Herkese yeniden merhaba :)
Multimedyada Sahara ve Bilal'in mahsur kaldıkları orman ve bölümde bahsi geçen Mersin anıt ağacı var...
Keyifli okumalar :)
**************************************
Bilal gözlerini arabanın ön camından yola dikmiş direksiyonu sıkı sıkı tutmuş şekilde kalakalmıştı. Sahara bir şeylerin ters gittiğini anlamış, Bilal'in kitlendiğini fark ettiği anda etrafında gezinen korkuya teslim olmuştu. Derin bir nefes aldı ve gözlerini ovuşturarak boğazını temizledi.
"Bilal iyi misin?"
Seslendiği zamanla eş olarak Bilal'in iki eliyle sıkı sıkı kavradığı direksiyon yüzünden kasılan kollarından kendisine yakın olana elini koydu Sahara.
Bilal bu temasın vücuduna yaydığı sıcaklık sayesinde derin düşüncelerinden sıyrıldı.
"İyiyim, korkma.. Ufak bir problem var sadece, araba bozuldu."
dedi sonlara doğru sesinin kısılmasına engel olamadan.
"Napıcaz şimdi?"
dedikten sonra 1-2 saniye duraksadı Sahara.
"Barış'ı ara istersen neredeysek gelsin alsın bizi."
diye mantıklı bir cümle kurdu sonrasında.
Bilal bu cümleler kızın dudaklarından dökülene kadar niye bu kadar gerildiğini düşündü bir an. Sahara'ya yol boyunca görmediği güzellikleri göstermek amacıyla ana yoldan sapmış ve daha önce kendisinin de bilmediği yollara girmişti Bilal ve hiç bilmediği kuş uçmaz kervan geçmez diye tabir ettikleri bu ıssız yerde gündüz vakti de olsa kalakalmak onu ürkütmüştü. Daha doğrusu daha yeni yeni açılan Sahara'nın korkacağını düşünmüştü.Onu ürkütmekten imtina ediyordu Bilal farkında olmasa da.
"Tamam ben inip bir Barış'ı arayayım, istersen sen de in bacakların açılır hem."
Sahara'ya güven vermek için tebessüm etti Bilal. Sahara bir an gözlerini gözlerine kilitledi ve o da kocaman gülümsedi.
Sahara Bilal'le eş zamanlı arabadan indi. O an bacaklarının uyuştuğunu fark etti. 1 saatlik yolu geze geze geri dönmek istedikleri için o kadar uzatmışlardı ki sabahın erken saatlerinde çıkmalarına rağmen saat şuan neredeyse öğlen ikiyi bulmuştu.
Bilal arabanın etrafında bir o yana bir bu yana giderken Sahara uykudan uyanmanın vermiş olduğu mahmurlukla susadığını fark etti. Arabanın açık olan kapısına eğildi ve su şisesini eline aldı. Suyun bittiğini görünce derin bir nefes aldı. Önüne düşen saçlarını geri attı ve kafasını kaldırıp Bilal'e baktı.
O sırada telefonu çekmeyen Bilal bir sağa bir sola giderek arada telefonuna minik darbeler indirerek telefonun çekmesi için uğraşıyordu ama anlamıştı ki telefon çekmeyecekti. Gözleri Sahara'nın olduğu yere kayınca Sahara eğildiği arabanın kapısından saçlarını geriye doğru savurarak doğruldu ve göz göze geldiler.Bilal kulağında tuttuğu telefon ile mavi gözlerde kilitli kaldı.
"Bilal su bitmiş de, başka suyumuz var mı?"
Bilal'i kendisine getiren ve telefonu boş yere kulağında tutmamasını sağlayan Sahara'nın çatallı sesi oldu. Arabanın arka koltuğundaki market poşetine yöneldi. Poşeti kurcaladı kurcaladı ama su bulamadı. Sabah marketten aldıkları tüm suları içmişlerdi.
Bilal derin bir of çekti ve doğruldu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
BAD-I SABA
Ficción General"Girebildiğin gönül, memleketindir..." 🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀 Basit bir yaşam hikayesi olmayan Sahara'nın Bilal tarafından yeniden yazılan hikayesine tanık olmaya var mısınız? Bad-ı Saba : Doğudan esen hafif ve hoş rüzgar, seher yeli. Divan edebiyat...
