~Bölüm Şarkıları~
Eylem Aktaş~Hatırla Sevgili
Yaşlı Amca~Ve Ben
Yeni bölümden herkese merhabalar efenim!!
Nasılsınız???
Bölümde bazı özel sahneler olabilir, okumak istemeyenler için başladığı ve bittiği yerde uyarı yaptım. Ona göre okuyabilirsiniz.
"Ben senin gibi gülen biri tanımadım ve sen gibi bakan... Bir polen gibisin, hafif ama acımasız ve her gülüşün yeni bir bahar..." diyerek sizi bölüme uğurluyorum.
İyi okumalar.
Seviliyorsunuzzzz
⚖️🖤
~~~~~~~~~~
Bazı mesajlar sizi sonsuzluğa atarak bir süre orada süzülmenizi sağlayabiliyordu veyahut bilinmeyen gerçekler...
Senelerimi ölü olduğunu bilerek geçirdiğim kişiden kalan bir mektupta yaşadığını ima etmesinin beni bu denli şoka uğratması normal miydi? Beni eğitmişti, belki yöntemi çok yanlıştı ama yapmıştı. İstediğim gibi gücü kullanabilmemi öğretmişti ve sahiden sonra defolup gitmiş miydi? Ayakta yeni yeni durmaya başladığım zamanlarda arkamdan çekilerek bir anda yere çakılmamı sağladıktan sonra saçma bir mektupla yok olmuştu.
İşte gerçekler buydu... o öğrenmeyi sonuna kadar arzuladığım gerçekler hemen karşımdaydı. Tırnaklarımla kazıya kazıya bir yere gelmişken senelerin ardından tekrar yere çakılmayacaktım, ben lanet olası Duman'dım. Beni kimse yıkamazdı!
Elimde ki telefonu sakince masaya bıraktığımda Araf'ın telaşlı gözlerle beni izlediğini görmüştüm, telaş etmekte haklıydı. Mektubu olurken kılıktan kılığa girdiğime yemin edebilirdim. Telefonu hafifçe ona doğru ittiğimde söylemek istediğimi anlayarak telefonu alıp mektubu okumaya başladı, her okuduğun da kaşları daha çok çatılırken onun hakkında söylediği kısımlara geldiğinde dudaklarından birkaç küfür firar etmişti.
Okumayı bitirdikten sonra telefonu sakince tekrardan masaya bıraktığında bakışlarım yüzünden bir an olsun ayrılmıyordu, bir tuhaflık vardı. O... şaşırmamıştı.
"Biliyordun." dedim yeşillerinin içine bakarken. Bakışları bana döndüğünde o da tıpkı benim gibi arkasına yaslanmıştı.
"Tahmin ediyordum diyelim." dediğinde yüzümde mimik dahi oynamamıştı, donuk bakışlarım yüzünde gezindi.
"Nasıl?" diye sordum hala sakin olan sesimle.
"Cesedi ortalarda olmayan biri için akla pek fazla seçenek gelmiyor." dedi masaya doğru hafifçe yaklaşarak. "Neden sorgulandığımı öğrenebilir miyim sayın savcım?" Kaşları çatılmış ve bu tavrımın sebebini sorguluyor gibi bir hali vardı. O an aklımda günlerdir çınlayan soru tekrardan can bulmuştu, onda gizli olan detaylar hala mevcuttu. Zekası barizdi lakin sanki sakladığı başka şeylerde vardı.
"Dağhan'ı nasıl buldun Araf?" diyerek bende masaya yaklaştığımda değişen konuyla gözleri beni çözebilmek için yüzümde gezindi. Şu an bunu sormam kulağa saçma gelebilirdi lakin zihnimi bir zehir gibi sararak beni ele geçirmesine engel olamıyordum. Ben her yerde onu aradığım halde bulamamışken o nasıl bulup, bir de eve hapsetmişti?
"Neyden şüpheleniyorsan direk sor Sâye, kıvırma lafı." dediğinde yeşillerine bakmaya devam ediyordum, söyledikleri doğruydu. Bir şekilde bunu hissedebiliyordum lakin saklamakta bir tür yalan sayılmaz mıydı?
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SÂYE
General Fiction~S-MAFYA SERİSİ 1~ Bir beden iki ruh ve yegane hedef Bir beden ruhu ölmüş ve acımasız Adalet kanunlarla mı sağlanmalıydı yoksa her insan kendi adaletini yönetebilir miydi? Peki ya adalet sadece bir efsaneden ibaret geliyorsa size o zaman ne yap...
