~Bölüm Şarkıları~
Yıldız Tilbe~Vazgeçtim
Gazapizm~Pisliğin Üstüne Basmışlar
Yeni bir bölümden herkese merhabalar efenim!!
Nasılsınız???
Gecikme için özür dilerim 🥺
"Adalet temelde mülkün kimin? Hayalet peşimde hükmün gibi. Haysiyet her şeyin üstündedir, paçanda bok var sürtük senin..." diyerek sizi bölüme uğurluyorum.
İyi okumalar:))
Seviliyorsunuzzzzz
⚖️🖤
~~~~~~~~~~
Yazarın anlatımından...
Günlerini geçirdiği küçük bir oda ve bedeninde artık acısını bile hissedemediği onca yarayla öylece oturuyordu. Kurtulmayı sayısız kez denemiş olsa da hiçbiri olumlu sonuçlanmamıştı, bu odadan çıkabilmesi imkansızdı.
Ölüm...
Kendisinin defalarca kez yaşattığı bu saçmalık sonunda ona da gelip çatmıştı. İçinde ki korkusu bile bu lanet odada yok olurken sadece ölüme ihtiyaç duymaya başlamıştı. Artık delicesine ölmek istiyordu, belki de oğlunun yegane amacı da buydu. Kendi ölümüne arzu duymasını sağlamak...
"Dağhan..."
Duyduğu o sesi duymazdan gelmeye çalıştı adam, yine onu görmek istemiyordu. Gözlerini sıkıca kapatıp eski karısını görmezden geldi, kendi elleriyle öldürüp ardından da yaktığı birisini görmek istemiyordu artık.
"Bana neden bakmıyorsun bebeğim?" Sesi onu ilk tanıdığı zamanlarda ki gibi naifti. Naif ve aşk dolu...
"Sen gerçek değilsin. Kendi ellerimle geberttim seni, sus artık." Dişlerinin arasından mırıldandı Dağhan, bu saçma yerde zihnini bile kaybetmişti artık. Hayal ile gerçeği ayırt edemiyordu.
"Doğru, beni sen öldürdün Dağhan." Adım sesleri işitti adam zihninin gerisinden. "Bakışlarında ki bir çift göle baktığımda bile nefessiz kalmaktan korkarken sen beni kendi ellerinle boğarak öldürdün ve şimdi yüzüme bakmaya bile cesaretin yok mu gerçekten?"
Günlerce aşina olduğu ceset kokularının arasında burnuna ilişen yasemin kokusuyla adamın gözleri istemsizce açılırken hemen karşısında dikilen karısını görmüştü, Suna'sını...
Hala o ilk günkü güzelliğindeydi. Yemyeşil gözleri canlı parıltılar eşliğinde ona bakarken kahve tutamlarından yasemin kokusu havaya karışıyordu. Yüzü yaralı değil aksine oldukça parlak ve canlıydı, Suna ilk günkü güzelliğiyle hemen karşısında duruyordu.
"Suna..." diye mırıldandı Dağhan karşısındaki güzeller güzeli kadına bakarken. Hafifçe gülümsedi Suna, öyle ki kuşlar bile gülüşüyle can bulup cıvıldamaya başlamışlardı sanki.
Üzerindeki beyaz elbisesiyle melekleri kıskandırırken kuğu misali süzülüyordu. Yanaklarında ki her zaman olan hafif kızartısı ve üstüme serpiştirilmiş belli belirsiz çilleriyle oldukça gerçekçi gözüküyordu, sanki hiç ölmemiş gibi...
Yanağına dokunan parmaklarla yeşil gözlere bakmaya devam etti Dağhan, adeta büyülenmişti. Tıpkı onu ilk kez o evde gördüğü zamanki gibi hissediyordu, korku ve hayranlıkla.
"Sen...gerçek olamazsın." dedi Dağhan gözlerini bir saniye bile ondan ayırmadan. Zihninde hala geçmişin emareleri kol gezerken gerçek olduğuna inanamazdı.
"Ama buradayım Dağhan, hemen karşında." Sesi bile tıpkı eskisi gibiydi...
"Sen öldün. Ben öldürdüm." derken sonlara doğru sesi kısılmıştı Dağhan'ın, anlam veremiyordu zihni bu yaşananlara. Sözlerinin ardından Suna'nın gülen yüzü solarken parmakları Dağhan'ın yanağından ayrılmıştı, yeşil gözleri gözyaşlarıyla parıldarken yaşlar yanağına doğru süzüldü.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SÂYE
General Fiction~S-MAFYA SERİSİ 1~ Bir beden iki ruh ve yegane hedef Bir beden ruhu ölmüş ve acımasız Adalet kanunlarla mı sağlanmalıydı yoksa her insan kendi adaletini yönetebilir miydi? Peki ya adalet sadece bir efsaneden ibaret geliyorsa size o zaman ne yap...
