9.Bölüm
"Sözümü tutuyorum."ENSAR
"Biliyor musun? İşyeri patronumu? Anlatmıştım, Birkan abi. İşte o, benden sağ kolu olmamı istedi. En başta kabul etmedim, tehlikeli işler olur diye... Ama sonradan ikna etti beni. Tehlike şeyler olacak ama ölmeyeceksin, dedi. Onlarca adamı varmış ve tehlikeli yerlere onları yollarmış." dedim. Mezar taşının kenarına sırtımı dayamıştım ve bedenimi mermere sermiştim. Ellerimi cebime sokmuş, konuşuyordum.
"Ve şu ablayı hatırlıyor musun? Onunla arkadaş olduk. Kutu kutu pense oynamıyoruz belki ama yaşıtımız oyunlar oynuyoruz. Sevmecilik, dövüşçülük..." dedim ve kız kardeşimin mezarına doğru gülümsedim. Geçmişten birkaç anı kapıma ulaşmıştı.
.............................
GEÇMİŞ
"Abi? Neden kutu kutu pense? Niye kutu kutu elma değil? Yada oyuncak?" dedi. Uzun siyah saçlarının çevrelediği yumuşak beyaz tenindeki minik siyah gözleri, yeni bir soru bulmuş olmanın heyecanıyla ışıldıyordu. İnce, küçük dudakları gülümsüyordu.
"Bilmiyorum fıstık. Sence?" dedim. Elinden kavramış ilerlerken diğer elindeki dondurmayı düşürmemek için direnen kardeşime baktım.
"Ben de bilmiyorum ki abi? Kim biliyor bunları acaba? Hem ben dünyayı değiştireceğim! Hiçbir yerde pense, tornavida olmayacak. Kutu kutu şeker olacak, dondurma olacak. Hem penseler de silah değil mi? Kötü olmasalardı babam onları koyduğu çantaya dokunmama izin verirdi."
Bastım kahkahayı...
"Ulaşamadığım her şey kötüdür." dediğinde kaşlarını çatmış, dudaklarını büzerek bakıyordu. Dudaklarımda gülümsemeyle başımı salladım. Gülmeyecektim.
Dayanamadım ve tekrar kahkaha atmaya başladım.
"Daha önce çok güzel güldüğünü söyleyen oldu mu abi?" dedi. Sorduğu soruyla gülmemi bastırdım ve kendime bilmiş bir eda kattım.
"Eh... Kızlar öyle söylüyor tabi." dedim kendimi beğenmişçesine. Yine kaşlarını çatıp, dudaklarını büzdü.
"Ama sen benimsin." dedi. Gülümseyerek ona baktım. "Tabiki seninim."
"Öyle olmalı. Hem sen niye çirkin kızlarla çıkıyorsun?" dedi soruyla. Onu kucağıma aldım ve sahilin kenarındaki banka oturtturdum. Yanına yerleştim.
"Çirkin kızlarla mı çıkıyorum? Hangisi çirkin?" dedim. Alacağım cevabı sabırsızca bekliyordum.
"Hepsi."
"Hepsi mi? Mavi gözlü, sarışın barbie gibi bir kız vardı. Adı da..." demiştim ki lafımı kesti.
"Sinem. Ama olsun. Benim bebeklerim daha güzel giyiniyordu. Dizinin iki karış yukarısında etek giyilmez ki!" dedi Buket. Kaşlarımı çatıp baktım.
"Sen böyle kelimeleri nereden duyuyorsun böyle?" dedim. Omuz silkti. Büyümüş de küçülmüş...
"Annem onun için böyle diyordu."
"Peki, Melisa?" dedim. Minik yüzünü buruşturdu.
"Saçlarını güzel yıkamıyordu. Ama bence..." dedi ve bana doğru eğildi. Etraftan bir gizemi saklıyor gibi kontrol etti çevresini. Ve fısıldadı. "... bence saçlarını pembe suyla yıkıyordu. Çünkü saçlarının uçları hep pembeydi..."

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Nesil Serisi 1; Kıyıdaki İki Tekne Masalı
RomanceIssız bir yolda ilerlerken kenarda kuru çalıları fark edersin bazen... Öldüklerini görürsün. Yanından öylece geçmen büyük hata olur. Durur ve dokunursun yumuşak parmak uçlarınla. Belki dağılır küçük hareketinle çiçekler. Eğilir yanlarına açma...