Biraz geç olsa da yeni bölümümüz sizlerle :)
Leyl-i Münevver: Aydınlık Gece
Bölüm Şarkısı: Sezen Aksu-Vazgeçtim
Keyifli Okumalar...
"Kızım abinle yengen uyanmadı mı hala?"
Bilal annesinin koridordan yankılanan sesiyle gözlerini araladı.
"Miray sana diyorum, abinle yengene bakıver kızım."
Sahara da Sultan hanımın sesiyle yatağından doğrulmuştu. Bilal, aceleyle yattığı yerden kalkıp üzerine örttüğü pikeyi koltuğun arkasına fırlattı. Yastığını Sahara'nın yastığının yanına koyarak, yatağın üstüne oturduğunda kapı tıklatıldı.
"Geliyoruz."
Kapının ardındaki kardeşini bu şekilde gönderdikten sonra kendini izleyen Sahara'ya döndü. Genç kız şaşkın ve mahcup bakıyordu Bilal'e. Hiçbir şey söylemeden kalkıp lavabonun kapısını açtı.
Bilal hiçbir şey söylememişti ama Sahara Bilal'in içindeki kırgın çocuğu görmüştü. Dün gece odadan başı önde, kırıldığı her halinden belli bir şekilde çıkan Bilal, Sahara uyumadan odaya gelmemişti. Hayal kırıklığına uğramış bu erkek çocuğu, Sahara'nın içindeki buruk kız çocuğunun yüreğine dokunuyordu. Sahara şimdi ilk kez Bilal'in yüreğini açıp okumayı çok istiyordu. Kızgın ve kırgın olduğu çok belliydi ama hangisi ağır basıyordu? Yalandan bir evlilik bile olsa soyadını taşıdığı kadının hala eski nişanlısını sevdiğini düşünüyordu. Peki ya Sahara'nın kalbi hala Ebubekir için mi atıyordu?
Silkindi ve kendine geldi. Bugün babası ve kardeşinin mevlüdü vardı. Yapılacak onca hazırlık ve ağırlanacak onca misafir... Bugün bunları düşünmeliydi Sahara, Ebubekir'e olan duygularını sorgulamayı bir müddet ertelemeliydi.
Öyle de yaptı Sahara... Kalbinin yarısını görmezden gelerek diğer yarısıyla babası ve kardeşinin mevlüdü için hazırlandı. Esma ve Mihriban başta olmak üzere Sultan hanım da ona pek bir şey yaptırmak istemese de o her şeyle tek tek ilgilendi. Misafirleri tek tek karşıladı. Bahar'a sarıldığında gözyaşlarını daha fazla tutamadı. Ruhundaki tüm acıları Bahar'la paylaşması, onu hemdem olarak ne kadar güzel kabullendiğinin de göstergesiydi.
***
Ankara'nın sabah saatlerinde inmişlerdi otobüsten. Yorucu ve bir o kadar da kederli geçen uzun bir yolculuktu 3 kişi içinde.
Ecem yol boyunca kendisiyle savaşmış fakat bir sonuca varamamıştı. O da Bilal'in onu paramparça ettiği ondan geri kalan ne varsa ona tutunmuştu.. Hayal kırıklığına, yüz üstü bırakılmışlığına...
Yanında uyku sersemi yavaş yürüyen çifte baktı.
Fatıma Bekir'in sağ koluna girmiş kafasını da Bekir'in omzuna yaslamıştı. Bekir sol eliyle tuttuğu valizin kulbunu daha sıkı sararken yüzünde hoşnutsuz bir ifade vardı.
Ecem az çok anlamıştı Bekir'in Fatıma'yı sevmediğini. Ama Fatıma Bekir'i seviyordu.Çok seviyordu hem de. Bekir'e olan bakışlarından anlamıştı Ecem ama bu sevgi karşılıksızdı. Ecem en çok bunu anladığına üzüldü.Fatıma ile ortak bir yarası vardı ve bunu kabullenmesi Ecem'e çok zor gelmişti.
"Bir taksi çevirelim de eve geçelim."
Bekir Ecem'in cılız sesini işitince ağırlaşan göz kapaklarını zorlukla kaldırdı. Ecem'in işaret ettiği yere baktı,taksi durağına. Ecem otobüsten indikleri an Bekir ve Fatıma'yı kendi evine davet etmişti. Bekir bu teklifi anında kabul ederken Fatıma buna sinirlenmişti. Bekir'in peşine takılıp Ankara'ya gelirken başka başka planları vardı. Bir yolunu bulmuş Bekir'le nikahlanmıştı ama bu yeterli kalmayacaktı biliyordu. Fatıma düşünmüştü ki Bekir'in yatağına girerse eğer ; Bekir'in fikrinin de zikrinin de onunla nara atacağını sanmıştı. O yüzdendir ki, Bekir'le baş başa kalacağı bir yere gitmek istiyordu. Ağzını açıp bir şey diyecek oldu ki Bekir'in attığı bakışla dili lal oldu.Mecbur adımlarla kocasını takip etti.Taksiye bindiklerinde Bekir kolunu hışımla çekmişti Fatıma'dan.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
BAD-I SABA
Fiksi Umum"Girebildiğin gönül, memleketindir..." 🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀🍀 Basit bir yaşam hikayesi olmayan Sahara'nın Bilal tarafından yeniden yazılan hikayesine tanık olmaya var mısınız? Bad-ı Saba : Doğudan esen hafif ve hoş rüzgar, seher yeli. Divan edebiyat...
