~Bölüm Şarkıları<
Dolu Kadehi Ters Tut~Islansın
Yalın~Keyfi Yolunda Aşkı Sonunda
Yeni bir bölümden herkese merhabalarr!
Nasılsınız efenim???
Ben yine oldukça heyecanlıyım!
O zaman sizleri fazla tutmadan bölüme yolluyorum.
Yorum ve vote atmayı lütfen unutmayınn!!!
İyi okumalar
Seviliyorsunuzzzz
⚖️💋
~~~~~~~~~~~~~
Kafamın içinin bu denli allak bullak olması normal miydi? Ona güvenim sonsuz denilebilecek kadar fazlaydı fakat konunun ben olduğumda yapabileceklerinin bir sınırı olmadığının da farkındaydım.
Bulunduğum kolona daha çok saklanırken Araf'ın eskaza derin bir nefes aldığını görmüştüm, tam o sırada kapı tekrar açıldığında başımı geriye çekerek karanlığa sığındım. Nefes dahi almamaya çalışarak etrafı dinlediğimde herkes bir hayli sessizdi, varlığımı fark etmiş olabilirler miydi? Sanmıyordum.
"Hafta sonu yapılacak olan sevkiyat için her şey hazır Ateş, emirlerini bekliyoruz." diyen sesi tanıyordum, Kemal Akyürek...
Genellikle silah sevkiyatları ondan sorulurdu, onlarca yük gemisine sahipti ve içerdeki tanıdıkları sayesinde de olaysız bir ticaret sağlayabiliyordu. Kemal genel olarak sessiz kalan tayfadandı, parasını alır ve ardından işine bakardı. Her ne kadar ona yardım eden tüm polis ve savcıların belgeleri elimde olsa da pek kullanılacağını sanmıyordum, yine de tedbirli olmakta fayda vardı.
"Kaç gemi?" diye soran Araf'la tekrardan ona baktığımda yüzünün yarısını kaplayan siyah ve düz maskesini fark etmiştim. Anlayamıyordum, eğer veliaht olarak burada bulunuyorsa neden hala yüzünü gizlemeye çalışıyordu?
"İstediğin gibi beş yük gemim emrine amade." diyerek rahat bir imajla konuşan Kemal'le gözlerimi devirerek dinlemeye devam ettim.
"Güzel, hafta sonu için hiçbir sorun istemiyorum." derken sesi oldukça sert çıkan Araf'ın itiraz istemediği her halinden belli oluyordu. "Para haklama ne durumda?"
"Her şey tıkırında Ateş." diyen kişi ise sevkiyattan veyahut yasal olmayan herhangi bir işten kazanılan paraları emlak şirketleri vasıtasıyla haklayan Oktay Güngör'dü. En az Dağhan kadar şerefsizdi fakat o da Kemal gibiydi, parasını aldığı sürece sessiz kalırdı.
"Bu ne saçmalık? Bir de burada oturup bu veledin emirlerini mi dinleyeceğiz?" diye haykıran sesle kaşlarım çatılmıştı, Yücel Karahan! Öfkeli sesinin hedefinde Araf vardı. "Benim oğlum hala ortalarda yokken senin sokuk emirlerin sikimde değil Ateş!"
"Çenenun bağını iyi tutasun Yücel, dilin kayay. Dikkat et bizumda mermimuz kaymasun." diyerek masaya çarpan metal sesiyle silahını koyduğunu anladığım kişi ise Cemal Dağdeviren'di. Bu masada ki en iyi adamlardan biriydi, önceden birkaç kez görüşmüşlüğümüz bile vardı.
"Sen karışma Cemal, benim derdim bu piç kurusuyla! Oğlumu kaçırdı, belki de öldürdü ama buna rağmen karşıma geçip pişkin pişkin lidercilik oynuyor." dediğinde içimde nükseden korkuyla silahımı daha sıkı kavradım, Araf neden ses etmiyordu?
"Senin oğlunun çükünün derdine biz mi düşeceğiz Yücel?" diye sert bir tonda konuşan kişi ise Selçuk Kara'ydı. Bu mecrada Cellat diye anılırdı, kısaca ölümleriyle meşhurdu. "Kuralları biliyorsun, varsa götün buyur meydan sana ait. Boşu boşuna karı gibi dır dır yapma."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SÂYE
Genel Kurgu~S-MAFYA SERİSİ 1~ Bir beden iki ruh ve yegane hedef Bir beden ruhu ölmüş ve acımasız Adalet kanunlarla mı sağlanmalıydı yoksa her insan kendi adaletini yönetebilir miydi? Peki ya adalet sadece bir efsaneden ibaret geliyorsa size o zaman ne yap...
