MEVA

33 3 0
                                        

HERKESE YENİDEN MERHABA :)

MEVA; ARAPÇA KÖKENLİ BİR KELİME OLUP, "SIĞINACAK YER" MANASINA GELİR.

KEYİFLİ OKUMALAR...

******************************

Sahara, uzunca bir süredir, Adana'nın kavurucu sıcağında, Bilal'in bir kolunu omzuna almış, yavaş adımlarla onu taşımaya çalışıyordu. Genç adam, biraz da olsa kendindeydi. Arada bir yavaşça gözlerini açıyor, canının acısıyla inliyor, sonra geri kapatıyordu. Sahara ise yorgunluktan bitkin düşmüş bir halde tıslayarak Bilal'i olanca gücüyle taşımaya devam ediyor, bir yandan da gözlerini kapatmaması için yalvarıyordu;

"Dayan Bilal. Kapatma gözlerini nolur! BİLAL! Bak yardım bulacağım sana söz veriyorum!"

Ancak Sahara, bu kavurucu sıcağın altındaki yorgunluğuna daha fazla dayanamadı ve Bilal, genç kızın kollarının arasından, Sahara'nın çığlıkları eşliğinde yere düşüverdi.

"Bilal, Bilal, Bilal! Kalkman lazım nolur bak yapabilirsin hadi nolur! Şimdi olmaz Bilal! Burda olmaz lütfen ŞİMDİ OLMAZ!"

Sahara, otların arasında boylu boyunca yatan Bilal'in başını kucağına alarak, kanayan yarasına dokundu. Sonra da ağlayarak kanlı eline dehşetle baktı ve çaresizliğin vermiş olduğu acıyla bir çığlık attı;

"KİMSE YOK MU?! YARDIM EDİN BİZE NOLUR!"

Bilal, tekrar yavaşça gözlerini açarak acıyla inledi;

"Sah...ra...Beni...bırak...sen...kaç...Abdullah....Mihran..."

Cümlesini tamamlayamadan takati kesildi. Sahara gözyaşları içinde Bilal'in yüzüne eğilmiş, yanağını okşuyordu;

"Olmaz! Sensiz gitmem! Konuşma nolur yorma kendini!"

Genç kız bunları söyledikten sonra elbisesinin etek kısmından bir parça yırtarak Bilal'in yarasına bastırdı. Bilal, acıyla inleyince Sahara da onu öyle görmeye dayanamayarak gözlerini, gözyaşları içinde yukarı, tam tepelerinde duran güneşe doğru kaldırdı. Güneşten gözleri kamaşınca bir anda yüzünü yana doğru çevirdi ve uzun zaman sonra ilk defa gözleri heyecanla parladı. Yüzünde, yeşeren umut ışığının yansımaları vardı.

Heyecanla tam karşısında duran minik bir ev görünümlü kulübeye baktı ve tebessümle gözlerini Bilal'e çevirdi;

"Kurtulduk Bilal! Bak! O evde yaşayan birileri muhakkak vardır. Bize yardım ederler."

Sonra o umudun verdiği güçle Bilal'in kolunu tekrar omzuna alarak onu yerden kaldırdı;

"Dayan Bilal! Kurtaracağım seni! Kurtulacaksın!

Sahara, Bilal'le birlikte evin kapısının önüne güçlükle gelebildi. Kapının önünde birkaç saniye durup hızlı hızlı nefes alıp verdikten sonra ahşaptan yapılmış kapıya eliyle üç kez vurarak açılmasını bekledi ama kapı açılmadı. Bir kez daha denedi Sahara ancak kapının her açılmayışında Sahara'nın gözündeki ümit ışığı da sönüyordu. En son daha güçlü vurmaya kalkışmıştı ki kapı, aldığı darbeyle aralandı.

Sahara sağına soluna bakındıktan sonra en son kollarında acıdan inleyen yarı baygın adama baktı. Aralık olan kapıyı eliyle biraz daha itti ve içeriye göz gezdirdi. Girmekten başka çaresi kalmadığını anlayınca Bilal'le birlikte eşikten adımını attı.

Ev, ahşaptan yapılmış eski bir evdi. Çok sağlam gözükmüyordu ve içerdeki eşyalar da oldukça eskiydi.

Önce karşısına kısa bir koridor çıktı. Koridorun sonunda mutfak, mutfağın iki yanında da iki oda vardı. Oldukça küçüktü burası.

BAD-I SABAHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin