Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Kötü...
Alelade bir sıfat gibi geliyor değil mi? Değil işte. Bir senedir üzerime yapışıp kalan benim de üzerimden atmaya uğraşmadığım berbat bir duygunun da adı aynı zamanda.
Bir sene kadar önce babamla kavgalı olduğum dönemlerde geceleyin evden kaçardım. Öylesine gezer ve eve geri gelirdim. Başka bir gece de yine evden kaçmıştım ve geziniyordum.
Ara sokakların birinde bir çatışma sesi duymuştum. Kafa bu ya, eğlenceli olacağını düşünüp oraya gittim. Yaklaşık 8-9 adam dövüşüyorlardı. Ben de girdim aralarına.
Kime vurduğuma bakmadan vurdum, onlar da bana vurdu. Tabi o zaman babamla ettiğim büyük kavganın etkisiyle hiçbir şeyi umursamıyordum.
Kavga bittiğinde yere yığılmıştık. Ben duvara dayanmış gözlerimi dinlendirirken omzuma biri dokundu. Gözlerimi açtığımda kırklı yaşlarındaki bir adamın bana baktığını gördüm.
Adam doğrularak adımı sordu. Söyledim. Onunla çalışmak isteyip istemediğimi sordu. Kabul ettim. Ne işi olduğu önemli değildi o an. İş demek para demekti ve para demek de özgürlük. Eğer bir işim olursa babamdan ayrı yaşayabilirdim. Sam'i yanıma alabilirdim.
O günden sonra o adamın, Cain'in, aldığı silahları sattım. Para kazandım. Aldı, sattım, para kazandım. Bu da bana kötü bir ün ve düşmanlar kazandırdı.
İlk başta sevsem de sonradan kurtulmak istediğim bir şeye dönüştü bu iş. Ama Sam için dayandım. Benny, o da bu işlerde, ile onu korudum ve bu işten haberi olmamasını sağladım.
Düşmanlar demiştim ya hani. En berbatı kesinlikle Cain'in ezeli rakibinin en iyi adamı Mike. Bir insan nasıl bu kadar şerefsiz olabilir. Neredeyse tüm işlerimi baltalıyordu piç.
Bu sabah da onu görmüştüm okulda. Evet evet, aynı okuldayız. Kaderin oyunu işte, hiç sormayın. Esas konumuza geçecek olursak biz bu sabah Castiel'le okula girerken Mike'ı bize bakarken görmüştüm. Daha doğrusu pis pis sırıtırken.
Castiel'in onu görmesinden korkarak Cas'i hemen okula sokmuştum ve Mike'in yanına gitmiştim. Mike yanındakileri başka bir yere gönderip pis pis sırıtmıştı.
"Eee, Winchester? Sevgili mi yaptın yoksa?" Mike bunları der demez elimi onun boğazına koyarak onu yandaki ağaca yasladım. "Bunu tekrar tekrar duymaktan hiç sıkılmayacaksın değil mi? O zaman tekrarlayayım. Eğer, Sam'e ve Cas'e senin yüzünden zarar gelirse; Tanrı şahidim olsun ki kafanı cesedinde bulamazlar."
Mike gülerek "Demek adı Cas. Kim bilir, onunla beraber bir gece geçirdikten sonra bu ad belki dilimden düşmez." diyince boğazını daha da sıktım. "Mike, ağzına sıçarım. Bir daha onun hakkında konuşmayacaksın tamam mı?" Mike "Bu boş lafları bakalım yeni patron gelince de söyleyebilecek misin?" dedi ve yere tükürdü. Elimi boğazından çekerek "Ne saçmalıyorsun be?" dedim.
Mike tiksintiyle "Bilmiyor muydun? Artık Lawrence'ın başına bizim yaşlarımızda biri geçecekmiş. Londra'dan gelen bir züppe işte." dedi.
Başımı iki yana sallayarak Mike'ın yanından ayrıldım. Tam okula girecekken Benny beni kolumdan tutarak durdurdu. "Dean. Akşama toplantı var. Saat 23.00'da her zamanki depoda ol."
Onu onayladıktan sonra sınıfa gittim. Aklım daha bu yeni edindiğim bilgilerle karmakarışıkken bir de bu yetmezmiş gibi Cas ile Meg'i yan yana, çok pardon dip dibe diyecektim, görmüştüm. Ve ilk defa kıskançlığı damarlarımda akarken bu kadar yoğun hissettim.
***
Şimdi dürüst olma zamanı, Castiel gayet yakışıklı ve hoşsohbet biri. Hatta ünlü bile sayılabilir. Bu özellikler de doğal olarak onu kızların gözdesi yapmaya yeter de artar.
Peki ben bunu neden umursuyorum? Hiçbir fikrim yok. Belki de önceden kızlar sadece benimle ilgilendiği içindir. Ama gerçekten, Meg ve Cas'i öyle yan yana görünce içime bir şey oturmuştu. Konuşamaz falan olmuştum.
Tabi sonra Cas'in o kız yerine beni tercih etmesi var ya. İçin için çığlık atıyordum ve düz bir ifadeyle ona bakabilmek için çok uğraşıyordum.
Ders başladığında ise Cas ile aramızda çok saçma bir oyun başladı. Öğretmen orada hücrelerle ilgili bir şeyler saçmalarken Cas'i izlemeye başladım. Bir süre onu izledikten sonra Cas'in bana döndüğünü gördüm ve gözlerimi kaçırdım. Tahtaya bakarken Cas'in de beni izlediğini fark ettim. Sonra ben ona döndüm o gözlerini kaçırdı. Bu tüm ders boyunca böyle devam etti. Ta ki öğretmen Cas'e bir soru sorana kadar.
Cas'in "Efendim?" demesiyle öğretmen kollarını göğsünde çaprazlayarak "Beni dinlemiyor muydun?" dedi. Cas "Özür dilerim dikkatim dağılmış. Soru beydi acaba?" dedi. Hadi ama neden bu kadar kibarsın ki?
Öğretmen sinirle "DNA'da bulunan nükleotid çeşitleri nelerdir?" dedi. (Y/N: Eheueheu. Aynen ya lise sonda da bunları işliyorlar.) Cas rahat bir şekilde "Adenin, Timin, Sitozin ve Guanin." dedi.
Öğretmen başını sallayarak cevabı onayladıktan sonra tahtaya yazılar yazmaya devam etti. Castiel yine bana bakmaya devam edince "Dersi nasıl dinledin?" dedim. Çünkü ben o mavilere bakarken tüm dünyadan soyutlanıyordum.
***
Saat 23.00'e yaklaşınca arabama atlayıp her zamanki depoya gittim. Deponun önü arabalarla doluydu. Arabayı sakin bir yere park edip indim. Depoya girmeden önce Benny ile buluştum.
"Benny. Beklediğimden fazla kişi gelmiş. Sadece Lawrence ve civarı sanıyordum." Benny başını iki yana salladı. "Sert kayaya çarptık dostum. Herif psikopat çıktı. Tüm Kansas'ı toplamış herif."
Başımı sallayarak depoya girdim. Uzun bir masada bir sürü adam oturuyordu. Bir çoğunu tanısam da bir kısmını daha yeni görüyordum. Cain'in yanına oturdum.
Tam o sırada masanın başında, kesinlikle Mike haklıymış, bizim yaşlarımızda sarışın bir herif oturdu. Psikopatça gülümsüyordu.
"Belki uluslararası iç yapanlar beni tanıt ama tanımayanlar için kendimi anlatayım." diye söze başladı çocuk. "Birincisi katı kurallarım vardır. Mesela; kadın ticareti yapmak yasak, intikam için intikam alacağınız kişinin ailesine dokunmak sevgilisine dokunmak yasak ve bunun gibi zırvalar zaten benimle tanıştıkça öğrenirsiniz."
Sarışın bir anda ayağa kalkarak "Ha, diyelim ki kurallarıma uymadın!" dedi yüksek sesle ve durakladı. Ardından normal bir sesle sanki dondurma alacağını söylüyormuş gibi "Götünden kan alırım." dedi.
Sarışın masanın etrafında dolanmaya başlayarak "Yapacağınız her işten önce benim haberim olacak." dedi ve bir anda benim olduğum yerde durarak "Mesela Dean bir mallık yaptı." dedi ve ellerini omzuma koydu. Sertçe sıkıp "Ama Cain bunu bana söylemedi." dedi ve Cain'e döndü. "O zaman ikisi de ölür."
Beni bırakıp başka yerlerde dolaşmaya başladı. Bir yerde durarak Mike'ı işaret etti ve "Ya da Mike kadın ticaretine devam etti." dedi. "Kimlere sattıysa o kadınları, onları bulurum ve Mike'ı onların sürtüğü yaparım. Kısasa kısas harika bir olay değil mi?" Sarışın gülerken korkuyla Cain'e baktım. Cain ise adama bakıyordu. Cidden çok büyük kayaya çarpmıştım.
Sarışın ellerini ilk oturduğu sandalyenin üstüne koyarak gülümsemeye devam etti. "Ha bu arada. Söylemeyi unuttum. Adım Lucifer."
Gecikme için çoook özür dikerim. Normalde her perşembe bölüm atardım ama benim bu sene gireceğim bir sınav var. LGS. Hayatımın anlamı yani. O yüzden dersler falan derken bölümler gecikebilir ya da o hafta hiç gelmeyebilir. O nedenle sizlerden şimdiden özür dilerim.