36.Bölüm "Su;Yaşatan, öldüren"

420 12 7
                                    

36.Bölüm
"Su; Yaşatan, öldüren."

AŞKIN

     Sessizlik... Binbir notanın arasındaki tek bir ritmi duymaktan öte, hissetmek. Su gibi; insanı yaşatır, insanı öldürür. Ve ben şuan, denizin sessizliğini uğultu biçiminde duyarken suyun yaşattığı insanlardan değildim.

     Ölecektim. Ki bu sefer bunu istemiyordum. Kulaklarım suyun çıkardığı köpükleri küçük tıkırtılarla kabul ederken genzime sızan suyu hissediyordum. Gözlerim sudan korkarcasına açılmayı reddetmiş, ayaklarım yere basma isteğiyle çırpınırken nefes alamıyordum. Çırpınmamam gerektiğini biliyordum ancak ölüm korkusu bu olsa gerek.

     Bacaklarımın arasına bir şey dolandığında artık çırpınmayı bıraktığımı fark etmiştim. Son bir gayret ve korkuyla hareketlenerek ayaklarımdaki şeyden kurtulmaya çalıştım. Belime kayıp beni yukarı ittiğinde çırpınmayı bırakmıştım. Sudan çıktığımda ciğerlerim oksijenle yanmaya başladı. Yuttuğum tuzlu su midemin bulanmasını aldırmadan midemden çıkarken etrafıma bakmaya çalıştım.

     Karşılaştığım ilk şey ıslak bir çift mavi göz ve suyla koyulaşan sarı saçlar olduğunda rahatlamıştım, şuanda ne olduğunu bilmiyordum. Başımın üzerinde gördüğüm tahtalarla iskelenin altında olduğumuzu kavramıştım. Her ne kadar Emre beni yukarıda tutsa da ayaklarım yere basmadığı için ellerimi iskeleye dayayarak durdum. "Emre?"

     Işaret parmağını dudaklarına götürerek susmamı işaret etti. Boş bakışlarla çevreme bakınmaya başladım, görebildiğim şey sadece denizin hafif dalgasıydı ama şikayetçi olduğum söylenemezdi. Suyun altında kalmaktan kat kat daha iyiydi.

     Gözlerim ilerideki ufak bir detaya takılınca kaşlarımı çatıp, başımı yana eğdim. Gözlerim algıladığım şeyle kocaman olurken zorlukla yutkundum. "Hass*ktir." Emre kaşlarını çatarak bakışlarımı takip edip arkasına döndü. O da benim gibi küfür ederken bakışlarımı iskelenin eskiyen tahtaları arasından sızan kana kilitlemiştim. Kan usulca büyük damlalar şeklinde akıyor, denize karışarak sessizce dağılıyordu.

     "Sen iyi misin Emre?" dedim vücudunu denizin izin verdiği kadar süzerken. Başını eğerek vücuduna baktı, gözlerini bana çevirdi. "Ben de sorun yok. Sen?" diye sordu. Bir köpek sesiyle sıçradığımda başımı yukarıya kaldırdım. Gözlerim Emre'ye korkuyla kaydığında bu sesin Oscar'a ait olduğunu biliyordum.

     Iskeleden destek alarak yana doğru ilerlemeye başladım. En yakın zamanda yüzme öğrenmeyi aklımın köşesine kaydederken belime değen soğuk bir elle durdum. Gözlerimi çevirip Emre'ye baktım. Başını iki yana sallayarak konuştu.

     "Az önce bir saldırıya uğradık. Şimdi yukarıya çıkarsak gitmemiş olabilirler." bu cümlesi karşısında başımı iki yana salladım. "Oscar ve Nasty yukarıda. Yaralanmış olabilirler." dedim. Gözlerime boş boş bakarken kenara kaymaya devam ettim. Beni şaşırtmayarak ayağımdan itip iskeleye çıkmamda yardımcı oldu.

     Temkinli bir şekilde etrafıma bakarak karnımın üzerine attım kendimi. Avuçlarımı tahtalara bastırarak kendimi yukarıya çektim. Dizlerimi de çektiğimde derin nefesler alıp, bıraktım. Sonunda iskelenin üzerinde doğrulduğumda ayaklarım bir yere basmanın verdiği sızıyla kasılıyordu. Emre iki elini iskeleye yerleştirdi. Kasları gerilerek yukarıya, benden daha kolay bir şekilde çıktı.

     Gözlerim etrafta gezindiğinde Oscar ve Nasty'yi ileride yüzüstü yatar halde buldum, koşarak yanlarına gidip kayarcasına kendimi yere attım. Oscar kalkıp etrafımda inleyerek dolaşmaya başladığında, sorunun onda olmadığını anlamıştım.

Nesil Serisi 1; Kıyıdaki İki Tekne MasalıHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin