğe tahammülüm yoktu.
"Benim nadide çiçeğim, gonca gülüm..."
"Bu tatlı sözlerin bana sökmez Alihan."
"Güzelim yapma böyle, surat mı asacaksın hep? Şu elin elimden ayrıldığı an özlüyorum seni. Yanlış bir şey yapmamak için de doktora sordum. Ne yapsaydım?"
"Alihan ama ne kadar utandırdığının farkında mısın beni?"
"Yavrum utanacak ne var? Bu bebeği de leylekler getirmedi hani. Belli ki bir şeyler yapmışız da olmuş değil mi? Doktor da bunu tahmin edebilir?"
Göğsümde hissettiğim cılız kuvvetle gülümsedim. İttiriyordu güya... Göğsümdeki ellerini alıp öpücükler kondurmaya başladım. Bakışları yumuşamıştı. Bunu fırsat bilip dudaklarımı boynuna yönlendirdim. Yumuşakça öpücüklerimi bıraktığımda ellerini saçlarımda hissettiğimde gülümsedim. Başımı kaldırıp gözlerinin içine baktım.
"Sana iliklerime kadar aşığım hatun." Dediğimde kahkaha attı.
"Ben de sana çok aşığım Alihan'ım." Ne güzel Alihan'ım diyordu o öyle.
"Hadi gel otur biraz. Çok gerildin."
"Yok aşkım, odama gideceğim. Çalışmam lazım."
"Kendini yormuyorsun. Tam 12.30'da da öğlen yemeğimizi yiyoruz Neva Hanım." Şiir gibi kıkırdamasını sundu kulaklarıma.
"Tamam aşkım." Bir öpücük kondurdum dudaklarına. O odamdan çıkarken sadece arkasından bakakalmıştım.
Yazar'dan
Neva, Alihan'ın odasından çıkıp Asiye'nin odasına girdi önce. "Canım, hoşgeldin."
"Hoşbuldum canım. Müsait misin?"
"Gel gel. Bir şey içer misin?"
"Bir kahve söylesen ne güzel olur."
"Alihan sıkıntı yaratmasın?"
"Aman canım ne yaratacak. Bir tane içebilirim. Bunu eltimle değerlendirmek istedim." Deyip kıkırdadı.
Asiye de kıkırdayıp eline telefonu alıp bir kahve bir de bitki çayı istemişti ki, telefondaki kadın kahveyi Neva Hanım'a da getirmesinin yasak olduğunu söylemişti. "Tamam canım o zaman sen bize iki bitki çayı gönder." Dediğinde Neva kaşlarını çattı.
"Neden bitki çayı?"
"Hayatımıza hoşgeldin kuşum. Karısı hamile olan bir Arslanoğlu erkeği vakası daha." Dedi Asiye alayla. Devam etti "Alihan da sana yasak getirmiş." Neva nefesini verdi.
"İnan dokuz ay böyle nasıl geçecek bilmiyorum Asiye."
"Gel bir de bana sor. Nasıl geçti kontrol?"
"İyiydi de, Alihan çok kızdırdı beni." Deyip üstü kapalı şekilde yaptığını anlatınca Asiye şaşırmamış gibi bir bakış attı.
"Aynı yollardan ben de geçtim." Diyerek bir itirafta bulundu.
"Senin nasıl geçiyor?" Diyerek ileride kendisini neler beklediği hakkında da bilgi almak için sormuştu Neva.
"Valla bulantılarım geçti büyük ölçüde. Korkunç bir iştahım var, üç kişilik yiyorum artık. Bir de duygusallığımı saymazsak, gayet iyi. Ay Neva, aramızda kalsın şimdiden 4 kilo aldım." Kıkırdadı Neva.
"Gülüyorum da ben kaç kilo olacağım kim bilir."
"Aman canım, çocuk doğuruyoruz, sefamız olsun." Deyince kahkaha attı ikisi de.
Çaylarını içip, hamilelikleri hakkında sohbet etti iki genç kadın. Neva artık odasına gidip işlerini halletmesi gerektiğini düşünüyordu. 1 saat sonra da Alihan yemek için kapısına dikilirdi.
Asiye'yle vedalaşıp odasına gitti. Bir saat kadar çalıştıktan sonra, Alihan'ın kapısını çalmasıyla kafasını dosyalardan kaldırdı. "Yemek vakti." Dedi Alihan dişlerini göstererek gülerken. Neva da gülerek başını sallarken birden aklına Alihan'ın kendisinden habersiz kahveyi yasakladığı geldi aklına. Yine suratını asınca, "Benim nazlı çiçeğim neden boynunu büktü yine?" "Bana söylemeden kahveyi yasaklamışsın. Vermediler bugün bana kahve." Dedi çocukça dudaklarını bükerken.
"Yiyeceğim o ağzını o olacak. Yavrum hamileyken içmemen lazım."
"Bir tane içebilirdim ama. İzin vermişti doktor."
"Tamam fıstığım, haftada bir tane içersin çok canın çekerse olur mu?"
Neva çocukça başını sallamıştı onaylar anlamda.
"Yerim seni. Gel karnımızı doyuralım."
Neva sadece ızgara köfte söylemişken Alihan karısı için masayı donatmıştı.
"Alihan! Çocuk daha 5 haftalık, hücre yani. Nereme yiyeyim aşkım ben bunları?"
"Yersin yersin, hadi zorla kendini biraz."
Neva ağzına birkaç bir şey daha attıktan sonra artık karnının ağrıdığını hissetmişti.
"Tek lokma yiyemeyeceğim aşkım valla karnım ağrıyor."
"Tamam tamam, iyi misin? Sancın mı var? Miden mi ağrıyor yoksa kasıkların mı?" Diyerek evhamla soru sormaya başladığında Neva derin bir nefes aldı.
"Midem.. Alihan..Midem." Dedi sabır dilenir gibi. Alihan hesabı ödedikten sonra kalktılar.
Yemek yedikleri yer şirkete beş dakika olduğu için yürüyerek gelmiş, yürüyerek dönüyorlardı.
"Alihan Ağa..Allah razı olsun, Allah sağlıkla evladınızı kucağınıza almayı nasip etsin." Demişti yoldan geçen biri.
"Amin sağolasın." Diyerek yanıtlamıştı Alihan.
Yoldan geçen başka insanlar da aynı cümleyi kurduğunda merak etti Neva. Hem hamileliğinin bu kadar çabuk nasıl yayıldığını merak etmişti hem de Alihan'a insanların neden teşekkür ettiklerini.
"Neden teşekkür ediyorlar Alihan?" Diyerek merakla sordu.
"Hiç yavrum önemli bir şey değil." Diyerek geçiştirmişti.
Öğrenirim nasılsa diye düşündü Neva. Şirkete geldiğinde merakla Ceylin'in odasına girdi.
"Aman da aman! Kim evleniyormuş bakalım iki haftaya!" Diyerek takıldı Ceylin'e. Ceylin gülmüştü.
"Aman da aman! Taze anne gelmiş" diyerek takıldı Neva'ya. Neva gülümsedi.
"Kız ne soracağım sana. Dışardayken abine insanlar teşekkür edip hayırlı olsun, Allah sağlıkla kucağınıza almayı nasip etsin diyordu. Sen biliyor musun ne yaptığını?
"Ay abim hamile olduğunu öğrenince bu sabah talimat vermiş. İşte evi olmayana ev, parası olmayana iş, çocuğunu okutamayanlara burs vermiş. Bunu hep yapardı aslında da, şimdi toptan yapmış. Her eve de birer tepsi baklava yollatmış."
"Kalbi çok güzel bir adam." Dedi Neva.
"Öyle, sert görünür. Millet yanına yanaşmaya çekinir ama altın gibidir kalbi."
"Siz de öylesiniz." Dedi Neva. "Hepiniz pırlanta gibisiniz."
"Oy yengelerin gülü." Diyerek sarılmıştı sımsıkı.
"Küçük Arslanoğlu nasıl? Keyfi yerinde mi?"
"Yerinde yerinde. Daha beş haftalık ama gayet memnunmuş." Diyerek gülümsedi.
Sonrasında evde görüşürüz diyerek ayrılmışlar, Neva da odasına gitmiş, kalan işlerini halletmişti. Ara ara bulantıları yoklasa da günün geri kalanını kusmadan geçirmeyi başarmıştı.
Fakat eve geldiğinde burnuna gelen yemek kokuları yine hassaslaştırmıştı midesini. Odasına gidip dinlendi. Alihan da duşa girip yanına uzandı karısının.
"İyi misin güzelim?"
"İyiyim, iyiyim de yemek yiyemeyeceğim galiba."
"Olmaz öyle. Bak ne diyeceğim. Makarna yiyelim mi?"
Makarna iyi bir fikir gibi geldi Neva'ya.
"Tamam Nazan Hanım çıkmıştır. Sen kızlara söyle bir tencereye su koyup kaynatsınlar geliyorum."
"Sen yatıyorsun sultanım. Kızlar hallederler. Senin artık nazlanma zamanın." Dedi Neva'nın karnını okşarken.
"Fena nazlanırım ama?"
"Sonuna kadar." Dedi Alihan sırıtarak. Sonrasında eğilip karısının dudaklarına küçük bir buse bırakmıştı.
Ceylin'e de mesaj atıp makarna başlamasını istemişti.
"Benden neden sakladın?" Dedi Neva kendine hakim olamayarak.
"Neyi?"
"Yardımlar yaptığını."
"Yavrum ben bile unutuyorum ki. Sağ elin verdiğini sol el görmemeli. Ben şunu yaptım bunu ettim diye gezinsem ortalıkta yaptığımın ne hayrı kalır?"
Neva gülümsedi. Mükemmel bir adamla evliydi. Baştan aşağı mükemmel.
"Seni çok seviyorum Alihan Arslanoğlu."
"Ölüyorum sana Neva Gökçe Arslanoğlu."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kıvılcım
RomanceAlihan Arslanoğlu...Tüm Mardin'in korktuğu,sert fakat bir o kadar da adaletli, hakkaniyetli genç bir adam. Neva Gökçe Demirhan...Yaşına göre mesleğinde oldukça başarılı, tuttuğunu koparan, dikbaşlı, idealist bir genç kadın. Her iki gencin de ortak n...
