43. SIRLARIN SAHİBESİ

1.4K 77 6
                                        

~Bölüm Şarkıları~
Beyza Durmaz~Olan Var Olmayan Var
Uzi~Zor

Yeni bir bölümden daha herkese merhabalar efenimm!!

Nasılsınız???

"Kafası kırık, edemedi kontrol. Chova hayatını toplaması çok zor. Düşündüğünü yap sakın yarına bırakma, istediğim olur hemde istediğim dakka. Dumanını çek, sanki etkisi flakka. Hayatımdan defol hadi kırmızı kartla..." diyerek sizi bölüme uğurluyorum...

İyi okumalar...
Seviliyorsunuzzzz
⚖️🖤

~~~~~~~~~

Bazı anlarda siniriniz içinizde köpürerek artardı ya da bazı zamanlar gelirdi, neşeniz içinize dolmaz taşardı fakat şu an bunlardan hiçbirini yaşamıyordum. Oldukça sakin geçen birkaç günün ardından adliyede ki odamdaydım. İşte bu gerçekten tuhaftı...

Cenazede Erhan Demir'i görür görmez apar topar çıkmamız gerekmişti, Ender'in kendisine gelip bizi yakalatması an meselesiyken orada daha fazla kalamazdık. Hızlı bir şekilde ayrılmamızın ardından günler geçmesine rağmen Araf tek kelime etmemişti, dedesinin çıkmasına sevinmekten çok şaşırmış gibiydi. Araf kendisinden habersiz iş yapılmasını sevmezdi ve dedesinin beraatinden kesinlikle haberi yoktu.

Önümde ki dosyayı kapatarak masamın köşesine bırakırken arkama yaslandım, bu kadar sakinlik tedirgin ediciydi. Fırtına öncesi suskun yaşantıyı sevmezdim, kaos daha bana göreydi. Çalan kapımla bakışlarım kapıya dönmüştü.

"Gir." dedim sakin bir ses tonuyla. Yavaşça açılan kapıdan Cansu girmişti.

"Savcım, yeni başsavcı sizi görmek istediler." dediğinde başımı sallayarak onu onaylamıştım.

"Tamam Cansu, sen çıkabilirsin." dediğimde hafifçe gülümseyerek kapıyı kapatıp odasına geçmişti. Yerimden yavaşça doğrularak sandalyenin arkasına astığım ceketimi giyip kapıya doğru yöneldim.

Haluk başsavcının vefatının ardından genel kuruldan yeni bir başsavcı atanmıştı, duyduğuma göre yine Haluk başsavcının yaşlarında bir adamdı. Odamdan çıkarak başsavcının odasına doğru ilerlemeye başladım, odaya vardığımda kapıyı yavaşça tıklatarak gir emriyle içeri girmiştim.

Bakışlarım içeri kayarken tek olmadığımı farketmiştim, Ender de buradaydı. Morarmış bir adet gözüyle!

İçten içe kahkaha atarken odaya girip kapıyı ardımdan kapattım. Bakışlarım başsavcıya kaydığında tahmini ellilerinde olan mavi gözlü kır saçlı bir adam olduğunu görmüştüm, yavaşça önüne yaklaşarak baş selamı verdim.

"Cumhuriyet savcısı Lavinia Demir." diyerek kendimi tanıttığımda başsavcı ayaklanarak elini bana uzatmıştı.

"Cumhuriyet başsavcısı İlhami Çalık, memnun oldum savcım." dediğinde elimi uzatarak hafifçe elini sıkarken dudaklarıma küçük bir tebessüm yerleştirmiştim.

"Bende memnun oldum başsavcım, yeni makamınız hayırlı olsun." dediğimde o da gülümseyerek otururken elini oturmam için önümdeki koltuklara doğru uzatmıştı.

"Çok sağolun savcım. Sizinde başınız sağolsun, Haluk başsavcı iyi adamdı. Mekanı cennet olsun." demesiyle içimdeki öfkeyi dizginlemeye çalıştım, katili hemen karşımda otururken sinirlenmemek elde değildi.

"Dostlar sağolsun başsavcım." derken arkama yaslandım. Midem yine bulanmaya başlamıştı ve şu aralar bulantılarıma tek iyi gelen şey onun yağmur kokusuydu, yanına gitmek istiyordum.

"Esasında sizi buraya hem tanışmak hemde yeni davanızla ilgili konuşmak için çağırmıştım Lavinia savcım." dediğinde sözlerine kulak kesilmiştim, neden çoğul konuşuyordu?

SÂYEBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin