60. Bölüm

106 7 0
                                        

Bekleme o zaman gelecekse güneş gelsin karanlığa gelmeyecekse kabullen ay'ı.

1 hafta sonra

Kaldırımda kala kalmıştım, karşımdakinin güzelliği her zaman beni büyülemeyi başarıyordu. Sokak ışığı özel olduğunu fark etmiş gibi sadece onu aydınlatıyordu, yada sadece ben onu görebiliyordum. Torbadaki kedi mamasını sırayla kaplara boşaltıyordu.
Etrafı kedilerle giderek kalabalıklaşıyordu.

Önüne gelen saçını elinin tersiyle geriye attı, doğrulmasıyla beni fark etmişti. Beni görmesiyle gözleri büyümüştü, şaşırmıştı. Neden bu kadar şaşırmıştı ki, nede olsa benim kaderim oydu ve ben tüm benliğimle ona aittim, bunu kendisininde anlamış olması gerekiyordu.

Burcu demek nefes demekti benim için, çölün ortasında bana sunulan su gibi değerliydi, susuzluktan ölecek olsamda içmeye kıyamadığım suyumdu. O benim vatanımdı, yüreğimde savaşlar çıkıyordu, ihtilaller yapılıyordu. Bunu tek bakışıyla gerçekleştiriyordu bu kadın. Gözlerime sunulmuş bir bayram gibiydi, naftalin kokulu danteller serilmiş bir evdi benim için. Kokusunu ciğerlerime doldurmak için çıldırsamda havasını bozmamak için giremediğim evim.

Bu büyülü güzelliği her defasında benim başımı döndürmeyi başarıyordu. Üzerindeki eşofmanla ve makyajsız haliyle bile benim aklımı başımdan alabiliyordu. Kısa siyah saçlarını her zaman açık bırakıyordu. Gözlerine inanamıyordu. Yanıma yaklaştı yavaşça. Beni fark etmemiş gibi mırıldanıyordu.

"şu an gerçek olmanı o kadar isterdim ki, kremayı da görüyorum bu sefer."

Gözleri dolmuştu arkasını dönüp yerdeki mama torbasını aldı, evine gitmek için toparlanıyordu.

Arkasından seslendim.

"Bir kedi için daha mamanız var mı?"

Burcu'yla göz göze gelmiştik.

"Barış."

Kremayı yere bırakıp Burcu'ya sıkıca sarıldım. Duygularımı kelimelerle tarif etmem imkansızdı benim için. Sonunda dualarım kabul olmuştu. Artık bu koca dünyada sadece ikimiz vardık. Ona bakarken ömrümün sonuna kadar kendimi çok şanslı bir adam hissedecektim. Bunca olandan sonra onunla kavuşabilmek bir mucize gibiydi. Hâlâ kavuşamasaydık ne olurdu diye düşünüyordum ve her seferinde çıldıracakmış gibi oluyordum. Ben Burcusuz nefes bile alamıyordum.

~Burcu'dan devam~

Buram buram kokusu geliyordu burnuma. Zorda olsa gözlerimi açıp ona bakabilmiştim. O muazzam yüzü çok solgun görünüyordu, göz altları morarmıştı.
Ben nasıl bir sevap işlemiştim de şu an yanımdaydı, kokusunu içime çekebiliyorum buram buram kalbime değiyordu. Kalp atışlarımı duyulduğuna emindim.

Beni daha sıkı sardı.

Barış "Burcu bütün kötü günler geride kaldı, Melisle ayrıldık. Artık seninle bir hayat kurabileceğiz. Sadece sen ve ben. Ve bir ton anı... Düşüncesi bile mucize gibi."

Yıllardır hasret kalmış gibi beni inceliyordu.

Ondan çekilip gözlerine baktım.

"Melisi nasıl ikna edebildin Barış?"

Barış "şirketteki haklarımı ona verdim."

Duyduklarıma inanamıyordum. Karşımdaki adam benim için hayallerinden, maddi gücünden vazgeçmişti.

"Barış benim için hayallerinden vazgeçtin."

Barış "Burcu sen her şeyden öncesin, seni kaybetmeyi göze alamazdım. Sende hayallerini yarıda bıraktın Burcu, ama inan bunu düzelteceğim. Sana gücümün yettiği kadar destek olacağımı sakın unutma."

"Barış şimdi bunları konuşmayalım, hadi sahile gidelim eski günlerdeki gibi."

Gülümsediğini görünce bende gülümsedim.

Barış "Hadi."

Denizin havası bu gün bir başka gibiydi. İçimde bir bayram telaşı vardı. İçimdeki çocuk bu gün çok başka bir şekilde heyecanlıydı. Bu duygu bende uzun zamandır olmamıştı. Artık anlamıştım bu dünyadaki tek gerçek şey birbirimize olan aşkımızdı. Banka oturur oturmaz başımı sevdiğim adamın omzuna yasladım. Krema kucağımdaydı, onu o kadar çok özlemiştim ki.

"Barış kremayı nasıl aldın?"

"Annem sana yaptığı haksızlıkları anlattı bana. Ben yokken seni çok üzmüş Burcu, seni çok kırmış. Gidişimden seni suçlamış, kremayı da almış. Sen paramparça olmuşsun Burcu."

Kafamı kaldırdım.

"Barış bizim hiçbir zaman yaralarımız tam olarak iyileşmedi ki, biz hep paramparçaydık. Bizim çocukluğumuz çok acı, sadece acı var."

Saçlarımı öptü.

Barış "sen benim yaralarımı iyileştiriyorsun Burcu, benim çocukluğumu unutturuyorsun. Sen bana çok iyi geliyorsun, her zaman böyleydi bu. Seni ilk gördüğüm zaman anlamıştım Burcu sen farklıydın ve ben hiç yanılmadım."

Kafamı kaldırıp uzamış sakallarını okşadım.

"Sende bana o kadar iyi geliyorsun ki Barış. Bana bütün yaralarımı unutturuyorsun."

Barışla kavuşamamış olsaydık ben yinede hayatıma devam ederdim, ama hep bir yanım eksik olarak. Ben acı çekmeye alışmış bir kızım, acılar hep beni daha güçlü kılmıştır bu zamana kadar, ama ben Barıştan sonra hiçbir erkeği hayatıma alamazdım. Benim hayatımda sadece o vardı, ondan başka hiçkimseye de kalbimi açmamıştım.

Biz çok acı çekmiştik, bazen bu kadar acıyı biz neden çektik diye düşünmekten duramıyordum. Etrafımdaki insanlara baktığımda hepsi çok mutluydu, sadece ben çok üzgündüm. Geçmişim paramparçaydı, bütün parçalar ruhuma saplanmıştı. Nenem bunun bir sınav olduğunu söylerdi hep ve bir gün geçeceğini söylerdi. Nenem haklıydı geçmişti, her şey geride kalmıştı ama ruhum paramparçaydı.

Zamanla ruhumun da iyileşeceğine kalpten inanıyordum. Barışla çok güzel bir hayatımız olacaktı, biz birbirimizin yaralarını saracaktık. Ben onu en eksik yerlerinden sevecektim, sevgi...

Saplantı Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin