2.Bölüm "Ölümün Ağzından"

1.2K 41 5
                                    

2.Bölüm
"Ölümün Ağzından"

ÖLÜMÜN AĞZINDAN

     Her yerdeyim ben. Yanınızda, arkanızda, gözünüzün önünde... En çok da içinizde. Benim tanımım, ruhun bedenden ayrılışı, bedenin hareketsiz kalışı değil. Benim tanımım, gözlerinizdeki o parıltının sönüşü... Kimileri gülümseyerek duruyor toprak altında. Ölmedi onlar. Asla ölmezler. Çünkü gözlerinde hala parlayan şeyler var. Kimileri ise hareket ediyor hala. İçinizdeler. Canlılar, hayattalar.

     Ama çoktan öldüler...

     Şu an karşımdaki güzel kız, aynaya bakıyor ve gülümsüyor. O çoktan öldü. Gözlerinde adımı okuyabiliyorum artık. Sadece sıkıldı ve ölümünü belgelemek istiyor. Gözlerinin önünden film şeridi gibi geçmiyor hayatı. Çünkü, artık hayatta bir rolü olmadığını düşünüyor, biliyor...

     Sokağın başında bir genç beliriyor. Elleri cebinde, omuzlarında ağırlık varmışçasına ilerliyor. Kızdan iki yaş büyük. İstediğini elde edebileceklerden; karizmatik. Sigarasını dudaklarına götürüyor. Beni hissedermişçesine içine çekiyor dumanı.

     Yanımdan geçiyor. Soğukluğumu hissetmiş olacak ki ceketinin yakasını boynuna çekiyor. Siyah gözlerini kirpiklerinin altından gösteriyor. Çevreye bakınıyor ve görmesi gerekeni buluyor.

     Aşk, cesaret işidir. Ne olursa olsun, 'beraberiz ya, boşver!' demektir.

    Duruyor ve kıza bakmaya devam ediyor. Onu birkaç yıldır izliyordu zaten. Okulda, sokakta, kendinde... Belki bir cesaretle açılsaydı, ikisi için de mükemmel olacaktı.

     Ya da daha kötü, bilemem…

     Kız yattığında eve doğru ilerliyordu. Yanındayım gencin. Birinci kattaki dairenin camına elini dayıyor. Kıza dokunuyor gibi. O kadar çok seviyor; aşık...

     O, aşkından ölüyor, kız ocaktan yayılan gazdan... Aşk da bu değil midir; içimize yavaşça yayılan zehir?

     Kendime bile acıdım... Pencerenin kilidine baktım. Açık olsaydı…

     Genç çocuk pencerenin kilidinin açık olduğunu görüyor. Usulca ittiriyor pencereyi. Pencere ardına kadar açılıyor. Yarı açık perdeyi kenara itiyor genç çocuk. Bir ayağını pencerenin kenarına koyuyor, kızın yanına gitmeyi istiyor. Sadece uyurken ki masumiyetini izlemek istiyor.

     Vazgeçiyor ve geri çekiliyor. Karar veriyor; yarın kızla konuşacak. Pencereyi kapatmakla açık bırakmak arasında kalıyor.

     Kızı öldürmek ile hayatta bırakmak arasında savaştığını bilmiyor. Ama bir şeyi biliyor; kız rüzgarlı havayı seviyor.

     Sıcak gecenin, hafif esen rüzgarını kıza ulaştırma adına pencereyi açık bırakıyor. Ve son bir bakış atıp ayrılıyor oradan. Bir hayat kurtardığını fark etmeden. Kendi 'Hayat'ını kurtardığını fark etmeden...

     Gece ilerlediğinde, kızın babası sessizce uzaklaştı dünyadan. Aynı şekilde aşık olduğunu sandığı çocuk da son kez gülümsedi yıldızlara... 

     Sabahın ışıkları yola çıktığında, çevreden alınan haberlere göre sirenler duyuldu. Ambulans, polis arabaları... Kız, benim kokumu hissettiğinde gözlerini açmaya çalıştı. Başardı. Bedenen burada. Ölemedi... Çevresindekiler kızın ağladığını görüyor. Hepsi, ailesini kaybeden genç bir kıza acıyor. Hiç biri bilmiyor ki; kız hayatta olmasına ağlıyor. Ve kararlı... Tekrar deneyecek. Yarın, bir ay sonra, bir yıl sonra. Ya da 4 yıl sonra...

     Ve ben yine orada olacağım...

Nesil Serisi 1; Kıyıdaki İki Tekne MasalıHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin