Met, dört gündür kendini Seul diye tanıtan ejderha ile yolculuk yapıyordu. Kalbindeki burukluk eşliğinde Ryuu'yla olan bağını engellemişti. Ryuu istese bile 4 yıl içinde Met' i hissedemez ya da bulamazdı. Met bunu, Ryuu onu almak için ölüme atlamasın diye yapmıştı. Ayrıca amcasının kişiliğini bilmiyordu. Ryuu' nun gücü düşük diye onu öldürebilirdi. ' Ejderhaların bağlarını insanlar hak etmiyor' düşüncesi çoğu ejderhanın zihnine kazınmıştı. Bu kadim düşünce Mistik Kral ile Mistik Avcı diye çağıran iki mistik ejderhanın savaş sebebiydi. Mistik Kral ; kendini asla üstün görmeyen alçakgönüllü bir kişiliğe sahipken Mistik avcı zorba ve kibirliydi. Zayıfların yaşama hakkı olduğuna inanmıyordu. Mistik Kral ise zayıfları korumanın güçlünün sorumluluğu olduğunu, gücünün değil kullanış şeklinin önemli olduğuna yürekten inanıyordu. Mistik Kral alçakgönüllü olduğu kadar bağışlayıcıydıda. Öyle ki Mistik Avcı dünyayı temizlemek ve sadece güçlünün yaşayacağı bir hale getirmek için katliam yaptığında onu yok etmek yerine cezalandırmıştı. Cezası sonsuza kadar güçsüz doğan varlıklara yardımcı olmak için kaynak damarlarını desteklemekti. Mistik Avcı hayat kurallarına ters düşen cezayı kabul edemedi. Gücünü kullanarak üzerindeki laneti kaldırmaya çalıştı. Başarılı olsa da bedenini yok etmişti. Ve ruhu kontrolü dışında derin bir uykuya yattı. Ve üzerindeki lanetten kalan etkiler sayesinde çok nadiren bir insanın kaynak damarlarıyla birleşiyordu...
Met' in korktuğu kısım Mistik Avcının görüşlerini amcasının benimsemiş olmasıydı. Eğer öyleyse Ryuu' nun peşine düşerdi. Met, bu seçeneği aklına bile getirmek istemiyordu.
Met geldiklerini siyah, ışığı yansıtmayan sarayı görünce anladı. Saray binlerce metre uzunluğundaki dağa inşa edilmişti. Sarayın giriş kapısı ile surları dışında diğer bölgelerini görmek imkansızdı. Kapısı bile yüzlerce metreye ulaşıyordu. İhtişamlı kulelerine normalde yer altında yaşayan kanatsız Toprak Ejderleri dolanmıştı. Gölge ejderhaları sessizce uçuyor, sarayın çevresini gözlüyordu. Herkes görevine odaklanmış, çıt çıkmıyordu. Sessizlik Met' i tedirgin ediyor, huzursuz olmasını sağlıyordu. Bu kadar sessizlik iyi değildi. '' Hanımım buradan sonrasını uçarak geçemeyiz. Yanıma gelirseniz ışınlanacağım. '' Seul' un ses tonu kalın ve pürüzlüydü. Zaten kendisi de yakışıklı birisi değildi. Ejderhaların asaleti bile çirkinliğini saklayamazdı. Met isteksizce yanına uçtu. Seul bir kaç garip el mührü yaptıktan sonra sarayın içine ışınlandılar. Sarayın içi dışının aksine altın ve krem rengindeydi. Duvarları altın motifler ve çeşitli tablolar süslüyordu. İlgi çekici tablolar güçlü ejderhaların resimleriydi. Met babasının tablosuna dokunmak için bilinçsiz olarak elini uzattı. '' Dokunma! '' Soğuk ses hareketini durdurmasını sağladı. Meraklı bakışları seslenen kişiyi gördüğünde donakaldı. Sesin geldiği yerde neredeyse babasının kopyası olan amcası duruyordu. '' Merhaba yeğenim. '' Met amcasına anlam yüklendiremediği bakışlarıyla dikkatle baktı. Yaklaşık iki metre uzunluğundaydı. Kaslı vücudu ve pürüzsüz teni Ryuu' ya rakip olabilirdi. Yakışıklı yüzünde ufak bir kusur dahi yoktu. Saçlarını ensesinde lastik ile toplamıştı. Siyah, resmi takım elbisesi ile zıtlaşan beyaz bir kravat takmıştı. Siyah düz çerçeveli gözlükleri ile kulağında küçük bir küpesi vardı. Sesi otoriter ve sertti. Yüz mizahı keskin, ifadesi ciddiydi. Gülmeyi bilmediğini düşündürecek kadar soğuk bakıyordu. Bakışları Met' in tüylerinin diken diken olmasına yetmişti. Aurası soğuk ve anlaşılmazdı. Adeta ' TEHLİKELİYİM! ' hissi veriyordu. O an kaçmak çok cazip dursa da yapamayacağını biliyordu. '' Merhaba amca. '' Dik bakışlarını amcasının dipsiz kuyu gibi duran gözlerine çevirdi. '' Gerçekten abime benziyorsun. Bu arada kendimi tanıtmayı unuttum. Ben Nodus Me Hon Rezian. Kısaca Rezian diyebilirsin. Peki abim sana ne isim verdi? '' Met, yapmacık konuşnasubu umursamadı. '' Metsan Diana Oen Mez. Ne demek istersen de. Şimdi yapmacık ilgini bir kenara bırak ve beni ne için çağırdın onu söyle. '' Yüzünde tek bir kas bile kpırdamamıştı Rezian' ın. İfadesi değişmez gibiydi. '' Zeki kız. Seni ortağın olacak kişi ile tanıştırmak için çağırdım. '' Met bu tarz bir duruma karşı hazırlıklıydı. Sinsi gülümsemesini takındı. '' Ne yazık! Benim çoktan bir ortağım var. '' Rezian' ın ifadesi bozuldu. Met keyifle, Rezian' ın bok yutmuş gibi çirkinleşen ifadesini izledi. '' Basit bir yada iki kan özü ile olan bağları boza- '' Met pişkince sırıtırken Rezian' a durmasını işaret etti. '' Altı damla kan özü ile bağlandık. Ve üzerimde Heart ailesinin işareti var. '' Met, Rezian' ın Heart ailesinin işaretini bilip bilmediğinden emin olmasa da daha da çirkinleşen yüzünden bir şeyler bildiğini fark etmişti.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Grondia
ФэнтезиAdaletsizlik neden her yerde? Güçlü olan zayıfı ezerken ne yapılabilir ki? Sadece sevdiklerini korumak yeterli mi? Aklımda bu sorular dolaşıp duruyor. Bir karar veremiyorum. Güçlü olmam gerekli. Sevdiklerimi korumam gerekli ama bu yeter mi...
