30. Bölüm - Kan

305 33 56
                                    

Aldığım nefes ciğerlerimi yakıyordu.

Gözlerimi sıkıca kapattığımda beynimdeki sesler daha da çoğalmaya başladı. Yapamazdım, rüyamdaki gibi arkamı dönemezdim. Bacaklarım artık beni taşıyamayıp tam kendimi boşluğa bırakacağım sırada kapanan kapının ardından Gökhan "Kayra?" diye seslendi. Gökhan! Zar zor çıkan sesimle "Gökhan, yardım et!" dedim.

Arkamdan kapının zorlanma sesi gelirken "Kayra kapı kilitlenmiş, sakin ol bir şey olmayacak." dedi Gökhan ve hemen ardından "Mert, Çınar yedek anahtar bulup çabuk buraya gelin!" diye bağırdı. Gözlerimi açamıyordum, korkuyorum. Nefes alış verişlerim zorlanırken kapının ardından duyduğum küfürler artmıştı. Mert'in "Ne oldu?!" diyen sesini duyduktan sonra Gökhan "Kapı kilitli, açamıyorum." dedi. Gökhan öyle dediğinde kapı biraz daha zorlansa da açılmadı.

Kapıya birkaç kez tekme atılır gibi bir ses geldiğinde Çınar'ın uzaktan "Yedek anahtar felan yok burda!" dediğini duydum. Titriyordum. Kafamın içinde biri kahkahalarla gülüyordu. Bu çok iğrenç bir histi. Gökhan kapının ardından "Kayra kapının arkasında anahtar var, onunla kapıyı açabilir misin?" diye sordu. Kafamı görmeseler bile olumsuzca sallayarak "Hayır." dedim.

Çınar "Ben tamir çantasını getirdim, bununla açmayı deneyebiliriz. Vidaları çıkartayım ben, açılın şurdan." dediğinde kapıdan tıkır tıkır sesler gelmeye başladı. Defne arkadan "Kayra sakin ol, şimdi çıkartacağız seni ordan." dediği zaman kızların da burada olduğunu anladım.

Stresli geçen birkaç dakikanın ardından arkamda birinin varlığını hissetmiş gibi oldum ve o anda kafamın içinde dolaşan seslerden biri 'Sonunuz geldi.' dedi. Yine aynı şeyi fısıldadılar. Yine aynı korkuyu hissettim. Ama sanki bu sefer ki daha korkunçtu. Kendimi boşluğa bırakmamak için biraz daha direnirken "Gökhan... Acele et." dedim kısık çıkan sesimle.

Gökhan kapının ardından duymuş olacak ki kapıdan hâlâ tıkır tıkır sesler gelirken "Çekilin lan kapının önünden." dedi ve hemen ardından kapının büyük bir kuvvetle itildiğini duydum. Ensemde nefes gibi bir şey hissedince birden ürperdim ve ağzımdan küçük bir hıçkırık çıktı. Kapı birkaç kez daha büyük bir kuvvetle zorladıktan sonra kapı birden yüksek sesle duvara çarptı. Açılmıştı.

Kapı açılır açılmaz belime sarılan bir çift kol huzuru bulmamı sağlamıştı. Ağzımdan hıçkırıklar firar ederken Gökhan başımı göğsüne yasladı. Arkadan adım sesleri gelirken Çınar "Ne oldu buraya?" diye sordu şaşkınca. Banu "Gece anlattığı kabus gibi burası." dediğinde Mert'in ağzından kısık sesli küfürler çıktı. Gökhan birden beni kucağına alıp karşıdaki yani kendi odama kadar taşıdı ve yatağın üzerine bıraktı.

Gökhan'ın kolları hâlâ belimdeyken kulağıma doğru "Geçti güzelim, sakin ol." dedi fısıldayarak. Titremem az da olsa geçse de hıçkırıklarımın sonu gelmiyordu. Yaşlı gözlerle Gökhan'a bakarken "Gökhan arkamdaydı, hissettim." dedim. Bende kollarımı onun bedenine sarıp başımı göğsüne daha çok gömdükten sonra hıçkırarak ağlamaya başladım.

Bana o kadar çok yaklaşmıştı ki. Ama düşününce... Sadece beynimin bana oynadığı bir oyun olabilir miydi? Gözyaşlarım Gökhan'ın siyah tişörtünü ıslatırken o ise bir elini saçlarıma götürüp okşamaya başladı. Aldığım nefesler sanki ciğerlerime yetmiyormuş gibi derin ve hızlı nefesler alıp veriyordum.

Uzun bir süre sonra kafamı yavaşça Gökhan'ın göğsünden kaldırırken kapıda endişeyle bana bakan bizimkileri gördüm. Gökhan kollarını kendine çekip ayağa kalktıktan sonra odadan çıkıp gitti. Ben arkasından bakakalırken Banu ve Defne hemen yanıma koşup bana sarıldılar. Banu ağlamaklı çıkan sesiyle "Kayra çok korktuk. İyisin şimdi değil mi?" dediğinde ağlamaktan kızaran gözlerimi onun kahverengi gözlerine çevirip "İyiyim, bir şeyim yok." dedim.

İstila UçuşuHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin