Sıvının içerisinde hareketsizce kaldım.
İsteğim dışında olmuştu. Sanki havuzun dibinden bir şey ayaklarımdan çekiştiriyordu. Kulaklarımda "Kayra!" diye bir ses çınladığı zaman sıvıda dalgalanma oldu. Sanki biri daha havuza girmişti. Kolumdan çekiştirilirken sıfır dirençle o yöne doğru hareket ettim. Kısa süre sonra sırtım sert zeminle buluştuğunda o sesin beni havuzdan çıkardığını anladım. Dudaklarımda ve burnumda baskı olunca ciğerlerim nefes almaya zorlandı. Biri bana suni teneffüs yapıyordu.
Dakikalar sonra kendime gelip ağzındaki suyu öksürerek çıkarttığımda nefes almaya başlamıştım. Beni boğularak ölmekten kurtaran kişiye baktığımda zar zor nefesler alıp verebiliyordum öksürüklerimin arasından. Gökhan gözleri şokla açılmış nefes nefese bana bakıyordu. Her yeri ıslaktı, sarı saçlarından alnına sular süzülüyordu. Hâlâ canım çıkacakmış gibi öksürürken Gökhan kollarını etrafıma sarıp sıkıca sarıldı.
Yüzüme yapışan ıslak saçları geriye doğru düzeltirken "Tamam güzelim, geçti. Bir şeyin yok." dedi. Öksürüğüm azalırken üşümekten titremiş olacağım ki Gökhan bunu fark edip "Üşüyor musun meleğim?" diye sordu. Kafamı olumluca salladığımda Gökhan kollarını benden çekip kapıya doğru hızlıca gitti ve "Çınar battaniye getir hemen!" diye bağırdı. Tam Gökhan arkasını döndüğünde kapıdan içeriye Mert girdi ve hemen yanımda bitti.
Mert'in kaşları havalanıp uzun uzun bana bakınca bir şeylerin iyi gitmeyeceğini anladım. Buraya geldiğimizden beri ne iyi gitti ki zaten? Gökhan da Mert'in yanında durduğu zaman Mert hızlıca ona dönüp "Hani koruyacaktın lan! Hani hiçbir şey olmasına izin vermeyecektin!" diyerek sesini yükseltti. Mert işaret parmağını Gökhan'ın göğsüne bastırarak "Buraya geldiğinden beri hep senin yüzünden başı derde giriyor, hep senin yüzünden acı çekiyor! Kayra yine ölümden döndü!" diye bağırdı.
O sırada elinde kocaman battaniyeyle Çınar geldi yanımıza ve hiç beklemeden battaniyeyi etrafıma sardı. Mert daha sonra mavi gözlerini benimkilere dikip "Ya bunu bir tek gören ben miyim?! Ben kardeşimin senin yüzünden acı çekmesine göz yumamam! Ben onu sana emanet ettim! Peki ya sen ne yaptın, ne?!" dedi bağırarak. Gözlerim Mert'in dediğiyle dolarken Gökhan ve Mert sinirli gözlerle birbirine bakıyordu. Sanki o sırada ufacık bir şey olsa kavga iyice alevlenecekti. Ama Gökhan susuyordu.
Dolu gözlerimi Çınar'ın ela gözlerine çevirerek "Çınar..." dedim. Çınar ne istediğimi anlamış olacak ki hemen ayağa kalkıp Gökhan'la Mert'in arasına girdi ve "Tamam anlıyorum, herkesin sinirleri gergin ama bunu birbirinizden çıkarmayın." dediğinde Mert de "Gökhan ve Kayra bundan sonra ikinizi bir arada görmeyeceğim. Bu konu burada kapandı." dedi ve hızlı adımlarla havuzlu odadan çıktı. Tuttuğum gözyaşlarım yanağımdan süzülürken Çınar da odadan çıktı ve Gökhan hızlıca beni kucağına alarak odama çıkarttı.
Titremem hâlâ devam ederken Gökhan'a sığındım. Gökhan odama girip beni yatağın üstüne bıraktı. Tam kollarını vücudumdan çekip gideceği zaman ıslak tişörtünden tutarak "Gökhan gitme, lütfen." deyip gitmesine engel oldum. Gökhan eliyle alnıma yapışan ıslak saçlarımı geriye yatırırken "Kayra kızlardan birini çağıracağım, üstünü değiştirmezsen hasta olacaksın." dediğinde "Ben kendim de değiştirebilirim üstümü, küçük çocuk değilim." dedim.
Beyaz dişlerini göstererek güldü bana güzel güzel. Saf saf onun suratına bakarken bana "Biliyorum ama yine de yalnız kalma istedim, ne olur ne olmaz." dedi ve odadan çıktı. Battaniyeye sarılı bir şekilde kısa süre bekledikten sonra odaya uykulu bir şekilde Banu girdi. Yarı açık gözleriyle bana doğru ilerleyip kendini yatağa bıraktı. Uykusuna kaldığı yerden devam ederken gözlerimi devirerek oturduğum yerden kalkıp dolaptan kıyafet aldım ve giyinmek için banyoya gittim.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
İstila Uçuşu
Science FictionDört küçük kapsül, milyonlarca hayat, altı farklı kişi ve hayatta kalma savaşının içinde doğan aşk. ×××××××××××××××××××× "Göreviniz tüm Dünya'nın geleceğini kurtarmak. Tek bir hatanızla herkesin hayatı tehlikeye girer. Dört tüpü de hepin...