Yolda son sürat ilerliyorduk.
Tüm yol boyunca gözlerimi sıkıca kapatmış ve Gökhan'a sarılmıştım. Gökhan'ın "Eğer biraz daha sıkmaya devam edersen nefessiz kalacağım." demesiyle geldiğimizi anladım. Sinirle omzunun üstünden ona bakarak "Hızdan korkuyorum." diye açıklama yaptım. Kollarımı onun belinden çekerken "Hem sen ehliyetini kasaptan mı aldın? Ne biçim kullanıyorsun." dedim kaşlarım çatık bir şekilde.
Bana beyaz dişlerini göstererek gülerken "Çok güzel kullanıyorum diye kıskandın değil mi?" dedi. Sadece gözlerimi devirmekle yetindim. Kafamı kaldırıp nereye geldiğimize bakınca iskelenin orada olduğumuzu fark ettim. Gökhan'ı beklemeden iskelenin ucuna oturdum ve çok beklemeden o da yanıma yerleşti.
Esen rüzgar denizde dalgalar oluşturmuş huzur veren bir ritimle deniz kenarındaki kayalıklara çarpıyordu. Saçlarım da deniz gibi rüzgardan etkilenirken her teli bile rüzgarı hissederek arkaya doğru savruluyorlardı. Gözlerimi kapatıp deniz kokusunu derince içime çektim. Özlemiştim deniz kokusunu. Galiba burada değişikliğe uğramayan tek şey denizdi. Gökhan'a bakmadan "Buraya geleceğimizi söyleseydin ben gelirdim zaten. Çekiştirmene gerek yoktu." dedim. Cevap vermedi, sadece sessizce oturdu.
Gökyüzü masmaviydi, eşsiz bir mavi. Ama içinde bulunan beyaz bulutlar yumuşatıyordu rengini. Deniz de rengini gökyüzünden alıyordu. 'Deniz gökyüzünün yansımasıdır.' derlerdi. Cidden de öyleydi. Deniz bazen daha koyu olabiliyordu. Ama ikisi de renk olarak birbirine uyumluydu. Sanki birbirini tamamlayan iki unsur gibilerdi.
Gökyüzünün maviliğini incelerken parmağımla orayı gösterip "Böyle maviliği hiçbir yerde bulamazsın." dedim. Solumda oturan Gökhan gözlerini mavi gözlerime çevirip "O kadar emin olma, bulabilirim." dedi. Gözlerimi ona çevirince derin bir şekilde bakıyordu bana. Gözlerimi onun mavilerinden çekmeyerek "Bende denizin mavisini bulabilirim." dedim kısık sesimle.
Bir süre ikimizde gözlerimizin odağını değiştirmedik. Kalbim hızlı hızlı atarken gözlerimi geri gökyüzüne çevirdim. Güneş batmak üzereydi. Ne çabuk akşam olmuştu öyle. Etraf gitgide kızıllaşırken iç geçirdim. Gökhan kolunu sağ tarafıma uzatarak yanıma koydu, bende biraz ona doğru kaydım.
Uzun süre günbatımını izledik. Etraftaki kızıllık git gide azalıp güneş gözden kaybolunca Gökhan iskeleye yasladığı elini belime götürerek sırtımı iskeleyle buluşturdu. Kolunu kendisine çekerken o da benim gibi yattı. Şehir ışıkları olmadığı için gökyüzündeki yıldızlar çok net gözüküyordu. Onları birleştirip şekiller yaparken Gökhan'ın elinin tersinin benim elime deymesiyle gözlerimi ona çevirdim.
Hiç istifini bozmadan gökyüzünü izlemeye devam etti. Bakışlarımı geri yıldızlara çevirdiğimde gülümsememe engel olamadım. Yıldızlar çok güzeldi kapkaranlık geceyi aydınlatan bir yıldızlar bir de ay vardı. Bakışlarımı aya çevirdiğimde hilal şeklinde olduğunu fark ettim. Sebepsizce ay hilal olduğunda mutlu oluyordum.
Dudağımdaki gülümseme daha da büyürken avcumun içine Gökhan'ın parmaklarının deydiğini hissettim. Yavaş yavaş avcunu avcumla birleştirip parmaklarını parmaklarıma kentledi. Ne yapacağımı şaşırmıştım. Bende parmaklarımı eline bastırırken kalbim içeride gümbürdüyordu.
Eğer biraz daha fazla böyle atmaya devam ederse yerinden fırlayacaktı. Anın etkisiyle gözlerimi usulca kapattım ve hızlı hızlı nefesler alıp vermeye başladım. Şu an olduğum duruma inanamıyordum. Yanımda kıpırtı hissedince Gökhan uzandığı yerden oturur pozisyona geldi. Bende onunla birlikte kalkarken "Artık gitsek iyi olacak." dedi kısık sesle.
Ayağa kalktığımızda hâlâ el ele tutuşuyorduk. Motorun yanına doğru öyle yürüdük ve durduğumuz zaman Gökhan mavi gözlerini ellerimize çevirdi. Dudakları yukarıya doğru kıvrılırken ellerimizi motora binmek için ayırdı. Eski yerlerimize oturunca motoru geldiğimizden biraz daha yavaş sürdü. Kaldığımız eve gelince kapıyı açıp salona doğru girdik.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
İstila Uçuşu
Ciencia FicciónDört küçük kapsül, milyonlarca hayat, altı farklı kişi ve hayatta kalma savaşının içinde doğan aşk. ×××××××××××××××××××× "Göreviniz tüm Dünya'nın geleceğini kurtarmak. Tek bir hatanızla herkesin hayatı tehlikeye girer. Dört tüpü de hepin...