40. İYİLEŞEN EMARELER

1.6K 72 10
                                        

~Bölüm Şarkıları~
İkiye On Kala~Al Beni Bas Yaralarına
Nil Karaibrahimgil~Kuzey Yıldızı

Yeni bir bölümden daha herkese merhabalar efenimm!!!

Nasılsınız???

Biraz uzunca bir aradan sonra yine buradayım, özür dilerim🥺🥺

"Al beni bas yaralarına, ne yükler var omuzlarında? Düştüm yine bak yollarına, seviyorum seni anlasana..." diyerek sizi bölüme uğurluyorum.

İyi okumalar
Seviliyorsununuzzzz
⚖️🖤

~~~~~~~

Arhan Araf Demir...

Bu hayata geliş amacımızın sadece intikam ve nefretten ibaret olduğuna inanırdım. Hislere yer olmayan yaşam karmaşasının içine sıkışmış hayatlardık, ta ki onu görene dek...

Nefretim bile ona zarar vermemek için zihnimde bir köşeye saklanmıştı, tek amacım bir anda onu korumak olmuştu. Nefesimi korumak...

Yaşamım boyunca tek yaptığım içimdeki nefretimle intikamımı harlamak olmuştu. Hayatımı mahveden insan müsveddelerinin hayatını karartmak için ant içmiştim lakin bunların hepsi onu görene dek sürmüştü. Hayatımda belki de ilk kez nefes aldığımı o güldüğünde hissetmiştim, nefes alıyordum ve yaşıyordum. Kalbimin beni böylesine bir oyuna getireceğini nerden bilebilirdim ki...

Sonrasında intikamımın amacı tamamen değişmişti. Dağhan'a, yani babam olacak o şerefsize nefretim hala baki olsa da bunun yanı sıra onu tüm kötülüklerden korumak istemiştim ama atladığım bir nokta vardı. O da en az benim kadar yaralı bir geçmişle bu hayata girmek isteyen biriydi ve kurtarmak için çok geç kalmıştım. Zihnimde hep bir belki kol geziyordu, belki o gün Namık'a karşı çıksaydım hiçbir zaman böylesine bir bataklığa girmezdi.

Lakin artık bunlar için oldukça geçti, Sâye'm benimle birlikte bataklığın en dibini boylamıştı. Korumak istediğim her an sanki biraz daha dibe çekiyordum onu, aynı annemin ölümü gibi onu da kendimle sürüklüyordum ve buna karşı gelemiyordum. Fakat ne olursa olsun onun sonunun anneme benzemesine izin vermeyecektim, bir kez daha nefesimi kaybetmekle burun buruna gelemezdim.

Derince bir nefes aldığımda zihnimde saklı kalan nefretim gün yüzüne çıkarak kendini göstermeye başlamıştı. Nasıl olsa şu anda zarar vermekten korktuğum kimse yanımda yoktu, durmayacaktım. Ona zarar vermeye çalışan herkesi katletmeden durmayacaktım.

Koltukta arkama biraz daha yaslandığımda açılan dış kapıyla dudaklarım kıvrılmıştı, işte oyun şimdi başlıyordu. Namık'ın söz de gizli mekanı olan odasındaydım, benden hiçbir şey gizleyemeyeceğini unutması onun kaybıydı.

Yaklaşan adım sesleriyle bakışlarımı masaya çevirmiştim, gelen seslere bakılırsa tek değildi. Göt Ferhat kuyruğu olarak dibinde olmalıydı. Adım sesleri yaklaşırken masada duran portreye uzanıp elime aldım, Sultan Yaman...

Varlığını hayal meyal hatırlıyordum, iyi bir kadındı. Benimle ne kadar konuşmaya çalışsa da pek başaramamıştı, annesini yeni kaybetmiş öfkeli bir çocuğa yaklaşmak pek akıl karı değildi. Ardından bir gün Namık tarafından kaçırıldığımda öldüğünü öğrenmiş ve kim tarafından öldürüldüğünü hiç sorgulamamıştım.

Sâye'm hayatıma girdikten sonra Namık'ı araştırmaya karar verdiğimde gerçekler önüme dökülmüştü, öldüren kişi Namık'tı. Hala net bir kanıt olmasa da tüm şüpheler onu gösteriyordu. Sonrasında yaşanan o boktan olaylar yüzünden nefesimden üç yıl ayrı kaldığımda tüm pisliklerini öğrenmek için bolca zamanım olmuştu, bunlardan biri de tam o gün Dağhan'la yaptığı görüşmeydi.

SÂYEBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin