~Bölüm Şarkıları~
Gülşen~Dillere Düşeceğiz Seninle
Tuğkan~Civciv
Yeni bir bölümden herkese merhabalar efenim!!
Nasılsınız??
Finale son 3 bölümümüz kaldı, biraz hüzünlüyüm :(
"Yine seni düşünürken yağmur çiseledi, nefesim ellerine hasret kalmış besbelli... Küçük civcivim, güzel kızım, dünyam benim. Bunun adı aşksa eğer bu aşk yalnızca size değer, bu adam yalnızca size boyun eğer..." diyerek sizi bölüme uğurluyorum.
İyi okumalar.
Seviliyorsunuzzzz
⚖️🖤
~~~~~~~~~~
Farkındalık... Hissettiğim ana duygu bu olabilir miydi? Her şey bitmişti. Ender hastaneye yatırılmıştı, Dağhan bağlı olduğu bodrum da acı çekiyordu hatta belki de ölmüştü, Namık ise cezaevindeydi. Biz...kurtulmuş muyduk? Her şey son mu bulmuştu? O zaman neden yüreğimde hala sıkıntının ağırlığı vardı?
Yaslandığım bedenle derin bir nefes çekerek yağmur kokusunun beni sakinleştirmesini izin verdim. Derince içime çektiğim soluklarla gitmiş olan Ender'in arkasından bakarken belime sarılan kolla dudaklarını başımın üstünde hissetmiştim, bu hareketiyle dudaklarım kıvrılırken başımı geriye atıp yeşillerine baktım.
"Kurtulduk mu şimdi?" diye mırıldanmamla onunda dudakları kıvrılırken başını olumlu anlamda sallamıştı.
"Biz kazandık güzelim." derken dudaklarını bu sefer alnıma bastırmıştı.
"Kazandık." diye fısıldarken ellerimi karnımda duran elinin üstüne koymuştum. İçimde ki sıkıntıyı yok saymaya çalışıyordum ama zihnim bir türlü susmuyordu, onlar hala yaşadığı sürece de susmayacaktı.
"Gitmemiz lazım Sâye'm, geç kalacağız." demesiyle kaşlarım hafifçe çatılmıştı.
"Neye?" diye sormamla beni çevirerek asansöre doğru ilerletmesi bir olmuştu.
"Doktor randevumuza." dediğinde bir süre anlam veremedikten sonra nihayet dank etmişti, randevu benim içimdi. "Artık saklamamız gerekenler olmadığı için gerçek bir kadın doğum doktoruna gidebiliriz."
"Kayra şakacıktan mı doktor?" dememle ters bakışları beni bulurken gelen asansörün içine binmiştik.
"Branşı kadın doğum değil Sâye'm, biliyor olabilir ama bizim detaylı bir bilgi almamız lazım." demesiyle gözlerimi devirerek önüme dönmüştüm.
Tahminlerime göre neredeyse üç aylık olmuşlardı ve garip bir şekilde içimde ki varlıklarını yavaş yavaş hissedebiliyordum. Alt karnımda hafif bir bombe oluşurken kasılmaları da işin cabasıydı. Hala bazı geceler mide bulantılarım olsa da ilk başa göre oldukça azalmışlardı, sadece hala et görmek istemiyordum. Ayrı bir hassasiyetim oluşmuştu.
"Öyle olsun bakalım." diye mırıldandığımda yan gözle Araf'ın sırıttığını görebilmiştim. Duran asansörle içeri giren iki hemşirenin bakışları hızla Araf'ı bulurken çapkın bir edayla sırıtmalarıyla kaşlarım derinden çatılmıştı, benimde bakışlarım Araf'a kayarken baştan sona süzmüştüm. Blazer ceketinin içine giydiği siyah boğazlı kazağı ve onların üstünde ki siyah kabanıyla bir defileden fırlamış gibi gözükmesi aşırı sinir bozucuydu, kızların bu şekilde bakması yüzünden de böyle hissediyor olabilirdim tabi.
Bakışlarım yeşillerle çakışırken sinirli suratımı anlayarak bakışlarını bedenimde gezdirmişti, iyi olup olmadığımı anlamaya çalışıyordu. Ben oldukça iyiydim ama şu iki salak kocama bakmaya devam ederlerse onlar hiç iyi olamayacaklardı. Sert bakışlarım kızlara döndüğünde çaktırmadan arkalarına baktığını fark etmiştim, Araf'a bakıyorlardı. Hatta bu yaptıkları eyleme sadece bakmak demek az kalırdı, gözleriyle yiyorlardı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SÂYE
General Fiction~S-MAFYA SERİSİ 1~ Bir beden iki ruh ve yegane hedef Bir beden ruhu ölmüş ve acımasız Adalet kanunlarla mı sağlanmalıydı yoksa her insan kendi adaletini yönetebilir miydi? Peki ya adalet sadece bir efsaneden ibaret geliyorsa size o zaman ne yap...
