Arkadaşlar bölüme başlamadan önce sizden bir şey rica edeceğim. Bölümleri beğenir misiniz? Okuma sayısına göre beğeni gerçektende az. Lütfen.🙇🙏
Yağmur'dan
Savaş'ı karşımda gördüğümde tekrar gözlerim doldu, gerçektende onu burada görmeyi beklemiyordum.
Savaş'ın pürüzsüz yüzüne dikkatle baktığımda göz altları çökmüş, gözleri kanlanmıştı. Uyumadığı açıkça belli eden yüzü, beni görünce küçük çaplı bir şoka uğradı. "Ben hayal görmüyorum değil mi?" Diye gözlerime bakarak sorduğu soruya olumsuz bir anlamda başımı sallayıp sorusuna sessizce yanıt verdim. Savaş'ı gördükten sonra kendimi daha fazla tutamadım ve yavaş adımlarla Savaş'a doğru ilerlemeye başlayıp gözlerimi kapattım. Onu gerçektende özlemiştim. Sevişini, öpüşünü, ona özel olan kahve kokusunu, gözlerime içtenlikle bakmasını, her şeyini.
Savaş'ın yanına yaklaştığımda Savaş, kollarını açıp vücudumu güvende hissettiğim bedenle kavuşturdu. Gözlerimi kapatıp kalbimin atışını dinledim. Savaş için delicesine atan kalbim hâlâ ona olan duygularını yitirmemiş, o ne yaparsa yapsın yinede aynı duyuları hissedecek gibi geliyordu. Buruk bir şekilde olsada gülümsedim, ben gerçekende Savaş'ı seviyordum.
Savaş birkaç saniye sonra parmaklarını yanağımda gezdirdi ve göz yaşlarımı sildi. Gözlerimi kapattım, ve kendimi onun yanındayken ki güven hissine bıraktım. Evet, artık hissetmek istediğim güven duygusunu hissedebiliyordum. Çünkü artık Savaş'ın yanındaydım. Babamdan sonra ki ilk ve tek güven kaynağımın yanındaydım. Savaş'ın sıcacık nefesi yüzüme çarparken, yavaşça yüzümü avuçlarının içine aldı. "Meleğim aç gözlerini." Dedi fısıldayarak. Açmadım, gözlerine bakacak cesareti kendimde bulamadım. Hâlâ Savaş'ın vereceği tepkiyi kestiremiyor, bundan dolayı korkuyordum. Birkaç saniye sonra sözlerini tekrar söyledi, "Aç gözlerini, bana bak meleğim. O piç sana bir şey mi yaptı? Söyle, neden ağlıyorsun?"
Daha fazla dayanamadım ve acıyan bileklerimi umursamadan ellerimi Savaş'ın vücuduna sarıp hıçkırıklarımı bıraktım, "Beni yatağa kelepçeledi Savaş! Bana dokundu! Beni öptü! Adi herip beni orada zorla tuttu!" dediğimde Savaş sakinleştirici bir ses tonuyla fısıldadı, "Sakin ol bebeğim, yemin ederim ki ona haddini bildireceğim." Dedi kin yüklü sesiyle. Dudaklarımı aralayıp yine konuştum, "Bileklerim acıyor. Bileklerim çok acıyor." Sesim yüksek ve acı dolu bir şekilde çıktığında Savaş elini yüzümden çekip bir adım geriye attı. Gözleri, moraran bileklerimi gördüğünde şiddetli bir şekilde bir anda bağırdı. "Şerefsiz piç, ellerini koparsaymış!"
Savaş, birkaç saniye duraksadı ve gözlerini bileklerimden çekip tekrar gözlerime odakladı, "Söyle başka ne yaptı sana?" Savaş'ın uzun zamandır büyümeyen göz bebekleri, tekrar kahverengileri feth etmiş, şu an gözleim siyahın en kin dolu haline bakıyordu. Kollarımı kaldırıp Savaş 'ın gözlerine baktım, "Tişortümü çıkart." Dedim pürüzlü sesimle. Savaş birkaç saniye gözlerime bakıp tedirgin bir şekilde tişörtümün eteklerinden tuttuğunda gözlerimi kapatıp tekrar ağlamaya başladım. Savaş'ın vereceği tepki gerçektende beni çok korkutuyordu.
Tişörtüm tamamen vücudumdan sıyrıldığında Savaş birkaç saniye sessiz durdu ama bu sessizlik iyiye işaret etmeyen bir sessizlikti, "Siktir!" Dedi sessizce, "Vücudunun hali ne böyle?" Diye şaşkınlık ve öfke karışımı bir sesle sorduğunda gözlerimi açıp bulanık görünen yüzüne baktım, daha fazla içimdekileri tutmayacaktım. "Boynuma yapıştığında bağardım, ellerimi öylesine sıkı bağlamıştı ki kelepçeler elimi koparacak sanmıştım. Ama gücümün sonuna kadar çırpınmaya, ona engel olmaya çalıştım ama yapamadım. Bağardım, belki biri duyarda yardım eder diye bağardım ama kimse beni duymadı. Kendi işimi kendim halletmem gerektiği için çok çırpındım. Neredeyse birkaç saat dayanabildim iğrençliklerine. Daha sonra gözlerime bir karartı çöktü, kendiliğinden kapandı ve sonrasını hatırlamıyorum. Gözlerimi açtığımda Yağız yanımda değildi.Çok korltum Savaş. Bana zarar verecek, beni öldürecek diye çok kokrtum." Ellerimle gözlerimi ovuştuşdum. Kaç gündür ağladığımı bilmiyordum ama gözlerim artık deli gibi yanmaya ve ağrımaya başlamıştı.
Savaş yanıma yaklaşıp başımı göğsüme yasladı, uzun zamandır özlediğim Savaş'a has olan kahve kokusunu derince içime çektim. Kahve kokusunun rahatlatıcı kokusu hem güven hissimi iki katına çıkardı, hemde biraz daha rahatlamama yardımcı oldu. Savaş, elini çıplak sırtıma koyup sahiplenici bir tavırla kulağıma fısıldadı. "Korkma meleğim. Artık yanımdasın, güvendesin, benimlesin. Bunların hepsi kötü bir rüyaydı ve benim yanımda uyandın." dedi ve şakağımdan yumuşakça bir öpcük kondurdu. Gözlerimi kapatıp titrek bir nefes alıp geri verdim. "Neden ben Savaş?" Diye sordum yorgun ve bezmiş bir fısıltıyla. Savaş'ta benim gibi fısıltıyla soruma cevap verdi, "Çünkü sen," dedi ve birkaç saniye susup devam etti, "güçlü bir kızsın. Bu durum herkesin dikkatini çekti. Gizem'in bile." dedi fısıltının derindeki nefreti hissedebiliyordum."Gizem'in bile?"
Savaş birkaç saniye sustuktan sonra derin bir nefes alıp parmaklarını saçlarımın arasına daldırdı, "Gizem, her kızı kendine rakip olarak görmez, kendini herkesten üstün görüp her istediğini elde ettiğini sanır. Ama sen onun dikkatini çektin. Nedenini söyliyeyim mi?" Dedi ve ellerini sırtımdan çekip belime koydu. Az öncekine ters düşen gözlerinin içindeki siyah içine bakıp en sıcak, en samimi halini sundu. Başımı olumlu bir anlamda sallıp gözlerine bakmaya devam ettim. "Sen Gizem'den daha güzelsin ve zekisin. Daha da önemlisi sen benimsin meleğim." Diye samimi bir şekilde fısıldadığına bu sefer, "Ben senin değilim." demedim. Çünkü haklıydı. Gerçektende ben onundum. Oda benimdi. Sanki birbirimiz için yaratılmışız gibi hissediyordum artık.
Savaş ellerini iyice kendine çekip aramızdaki boşluğu sıfıra düşürecek kadar aza indirdi ve ellerini yüzüme koyup baş parmağıyla yanağımdaki yaşları silip okşamaya başladı. "Yeter artık ağlama. O piç için göz yaşı dökmeni, hatta bunu geçtim üzülmeni bile istemiyorum anlaşıldı mı? Onun cezasını ben vereceğim. Senin nasıl canını yaktıysa bende onun canını aynen acıtacağım." Savaş'ın sesi karalılıkla çıkarken ellerimi boynuna sardım, "Bana yaptığının iki katını yap Savaş! Onu kendi pisliğinin içinde öldür. Benim şu üç günümü nasıl cehenneme çevirip canımı nasıl yaktıysa, sende onun canını yak." Diye içimdeki nefreti kustuğumda, Savaş yaklaşıp göz kapaklarımdan öptü ve anlını anlıma yaklaştırıp ılık nefesini yüzümde hissetmemi sağladı.
Savaş'a özel olan midemde uçuşan kelebekler yine delisine uçmaya başladığında hızlı hızlı nefes alıp vermeye başladım. Bu hissi özlemiştim. "Sana yaşattıklarının iki katını yaşatmazsam en ad-" Savaş'ın kendine küfür edeceğini anlayınca sağ elimi kalp şekilindeki dudaklarının üstüne koydum, "Şşt, öyle deme." dedim fısıltıyla. Savaş dudaklarının üstündeki elimi öpüptü. Elimi konuşacağını anladığımda, dudaklarından çekip tekrar gözlerine odakladım. "Sabah oluyor, banyo yapıp dinlenmen gerek. Düş önüme, banyo yapmaya gidiyoruz." Dediğinde
bir anda anın büyüsünden çıkıp gözlerimi açtım, "Ben banyoyu kendim yaparım. Teklifin için teşekkürler." diye nazikçe teklifini reddettiğimde Savaş elimden tutup sürüklemeye başladı."Benimki bir teklif değildi. Şu an birlikte banyoya gidiyoruz." Dediğinde iyice elim ayağım birbirine dolandı. "Savaş hayır. Dur, beni dinle. Ben kendim banyo yaparım. Sen yorulma." Diye kendi kendime mazeret üretmeye çalıştığımda Savaş merdivenlere çıkıp durdu. "Daha iyi bir mazeret bulman gerek. İtiraz etme ve yürü, Uraz uyanmasın." Diye sessiz bir şekilde konuştuğunda Uraz'ı tamamen unutmuştum. Savaş'ın gözlerine bakarak birkaç saniye mazeret aradığımda mantıklı bir şeyler bulamayınca pes etmiş bir şekilde gözlerine bakıp dudaklarımı araladım, "Ben ne desemde sen yinede bildiğini okuyacaksın değil mi?" diye sorduğumda Savaş dudağını kıvırıp boş kalan eliyle yanağımdan bir makas aldı ve soruma cevap verdi, "Beni hiç tanıyamamışsın sevgilim."
=>=>=>DEVAM EDECEK=>=>=>
Bölüm kakkında ki düşünceleriniz neler?
18/08/2018 #igawysocka 1. sırada. Kitabımı okuyan, okumayan. Bölümleri beğenen, beğenmeyen herkese sonsuz teşekkürler. İyi ki varsınız...

ŞİMDİ OKUDUĞUN
GİTMENE İZİN VEREMEM |1+2|
Teen Fiction-YAĞMUR ÜNSAL- Babası ve annesi gizli bir şekilde öldürülmüştü.Herkes büyük bir üzüntü ve şok içerisindeydi. Yağmur annesi ve babasının bu gizli ölümünü tabii ki araştıracaktı. Fakat bu ölümün arka perdesi hiçde iç açıcı değildi. Yağmur, lise son ö...