Bölüm şarkıları
Kalben~Yara
Adamlar~Acının İlacı
Can Ozan~Sar Bu Şehri
Yorum ve vote atmayı unutmayın lütfen
Seviliyorsunuzzz
🖤⚖️
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Bazı zamanlar gelir kelimeler düğüm olur boğazınızda, çıkarmaya çalıştıkça daha da batar derine sonra kalbinize iner ve ebediyete kadar orada saklı kalır. Siz konuşmaya çalıştıkça o söylenemeyen kelimeler daha çok saplanır kalbinize, parçalayana kadarda durmaz. Kalbinizden akan damlalar bir bir ruhunuzu yakarak yok eder, sonu gelmeyen bir döngü gibi bu durum işler durur...
Öyle çok ruhsuz hissediyordum ki kendimi üzerimden tır geçse haberim olmazmış gibi geliyordu. Parçalanan düşüncelerim zihnime batıyor, canımı en derinden yakmaya devam ediyordu. Bir insan ne kadar avazı çıktığı kadar susuyorsa o kadar susuyordum şu anda. Çünkü elimden hiçbir şey gelmiyordu. Senelerce uğraştığım her şey saçma bir güç kırıntısı olup yerlere dökülüyordu sadece ve ben buna engel olamıyordum. Benim, öz ailem tarafından çektiğim işkenceler yetmezmiş gibi onada çektirmelerine sebep olmuştum.
Bana çarpan eller onun içinde mi kalkmıştı, bana edilen hakaretler ona da mı edilmişti ve bunlar olurken ben onu koruyamamış mıydım?
Onu, tek ailemi koruyamamıştım...
Namık'ın sözlerinin ardından tek kelime etmeden yukarı, Kayra'nın yanına gelmiştim. Aslında söylenecek çok şey vardı lakin sanki dudaklarım birbirine mühürlenmişti o an, açıp konuşmama izin vermemişlerdi. Şimdi ise Kayra'nın yattığı odada ki balkonda otururken gözümün önünden geçen sayısız anıya katlanmaya çalışıyordum.
Hava serindi lakin buna rağmen üstümdeki kapüşonluyu ve tişörtü çıkartmış sadece üzerimdeki sporcu sütyeni ile altımdaki pantolonla gökyüzünde ki yıldızları izliyordum. Küçüklükten gelen bir alışkanlıktı bu, canım yandığında ben daha çok yakardım canımı belki de bu yüzden Namık'ın eğitme şekline ses etmemiştim. Soğuk şu anda iliklerime kadar işleyip canımı yakıyordu ama hissetmiyordum.
Ne kadar acınası bir durumdu değil mi? Kalbinizde ki acıdan dolayı bedeninizde ki hasarı fark edememek...
Yıllar geçmesine rağmen hala onlardan kurtulamamıştım ve işin garibi yaptığı şey için sebep bile arayamıyordum. Çünkü yoktu, hiçbir zaman bir sebepleri yoktu. Bana eziyet ederken de yoktu lakin ilk defa onun canını yakarken sebepleri vardı o da bendim. Onun benim canım olduğunu anlayıp yine zarar vermişlerdi bana. Daha ne yapabilirdim ki? Gitmiştim yanlarından neden durmuyorlardı? İlla öldürmem mi gerekiyordu hepsini, bu şekilde mi duracaklardı? Ya da benim mi bu hayattan göçüp gitmem gerekiyordu?...
Sakince buz tutmuş bedenimi oturduğum sandalyeden ayırarak balkonun demirlerine yaklaştım. Gökyüzüne karanlık çökmüş saat gece yarısını çoktan geçmişti. Neredeyse bir gündür uyumayan bedenim sarhoş gibiydi, normalde de geceleri en fazla birkaç saat uyur sonrasın da kabuslarla uyanırdım zaten lakin yine de bu beni ayakta tutmaya yeterdi.
Aklıma takılan diğer bir hususta o bu kadar adamı bulup birini kaçırabilecek güçte olmamasıydı, bu demek oluyordu ki birinden yardım almıştı. Onu da o yardım aldığı insanları da yerin on kat altına gömmedikçe uyku bana haramdı artık...
Demirlerden geri çekilerek balkondan çıktım ardından sandalyenin üzerinde ki hırkamı üstüme geçirerek son kez Kayra'ya bakıp odayı terk ettim. Ciddi morartıları vardı ve bu canını bir hayli yakıyordu, dolayısıyla da yüksek dozda ağrı kesici alması gerekmişti. Bu sebeple de derin bir uykuya yattığı için mecburen geceyi burada geçirmek zorunda kalmıştık.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SÂYE
Narrativa generale~S-MAFYA SERİSİ 1~ Bir beden iki ruh ve yegane hedef Bir beden ruhu ölmüş ve acımasız Adalet kanunlarla mı sağlanmalıydı yoksa her insan kendi adaletini yönetebilir miydi? Peki ya adalet sadece bir efsaneden ibaret geliyorsa size o zaman ne yap...
