51

4.7K 403 138
                                        

Bölüm kısa oldu ama diğer bölümü de yazmaya uğraştığımdan gecikti 🫶

52 yarın öbür gün kapınızda 😗

Oylamayı ve yorumlamayı unutmayalım lütfen. Gereken önemi verelim :)
-

-Toygar'dan.

Babamın saçmalarını dinlemekten lokantaya gecikmiştim. Kahvaltıda da uydurduğu saçmalıklarını sürdürmeye devam etmişti çünkü.

Park ettiğim arabamdan çıkıp anahtarı cebime yerleştirdikten sonra lokantaya doğru ilerlemeye başladım. Ancak lokantanın kapısının kapalı olduğunu görmemle anlık bir afallama ihtiyacı hissettim.

İçeriye doğru bakmaya çalıştım. Bir yandan da ellerim kendiliğinden dükkanın kapısına doğru gitmiş, açılıp açılmadığını kurcalamaya başlamıştı.

Saniyeler sonra kapı kolunu indirmemle açılması bir olurken içeriye doğru ilk adımımı attım.

Sessizlik bana hiç alışılmadık gelmişti. Hatta, bu saatte lokantanın kapalı olması bile başlı başına bir tuhaflıktan ibaretti. Kapının ittirilince açılıyor olması da ayrı olay.

Kafamda cevabını bekleyen binbir soru vardı fakat şu an bunlara bir karşılık bulamayacak kadar âna odaklıydım.

Ancak mutfağa giden koridora doğru birkaç adım attığımda, duyduğum konuşma sesleriyle duraksamak zorunda kalmıştım.

"Nereye gitmiş olabilir?!" Bu Masal'ın annesinin sesiydi ve olduğundan panik çıkıyordu sesi. Kaşlarım çatıldı. Koridora doğru garip bir bakış attım ve beraberinde birkaç adımım daha geldi.

"Nereye gitmiş olabilir ki?" Bu da Masal'ın babasının sesiydi. "Şoka girdi kız. Hava almaya çıkmıştır."

Sesler kesinlikle mutfaktan geliyordu. Merakla adımlarımı sürdürdüm. Ancak içimde büyüyen endişe de her saniye artmaktaydı.

"Arıyorum, açmıyor!"

"Biraz daha bekleyelim-"

"Nasıl biraz daha bekleyebiliriz?!"

"Hemen panik yapma. Sonuçta ağlayarak çıktı. Yalnız kalmak istediği bir yere gitmiş olabilir."

Kapının önüne vardığımda istemsiz çatılan kaşlarımla ikisine doğru baktım. Beni ilk fark eden kişi, Masal'ın annesi olmuştu. İlk şaşırdı, ardından da hızla yaşlı gözlerini silip üzerime doğru yürümeye başladı, ancak yarı yolda eşi onun kolunu tutarak buna engel oldu.

"Her şey senin yüzünden!" Anne öfkeyle ağlarken hiçbir şeyden haberi olmayan ben ise öylece kendisini seyrediyordum. Kendisini eşinin kollarına bıraktı ve "kızım ani bir hışımla gitti ve şimdi ona ulaşamıyoruz!" Diye devam etti. "Masal... neredesin benim canım kızım?!"

Bunu duyar duymaz nefessiz kaldığımı hissettim. Ne demekti bu? Masal'ın kaybolmasından falan bahsediyor olamazlardı herhalde... değil mi?!

"Ne demek bu?" Diye sordum ikisine doğru. "Ne demek Masal kayboldu, ne zamandır?!" Sesimdeki panik direkt kendini belli ederken baba, anneye göre daha sakindi. Karısının sırtını sıvazlayıp sürekli sakin kalması gerektiğini söylüyordu.

Masal'ın annesi, gözlerini derince yumup açtı ve "geç içeri," dedi lokantanın ana bölümünü kastedercesine. "Seninle konuşacaklarımız var."

Kafamı hemencecik onaylarcasına salladım. Adam, karısına hafiften sarılır hâlde lokantanın ana bölümüne geçirdi ve ben de peşlerinden ilerlemeye başladım.

CANSIZ YILDIZLAR | TextingHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin