SİNSİ PLANLAR

67 4 5
                                        

     Herkese merhaba arkadaşlar... :) Uzun zaman sonra yeniden sizlerleyim ve bundan sonra da her hafta sizlerle olmaya devam edeceğim inşallah... Mihran'ların kendi aralarında yaptıkları Arapça konuşmaları yine her zaman olduğu gibi anlayabilmeniz açısından Türkçe yazdım. Umarım beğenirsiniz...

****************************************

Genç kız gözlerini odanın duvarlarında gezdirirken, duvarlardaki deniz, manzara ve diğer güzel tabloların içini huzurla doldurduğunu hissetti. Sonra gözü karşısında duran sandalyeye ve ardından da önünde duran masaya kaydı. Çok düzenli bir masaydı. Not defterleri, kalemler, dergiler, ... çok munzatam duruyordu masanın üzerinde... ve masanın üzerinde bir isimlik;

"PSİKOLOG SEDANUR KUTLU YILMAZ"

Buraya geliş nedeni tekrardan hatırına geldi genç kızın. Gözleri isimliğe dalmışken, açılan kapının sesiyle aniden irkildi ve karşısında Seda hanımın tebessüm eden yüzünü gördü. O da tebessümle karşılık verdi kadına...

35-40 yaşlarında, fiziği yaşına göre gayet düzgün, güzel bir kadındı. Giydiği siyah pantolon ve ceketten oluşan takımı, onun içine giydiği beyaz gömleği ve siyah sivri burun sitilettosuyla oldukça şık ve resmi görünüyordu. Düz, siyah saçlarını açık bırakmış ve kulaklarına küçük yuvarlak bir küpe takmıştı.

Seda hanım tekrar masasına geçerek genç kızın karşısına oturdu. Yüzündeki tebessüm devam ediyordu;

"Evet Sahra hanım..."

Sonra önündeki not defterine göz gezdirdikten sonra tekrar genç kıza döndü;

"Sahara hanım... Özür dilerim, Sahra demek dilimize daha kolay geldiği için size geldiğinizden beri hep Sahra diyorum."

Bunu söylerken sesli sayılabilecek şekilde gülmüştü.

"Şimdi size çok kritik bir soru sormak istiyorum, hazır mısınız?"

Sahara'nın ilk psikolog seansıydı bu. Seda hanım kendini tanıttıktan sonra biraz rahatlaması için Sahara'nın da kendini tanıtmasını istemiş ve biraz havadan sudan konuşmak istemişse de Sahara, cesaretini toplamışken bir an önce yaşadıklarını anlatıp, hislerini dökmek istemişti. Her şeyi anlattı; önce ülkesinde yaşadığı zorlu günleri, Ebubekir'le nasıl tanıştığını, tam evlenmek üzereyken, babasını ve kardeşini kaybedip, Adana'ya gelmek zorunda kalmalarını ve sonrasında yaşanan her şeyi...

Kabuslardan da bahsetmişti tabii ki... Hem uykuda, hem de uyanken gördüğü kabuslardan...

Kendine defalarca sorduğu o soruyu bu kez Seda hanıma sordu;

"Deliriyor muyum?"

Gözyaşlarını tutamayıp, hıçkırarak ağlamaya başlayınca, Seda hanım, Sahara'nın sakinleşmesi için seansa 5 dk ara vermişti...

"Bilal bey..."

Sahara, Bilal'in adını duyunca dikkat kesildi.

Seda hanım devam etti;

"Bilal bey sizin için ne anlam ifade ediyor?"

Genç kızın manasız gözlerle kendisine baktığını görünce sorduğu soruyu açıklama ihtiyacı hissetti;

"Yanii... Bilal bey sizin için size acıyan, bu yüzden sizinle evlenen, merhamet sahibi bir adam mı? Hayatınızı mahveden bir yabancı mı? Onu arkadaşınız olarak mı görüyorsunuz yoksa eşiniz olarak mı? Ya da onda kaybettiğiniz babanızın şefkatini mi buluyorsunuz?"

BAD-I SABAHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin