DENİZ MAVİSİ

36 3 0
                                        

Yeni bölüm sizlerle...
Keyifli okumalar...

****************************

"Mavi, bir renkten fazlası bence. Sonu olmayan bir gökyüzü, umut dolu bir deniz..."

-Cemal SÜREYA

*****************************

Yaklaşık 2 saattir yoldaydılar. Adana-Mersin arası özel arabayla 1 saat sürüyordu ama Bilal Sahara'yı geçtikleri yerlerden gezdire gezdire, biraz da yolu uzatarak, mola vererek getirmişti.
Çok büyük ve bir o kadar da lüks bir otelin önünde durdular. Denizin hemen yanı başındaydı bu otel. Arabanın otelin önünde durduğunu gören otel çalışanları hemen içerden koşar adımlarla geldiler. Bilal arabadan inerken, çalışanlardan biri de Sahara'nın kapısını açtı inmesi için.
Kahve tonlarında uzun bir elbise giymişti Sahara. Uzun kollu olan elbisenin kolları bilekten oturtmalıydı.
Uzun siyah saçlarını düzleştirerek açık bırakmıştı. Daha doğrusu Miray yapmıştı. Bu gezi için Miray itina ile hazırlamıştı yengesini. Orasının nasıl bir yer olduğunu, nasıl giyinse iyi olacağını, hepsini tek tek anlatmıştı. Makyaj da yapmak istedi ama Sahara istemediği için yapmadı. Zaten makyaja da ihtiyacı yoktu genç kızın. Kocaman mavi gözleri yetiyordu. Pürüzsüz teni ve kendinden al al olan yanakları makyaja gerek bırakmıyordu.
Arabadan inerken hayretle baktı bu devasa otele. Sonrasında kendisine kapıyı açan adamdan tedirgin olmuş bir şekilde Bilal'e baktı.
Bilal, arabanın anahtarını valeye verdikten sonra Sahara'nın yanına giderek hemen elini tuttu.
İkinci kez yapıyordu bu hareketi Bilal ama Sahara bu durumdan rahatsız değildi.

"Bilal bey, hoşgeldiniz efendim. Hanımefendi siz de hoşgeldiniz."

Bilal ve Sahara'yı karşılayan çalışan, daha sonra bir diğer çalışana döndü;

"Hemen Selim beye haber verin. Bilal Karahanlı ve eşi geldiler."

Bilal ve Sahara'yı lobiye aldılar. Yaklaşık 10 dakika sonra Selim bey gelerek Bilal'in elini sıktı.
35 yaşlarında, takım elbise giymiş, esmer ve alımlı bir adamdı.

"Bilal bey hoşgeldiniz, siz de hoşgeldiniz hanımefendi. Kusura bakmayın beklettim."

Ayaküstü edilen kısa bir muhabbetin ardından Selim bey bir çalışana odanın anahtarını verdi.

"Siz odanıza yerleşip güzelce dinlenin, akşam yemeğinde görüşürüz."

Bilal, teşekkür ederken, Sahara hiç konuşmadan etrafı izliyordu.
Anahtarı alan çocuk, Bilal ve Sahara'nın valizlerini de alarak kendilerini takip etmelerini söyledi.

Odaya çıktıklarında önce elinde valizlerle, çalışan çocuk girdi içeri. Valizleri bırakıp, iyi günler dileyerek çıktı.
Ardından Bilal Sahara'ya yol göstererek içeri davet etti. Sahara hala şaşkınlığını atamamıştı üstünden.
Oda bir hayli büyüktü. Kocaman çift kişilik bir yatak, onun hemen karşısında da bir tane üçlü, yanlarında iki tane tekli koltuk vardı. Koltukların önünde bir orta sehpa, sehpanın üstünde de çeşitli şekillerde çikolatalar vardı.
Sahara bu sehpaya doğru yaklaştı önce. Kırmızı ambalajlı, kalp şeklinde çikolatalara ilişti gözleri. Birkaç tane yıldızlı çikolata ve yanında da bir şişe şarap vardı.
Kırmızı kurdale ile süslenmiş bu şişenin ne olduğuna anlam verememişti Sahara. Bilal'e döndü hemen.
Bilal de gözlerini bu romantik şekilde hazırlanıp süslenmiş orta sehpadan alamadı bir süre.

"Şeyy... bize özel hazırlamışlar muhtemelen. Çift olarak geleceğimizi bildikleri için..."

Sonra konuyu değiştirmek istedi;

BAD-I SABAHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin