İkinci bir savaşa daha hazır mıydım, ya da hazır mıydık?
Mert odadan çıktığı zaman Gökhan da hemen kendi odasına gitti. Bende hızlıca yataktan kalkıp üstümü değiştirdim ve aşağıya indim. Defne de yanımıza gelince en büyük duran arabaya bindik. Bu araba Gökhan'ın bana ilk 'seni seviyorum' dediği günde bindiğimiz arabaydı. Ben arka koltuğun orta tarafına oturunca sağıma Defne ve Banu, soluma Gökhan oturdu. Sürücü koltuğuna Çınar onun yanına ise Mert oturdu.
Araba hareket etmeye başlayınca Gökhan herkese silahlarını dağıtırken Mert "Bu ne böyle?" dedi. Herkes Mert'e bakışını çevirince "Kim 37 numara ayakkabı giyiyor aranızda?" diye arkasına dönüp kızlarla bana sordu. Hepimiz 37 giyiyorduk. Banu kaşlarını çatarak "Hepimiz." dedi. Mert sinirle "Kim ayağıyla bastı koltuğa? En önemli soru, o kişi kimle dışarı çıktı?" dedi. Galiba o benim ayak izimdi. Galiba değil kesin öyleydi. Çünkü o gün ayakkabılarımla koltuğa basmıştım.
Şu an sinirlenmesi çok gereksizdi ama sabah Gökhan'ı benim yanımda görmesi ve robotların tekrardan gelmesi bunu tetikliyordu. Kimseden cevap gelmeyince Mert biraz daha düşünüp "Lan! Bu araba! O günkü araba!" dedi ve bir hışımla arkasına döndü. Ortada olmamın verdiği kolaylıkla Mert birden ayağıma uzanıp havaya kaldırdı ve ayak izi aynı mı diye baktı.
Hipotezini doğrulayınca "Siz beni deli mi edeceksiniz?!" dedi ve Gökhan'a dönüp "Sabah ne işin vardı lan Kayra'nın yanında?!" dedi sesini yükselterek. Gökhan'a baktığımda sakin olmaya çalışır gibi bir hali vardı. Banu sesini çıkartmadan oturuyordu, Defne ise Mert'i tersleyerek "Sana ne?! İlgilendiriyor mu seni?! İsteyen istediği hayatı yaşar!" dedi o da sesini yükseltip. Mert sinirli bakışlarını Defne'ye çevirerek "Sana sormadım!" diye bağırdı.
Öyle bir bağırdı ki oturduğum yerde titredim. Banu'yla benim gözlerim kocaman açılırken Defne'nin yeşil gözleri doldu. Defne bazı konularda çok hassaslaşıyordu, o yüzden değer verdiği biri ona tersleyerek bağırınca kalbi kırılmıştı. Defne'nin yanağından yavaşça bir gözyaşı süzülürken Çınar "Geldik." dedi. Arabadan sırayla inince geçenki gibi yüksek binaların olmadığı bir yere geldiğimizi fark ettim. Ama burada daha çok bina vardı, tahminimden de çok.
Tam Çınar bir şey diyecekken karşımızda kocaman bir robot grubu belirdi. Herkes şok olmuş bir şekilde robotlara bakarken Çınar "Herkes evlerin arasına saklansın." dedi sesini duyurmak için bağırarak. Herkes koşa koşa farklı yönlere gitti. Elimdeki silahı sıkıca tutarken evlerin arasına kendimi attığımda kendimi garip hissettim. Burası rüyamda o korkunç robotu gördüğüm yerdi.
Aklıma gelen şeyle bacaklarım titrerken evlerin arasında dolaşıyordum. Burası labirent gibi bir yerdi çıkmaz sokaklar vardı ve her tarafımız evle çevriliydi. Başka bir cisim yoktu. Bir köşeyi daha dönünce birden Çınar'la karşılaşınca irkildim. Kaşlarını çatarken "Burası labirent gibi, diğerlerini bulmamız zor olacak." dedi. Gözlerimi etrafta gezdirirken "Robotlar nerde?" diye sordum. Ela gözlerini kısarak "Hepsi labirentin farklı kollarına girmiş olmalı." dedi.
Çınar'la yürümeye devam ederken farklı bir köşeyi döneceğimiz sırada kolumdan çekerek sırtımı duvarla birleştirdi ve kendisi de yanımda durdu. Nefes nefese "Orada birkaç tane var, dikkatli ol." dedi. İkimizde duvarın arkasından çıkarak robotlara ateş etmeye başladık. Eskisine göre daha isabetli atışlar yapabiliyordum. Üç tane robotu öldürdükten sonra Çınar devasa bir örümcek gibi gözüken robotların etrafında dolanıp tüpü aradı.
Hiçbir şey bulamayınca labirentte ilerlemeye devam ettik. Acaba Gökhan ne yapıyordu? İyi miydi? Uzaktan da silah sesleri geliyordu. Yine karşımıza örümcek gibi yürüyen robotlar çıktığında silahın namlusunu onlara döndürerek kafalarını nişan alıp ateş ettim. Çınar'la gidip yine renkli yazılım tüplerini aradık ama bulamadık.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
İstila Uçuşu
Science FictionDört küçük kapsül, milyonlarca hayat, altı farklı kişi ve hayatta kalma savaşının içinde doğan aşk. ×××××××××××××××××××× "Göreviniz tüm Dünya'nın geleceğini kurtarmak. Tek bir hatanızla herkesin hayatı tehlikeye girer. Dört tüpü de hepin...