Senelerdir fark etmeden mecburiyetler biriktirdim
Kopamadım hiç birinden kimse kırılmasın istedim
Üzerine eklendikçe daha da zor geldi günler
Bazen yalan söyledim
Bazen doğruyu seçmedim
Ama konuşunca kendimle aslında ben kötü biri değilim.
Bazen yalan söyledim
Bazen doğruyu seçmedim Konuşunca kendimle aslında hiç kötü biri değilim.
Ben kötü biri değilim,
Sadece sessizliği bilirim
Kaç kelime kaldı ki içimde bana ait, iyiye dair.
Ben kötü biri değilim,
Sadece sessizliği bilirim
İnan ki çok kelime bulurum içimde bana ait, iyiye dair...
Bu bölüm şarkımız Ebubekir'in ağzından geliyor...
Toygar Işıklı-Ben Kötü Biri Değilim
Ebubekir sanki Ecem'i değil, kalbinin her geçen gün daha da ağırlaşan yükünü omuzlarından tutmuş kaldırmaya çalışıyordu. Bunu yaparken zihninde hep o geceki görüntü vardı.
Sahara ile Bilal... Aynı odada... Aynı yatakta...
Düşündükçe çıldıracak gibi oluyor, bu düşünceler içindeki intikam ateşini daha da harlıyordu. Bir yandan kafasının içindeki düşüncelerden sıyrılmaya çalışmak isterken diğer yandan onlara sıkı sıkı tutunmak istiyordu. Tutunsun ki, bu içinde yanan intikam ateşi sönmesin. Sönmesin ki, intikamını en acı şekilde alabilsin.
Çok seviyordu Sahara'yı. Zamanında onun için ailesini karşısına almıştı. Ona bırak vurmayı, saçının teline zarar gelse dünyayı yakardı ama neydi onu tüm bunları yapmaya iten şey?
Başka birinin varlığı... Aldatılmak... Namusunun ve adamlığının hiçe sayılması...
Tüm bunlar olmamıştı ki şuana kadar. Sahara hep onundu. Gözünün ondan başkasını görmeyeceğini adı gibi biliyordu şuana kadar Ebubekir ama şimdi güçlü bir rakip peydah olmuştu. Hem çok zengin hem de yakışıklı. Ebubekir'in kaldıramadığı şey buydu işte. Saçının teline zarar gelmesine izin vermediği sevdiği kadını öldüresiye dövmesine neden olan şey... Hiç tanımadığı bu kadını şuanda yerde sürüklemesine neden olan şey buydu.
Ecem'i omuzlarından tutarak birkaç metre sürükledikten sonra ikinci el olduğu her halinden belli olan bir şahinin yanına getirdi. Türkiye'ye geldiklerinde işlerini görsün diye aldıkları bu külüstürü böyle bir şey için kullandığını babası görse kıyameti koparırdı. Her zaman yaptığı gibi...
Acele etmeliydi, henüz kimseye gözükmemişken Ecem'i hemen arabaya bindirmesi gerekiyordu. Genç kızı ön koltuğa oturtup emniyet kemerini bağladıktan sonra kendisi de direksiyona geçti. Gözlerini genç kıza dikti. Kafası yana düşmüş baygın bir şekilde yatıyordu. Eliyle genç kızın kafasını sabitlemeye çalıştı. Çok iyi olmasa da eskisinden düz durmasını sağlayabilmişti ama bu şekilde dikkat çekeceğini biliyordu Ebubekir.
Ne yapacağını kısa bir süre düşündükten sonra elini torpido gözüne atarak bir güneş gözlüğü çıkardı ve Ecem'in gözüne taktı. İşte şimdi kimse şüphelenmeyecekti.
Ecem'i kaçırmıştı kaçırmasına ama nereye götürecekti? Kısa bir süre tereddütte kaldıktan sonra iki elini başına götürüp saçlarının arasında gezdirerek ve 'off'layarak arabayı çalıştırdı. Her ne kadar başına gelecekleri kestirebilse de mecburen yine babasına gidecekti...
***
Ecem, Bilal'e ilk kez böyle rest çekmişti. Peki Bilal'in göğüs kafesinin karıncalanmasına sebep olan bu şey neydi? "Artık benim için ölüsün" diyen kızın ardından on saniye kadar bakakaldıktan sonra arkasını dönüp hızlı adımlarla sinirli bir şekilde eve doğru yürüdü. Kendisini şaşkınlıkla izleyen annesi, kardeşleri ve Sahara'ya aldırmadan merdivenlere yöneldi. "Oğlum nereye?" diye arkasından seslenen annesine bakmadan merdivenleri adımlarken cevap verdi;
ŞİMDİ OKUDUĞUN
BAD-I SABA
General Fiction"Girebildiğin gönül, memleketindir..." 🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀 Basit bir yaşam hikayesi olmayan Sahara'nın Bilal tarafından yeniden yazılan hikayesine tanık olmaya var mısınız? Bad-ı Saba : Doğudan esen hafif ve hoş rüzgar, seher yeli. Divan edebiyat...
