44. AYDINLANAN SIRLAR

1.3K 71 14
                                        

~Bölüm Şarkıları~
Gazapizm~Süzülerek
Dedublüman~Belki

Yeni bir bölümden daha herkese merhabalar efenimmm!!!

Özleştik sanki biraz ha ne dersinizzz???

"Belki de yanlıştı doğrularım, aşkısını sevgini sorguladım. Yolların kapalıydı, zorlamadım. Öldürdüm çiçeğimi, yaşatamadım..." diyerek sizi bölüme uğurluyorum.

İyi okumalar.
Seviliyorsunuzzzz
⚖️🖤

~~~~~~~~~

Delilik sahiden böylesine güçlü bir duygu muydu? İnsanın her şeyi yapmasını sağlayacak o öfkeyi içinde barındırabilir miydi? Daha da önemlisi ben gerçekten delirmiş miydim? Karşımda yere ağzında ki kanını tüküren Ender'i izlerken aklımda tam olarak bu düşünceler can buluyordu, onun bu halinden zevk alıyor olmam deliliğimin bir eseri olmaz mıydı?

Kıvrılan dudaklarımla ona doğru bir adım attığımda aniden zihnimin içinde çınlayan ses nerede olduğumu ve kim olduğumu fısıldamıştı. Savcı Lavinia adam dövmezdi....

"Seninde bana aşık olduğunu biliyordum sahibem." diyen Ender'in gülüşüyle zihnimdeki savcının sesi hızla uzaklara doğru yol alırken Duman arsızca mırıldandı.

Öldür onu!

"Sert sevmen beni daha çok tahrik ediyor." derken yavaşça ayağa kalkmaya çalıştığını fark etmiştim, sahiden amacını anlayamayacak kadar salak olduğumu mu düşünüyordu? Zihnimde ki Duman'ın amansız sesine kısıkça cevap verdim istemsizce.

"Ona bu ödülü vermeyeceğim."

Ona doğru attığım adımımı hızla devam ettirerek yanına ulaştığım sırada yalpalayarak ayağa kalkmıştı ki yüzüne şiddetle çarpan yumruğumla geriye doğru sendelemişti. Ne yaparsam yapayım içimde ki öfkem bir türlü soğumak bilmiyordu. Ellerimde can vermesini isterken boktan kurallar yüzünden onu yaşatıyordum ve bundan nefret ediyordum, en az ondan nefret ettiğim kadar.

Ellerim iki yakasını sıkıca kavrayarak doğrulmasını sağlarken dudaklarımda ürkütücü bir gülümseme peyda olmuştu.

"Seni öyle bir sikerim ki Ender, o beş para etmez erkekliğinden utanırsın." dememle dudakları biraz daha kıvrılırken yakalarında ki ellerimin üzerine ellerini koymasıyla alnımı sertçe burnuna geçirmemle kırılan kemiğin sesini işitmiştim, Araf'ın zaten zedelediği burnunu ben tamamen kırmış olmalıydım.

"HARİKASIN BEBEĞİM!" diye haykırarak kahkaha atarken bir eli kanayan burnunu tutuyordu.

"Ruh hastası orospu çocuğu." diye mırıldanırken geriye doğru birkaç adım atmıştım. Vurmanın etkisiyle başım deli gibi zonklarken gülüşü sinirlerimi daha çok geriyordu.

"Ahh! Hadi biraz daha vur bana, devam et!" derken bana doğru attığı birkaç adımla hızla hemen sağ tarafımda duran tahta sandalyeyi alarak başına sertçe geçirdim. Sandalye vurmanın etkisiyle parçalanırken Ender ise tekrarda dizlerinin üstüne kapaklanmıştı.

"Senin deli taklidin bize söker mi sandın lan piç?!" diye haykırarak elimde ki sandalye parçalarına da ona doğru atarak birkaç adım daha çok yaklaştım. "Daha mı çok vurmamı istiyorsun? Bana uyar." derken serçe tekmemi başına geçirmiştim.

Yere düşen bedeniyle hiç beklemeden tek dizimin üzerine çökerek parmaklarımı çenesine sarıp bana bakmasını sağladım.

"Hayır, hayır. Senin sonun ölüm olmayacak Ender." derken çenesindeki elimi dudaklarının üzerine kapatarak yüzüne biraz daha eğilirken diğer elimi ise boynuna sardım. "İliklerine kadar acı çektiğini hissedeceksin ama asla ölmeyeceksin, bu siktiri boktan döngüyü senin için seve seve bizzat ben kuracağım." diye fısıldarken boğazındaki elimi sıkılaştırmaya başladım.

SÂYEBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin