43.Bölüm

162 70 3
                                        


                               🌼

En sevdiğim şarkıları mırıldanarak güne başlamıştım, bu gün birkaç iş görüşmesine gidecektim. Kendi kendime iş görüşme sahnemi kafamda çiziyordum, beğenmeyip yeniden kurguluyordum.

Aynada saçımı büyük bir özenle bağlarken kendimi süzmeye başladım, kendimi daha çok sevmeye başladığımı fark ettim. Kendimi toparlamaya başlamıştım, artık geceleri gördüğüm kabuslar da günden güne azalmaya başlamıştı, zorlanmadan uyuyabiliyordum.

Kötü günlerin geride kaldığını her fırsatta kendime hatırlatıyordum. Artık güzel günler yaşamanın vakti gelmişti.

Saçımın güzel olduğuna emin olunca ahşap çalışma masama yöneldim, dosyamı siyah kol çantama koyup hızlı adımlarla merdivenden aşağıya indim.

Mutfağa geçip kendime kahve doldururken, Aylin yorgun gözlerle mutfağa geldi.

Bu halini görünce gülümsedim,

"Günaydın."

Elleriyle saçlarını geriye doğru atıp masaya oturdu.

Aylin "Günaydın Burcu."

Dolaptan mor kupasını çıkarıp büyük bir dikkatle kahvesini doldurdum.

"Aylin işe gidecek misin?"

Aylin kafasını olumlu anlamda salladı.

"Evet, bende çıkarım birazdan."

Aylin iş konusunda benden daha çok tecrübeye sahip olduğu için hemen iş bulmuştu.

Kahveleri masaya bırakıp oturdum. Heyecanımı bastırmaya çalışsamda, heyecandan titreyen bacaklarım beni ele veriyordu.

Aylin "Burcu sakin ol, çok heyecanlısın."

Kahvemden büyük bir yudum alıp ayağa kalktım.

"Düşüp bayılacak gibiyim, sen nasıl böyle sakinsin?"

Aylin gülmeye başladı.

Aylin "İlk iş günümde bile senin kadar heyecanlı değildim."

Yerime oturdum.

"İlk iş gününde yapamayacağını söylemiştin hatırlıyor musun? Sonra işe alınınca kendine güvenin yerine gelmişti, umarım benimde kendime güvenim yerine gelir."

Aylin "Burcu şu an endişeli ve heyecanlı olman çok normal, ben sana güveniyorum sen başaracaksın. Sen nelerin üstesinden geldin, bunun mu üstesinden gelemeyeceksin."

"İçimi rahatlatan tek şey, iş görüşmesine gideceğim yerde işe alınırsam öğlen yemeklerimizi birlikte yiyebileceğimiz."

Aylin "Ay evet, çok güzel olacak. Burcu fazla heyecanlı olduğunu belli etmemeye çalış."

"Sadece başka bir ülkede olduğum için biraz fazla heyecan yaptım."

Parmağımdaki tektaşla oynamaya başladım.

Aylin "Burcu o tektaş çıkarıp atmanın vakti gelmedi mi?"

Kafamı olumlu anlamda salladım.

"Kendimi hazır hissedince çıkaracağım."

Kolumdaki saate bakınca artık evden çıkmam gerektiğini anlamıştım. Ayline sıkıca sarılıp evden çıktım. Park ettiğim arabamın yanına doğru giderken üstümdeki kıyafetlerin iş görüşmesi için uygun olup olmadığını son kez düşünüyordum.

Üzerimde beyaz çizgili siyah bir ceket vardı, hava soğuk olduğu için içime uzun kollu bir kazak giymiştim, altımda siyah bileklerden yırtmaçları olan pantolon ve siyah bot giyinmiştim

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.


Üzerimde beyaz çizgili siyah bir ceket vardı, hava soğuk olduğu için içime uzun kollu bir kazak giymiştim, altımda siyah bileklerden yırtmaçları olan pantolon ve siyah bot giyinmiştim.
İnci bir kolye takmıştım, resmiyet katması için ise saçlarımı enseden at kuyruğu yapmıştım.

Arabamı çalıştırıp, yola koyuldum. Güneş belli belirsiz yüzümü aydınlatıyordu, camı araladığımda yüzüme vuran soğuk rüzgarın ezgisini gürültülü trafikte dinlemeye çalışıyordum. İlerledikçe kaldırım kenarlarındaki kurumuş ağaçların rüzgarda nasıl dans ettiklerini görüyordum.

Gideceğim yere varmak üzereyken arabam birden durdu. Daha önce hiç böyle bir şeyle karşılaşmamıştım, babamın arabası bozulsa bile babam tamir etmeyi bilirdi. Hiç yolun ortasında böyle kalmamıştım. Trafiğin ortasında arabadan inip arabanın ön kapağını açtım, ne yapacağımdan en ufak bir fikrim yoktu, çok endişelenmiştim.

Ne yapacağımı bilmeyerek kabloları hızlıca kurcaladım, hepsi yerli yerindeydi, stresle elimi alnıma koyup düşünmeye başladım, sorun başka bir şey olmalıydı. Kafamı kaldırıp çaresizce etrafımdan geçip giden arabalara baktım, iş görüşmesine geç kalmak üzereydim.

Yanıma birden küçük bir çocuk geldi, bana mendil uzattı, teşekkür edip aldım. Çantamın arabada olduğunu fark ettim, arabaya tekrar binip zaman kaybetmek istemedim. Elimdeki yüzüğe baktım, şimdi bundan vazgeçmenin tam zamanıydı. Düşünmeden çıkarıp çocuğa uzattım.
Eğer bu yüzük kaderimse mutlaka bana geri dönecekti.

Yüzüğü bir daha göremeyeceğimi anladığımda içimi tarif edemeyeceğim bir his kapladı.

Arabadan ümidimi kesip arabaya çantamı almaya yöneldim.

Birden yanımda siyah bir araba durdu, camları açılınca çok tanıdık bir simayla karşı karşıyaydım.

Bölüm sonu.

Sizce Burcu'nun karşılaştığı kişi kim?

Saplantı Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin