48

4.9K 413 187
                                        

BONUS: Toygargül'den.

Babamın konum attığı restorana ayak basar basmaz etrafa meraklı gözlerle bakmaya başladım. Önceden rezervasyon yaptırdığı için görevliye ismini söyleyip bana masaya kadar eşlik etmesine müsaade ettim.

Cam kenarı, Boğaz manzaralı bir masanın önüne getirildiğimde şık bir yuvarlak masada oturan babamla karşılaştım. Bu 4 kişilik bir masaydı ve henüz servisler yapılmamıştı. Bana doğru sanki yanlış bir şey yapmışım gibi bakıyordu. Babamın bu bakışlarına her ne kadar bir anlam veremesem de göz ardı edip görevliye teşekkür ettiğimi belirtirmiş gibi kafamı salladıktan sonra babamın yanındaki sandalyeyi çekip oturdum.

Babam şarap şişesine uzanıp doldurmamı isteyip istemediğimi sorarmış gibi hafifçe havaya kaldırdı. Tepkisiz kaldığımı fark edince geri yerine bırakıp "sana acilen gelmeni söylemiştim oysa," deyip iç çekti. "Nerden baksan saatler geçti."

"Bir işim vardı," dedim kısaca. "O yüzden."

"Ne işiymiş bu?" Diye sordu şüpheyle.

Bakışlarına denk geldiğim gibi içerisindeki öfkeye anbean şahit oldum. "Önemli bir iş değildi." Dedim düz bir şekilde. "Kurcalanacak bir tarafı yok."

"Öyle mi?" Diye sordu hafiften alaylı bir gülümsemeyle. "Madem önemli değildi, ne diye geciktin?"

Hayretle ona doğru bakakaldım. Neyin peşindeydi? Bu tavırları da neyin nesiydi? Yaptığı bir takım imalar vardı ancak henüz bunların ne olduğunu çözebilecek kadar dikkatli değildim.

"Ama sonuç olarak artık buradayım, değil mi?"

"Ben o işlerin ne olduğunu çok iyi biliyorum," dedi birden kendinden emin bir tavırla. Bu söylediği, anında beni bozguna uğratmaya yeterken "Masal Esnaf Lokantası..." dedi kaldığı yerden. "Değil mi?!"

Bir süre ne diyeceğimi bilemedim. Ancak yalanlayacak da değildim. Babamın öfkeli gözlerine bakarak "evet," dedim.

Tek kaşı kalktı. "Evet, derken?"

"Her şeyi zaten öğrenmişsindir," diye imada bulundum söylediğime ithafen. "Açıklanacak bir şey yok. Biliyorsundur zaten her şeyi."

"Ve sen buna rağmen bu kadar rahatsın?!"

Derin bir nefes verip gömleğimin birkaç düğmesini açtım. Bunu fark eden babam "ne oldu?" Diye sordu alayla. "Ortam seni sıkmaya başladı anlaşılan."

Bakışlarımız kesiştiğinde hiç vakit kaybetmeden devam etti. "Benim öğrenemeyeceğimi mi sandın? Ayrı eve çıkmalar, o kızın lokantasında çalışmalar, okula kaldığın yerden devam etmeler... benimle oyun oynadığını mı sanıyorsun? Ben bunları öğrenemeyecek adam mıyım?"

"Değilsin." Dedim soğuk bir sesle. "Değilsin ki öğrenmişsin."

"Yani hiç kaygın da yok bu durum karşısında?"

"Yok."

Sesimin netliği yüzünden gözlerini sinirle yumup açtı. "Bak Toygar, hiç oğlumsun demem alırım seni karşıma. Benim canımı daha fazla sıkma." Elleriyle omzumu sertçe tutup "anladın mı beni oğlum?" Diye sordu.

"Ne istiyorsun benden?"

"Senden istediğim çok şey var ama ondan öncesinde senin bu evlilik mevzusuna bir açıklık getireceğiz."

Bu söylediği şeyle hayati fonksiyonlarımı yitirmiş gibi oldum. Tek bir kelime bile etmeden onun yüzüne doğru bakakaldım. Hayır, hiç şakası yoktu. Son derece ciddiydi.

Ellerini omzumdan indirdiğinde "Ne evliliği?" Diye sordum. Güçsüzlüğüm, sesimden ele verilmişti.

Babamın yüzünde memnun dolu bir ifade belirdi ve "safa yatma," dedi. "Neyden bahsettiğimi çok iyi biliyorsun."

CANSIZ YILDIZLAR | TextingHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin