6.Bölüm "Üst üste gelenler..."

947 36 0
                                    

6.Bölüm
"Üst üste gelenler..."

     "Okulun yok mu senin? Ne işin var hala burada?" dedi. Gözlerimi devirdim. Gördüğüm evdeydik ki baraka desem daha doğru olur. İçi hiç parlak sayılmazdı. Bir çekyat, bir masa, birkaç sandalye, mutfak denen küçücük bir yer.

     "Bugün seninim, olmaz mı?" dedim alayla sorusunu hatırlayarak. Karşılıklı masada oturuyorduk. Kaşlarını kaldırmıştı. Öne doğru eğildi ve ellerini hafifçe kızarmış çenesinin altında birleştirdi.

     "Çok tehlikeli bir cümle söylüyorsun. Dikkat et." dedi. Gözlerimi devirdim yine. Belki de şimdi vazgeçmeli ve okula gitmeliydm. Ama beni nereden tanıdığı ve onun kim olduğu konusundaki merakım daha baskın geliyordu.

     "İçecek bir şeyler yok mu?" dedim ve içinde birşey bulmayı umduğum mini dolaba yöneldim. Beyazdan siyaha dönmeye başlamış dolabın kapağını açtığımda tam bir fiyaskoydu. İçinde hiçbir şey olmamasına bir de ağlar eklenmişti. İçimden 'sizi evinizde rahatsız ettiğim için özür dilerim küçük dostlarım. Müsait değilseniz, ben gideyim.' dedim ve örümcek dostlarımı içeride bıraktım. Hadi ama!

     "Hadi ama!" dedim sessizce ve arkamı dönüp ona baktım. "Burayı adam edeceğim." dediğimde bir şeyi daha fark ettim. Psikolog denen şahsiyetin dediği gibi... Neydi? Imm... Kendi sorunlarını unutmak için başkalarının sorunlarına burnunu sokmakla ilgili bir şeydi. Her neyse işte yaa... 

     "Böyle bir şey yapmayacaksın. Artık gitmelisin. Okula geç kalıyorsun." dedi ve sandalyeden kalkıp bana döndü. Kalçasını masaya dayamıştı. Haklıydı. Yaptıklarım çok aşırı ve hızlıydı. Belki de gitmeliyim.

     "Giyebileceğim rahat bir şeyler var mı?" dedim. Kahretsin! Dilimin sorunu neydi böyle? Neden beynime baş kaldırıyordu?

     "Ne?" Şaşkınlıkla kaşları havalanmıştı.

     "Eşofman, diyorum." dedim. Başını iki yana salladı.

     "Sen..." dedi. Beni tanımlayacak en saçma kelimeyi bulamamıştı galiba. Saçmalığın vücut bulmuş haliyim. Daha ne olsun...

     Derin bir nefes alıp verdi ve birkaç adım ötesindeki dolabı açtı. İçinden siyah bir eşofman çıkarıp bana uzattı. Ona yaklaşıp eşofmanı aldım.

     "Ne yapcaksın bununla?" dedi. Gülümsedim.

     "Kendine de bir şeyler ayarlasan iyi olur. Burayı temizleyelim."dedim. Kaşlarını çatarak baktı.

     "Bu kadar hızlı olduğunu bilmiyordum." dedi ve hafifçe tebessüm etti.

     "O senin hızın." dedim. Sonra bir şeyi hatırlamışçasına yüzümü buruşturdum. Ekledim. "Tekme için üzgünüm. İstemsizdi."

     Kafasını iki yana salladı. Ne kadar sık yapıyordu bunu. Gülümsedi ve dudağının kenarını ısırdı.

     "Sonradan pişman olacağın şeyleri yaparken iki kere düşün." dedi.

     "Arkanı dön giyineceğim." dedim onu umursamadan.

     "Buradan çıksam iyi olur."

     "Kalmanı istiyorum." dedim alayla.

   "Cık, cık, cık..." diye ayıplayan sesler çıkardı ve gülümseyerek dışarı çıktı. O nasıl bir gülümsemeydi ya?

     Eşofmanı giydim. Ensar'ın dolabından bir tişort aldım ve üstüme geçirdim.

     Hani derler ya 'Onun bilmem neyini giyince bir parfüm kokusu yayıldı' filan. hikaye! Ensar'ın kıyafetleri temiz kokuyordu ama parfüm yoktu. Sadece saf katıksız kokuyordu.

Nesil Serisi 1; Kıyıdaki İki Tekne MasalıHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin