45. Bölüm

213 72 14
                                        


                               🌼

Tavadaki ekmekleri hızlıca karıştırıp, sıçrayan yağlardan kurtulmak için salona kaçtım.

"Aylin üzerime yağ sıçrıyor ekmekleri sen çıkarır mısın?"

Aylin gülüp ocağın altını kapattı.

Aylin "Burcu sadece bu yağ bana sıçramıyor."

Güldüm.

"Alışkınsın yemek yapmaya sen."

Salonun penceresinden Korayın arabasının eve doğru yaklaştığını gördüm.

Şaşkınlıkla Ayline seslendim.

"Aylin kimin geldiğine inanamayacaksın."

Üzerime kabanımı alıp dışarı çıktım.

Koray arabadan indi.

Koray "Günaydın, sana bir sürprizim vardı. Erken farkettin geldiğimi."

Şaşırmıştım.

"Ne sürprizi? Yoksa arabam mı tamir oldu?"

Cümlemi bitirmeden çekicinin üstündeki arabamı gördüm.

Koray "Gidip getiriyorum hemen."

Arabamı getirip bahçeye park etti.
Büyük bir mutlulukla yanına gittim.

"Çok teşekkür ederim Koray, sana ne kadar teşekkür etsem az."

Koray "Rica ederim."

Dikkatle rüzgarda dağılan kahverengi saçlarını geriye attı.

"Hadi gel bizde kahvaltı hazırladık arkadaşımla birlikte kahvaltı yapalım."

Koray "Aslında kahvaltı yaptım ama size eşlik ederim."

Gülümsedim. Kapıya doğru yürümeye başladık. Zili çalar çalmaz Aylin hemen kapıyı açtı.

Aylin Koray'a döndü.

Aylin "Merhaba hoş geldiniz."

Koray "Merhaba hoş buldum."

İçeri girdik.

Koray'ın kabanını alıp askıya astım.

"Koray, bu benim en yakın arkadaşım Aylin."

Aylinle Koray el sıkıştı.

"Koray'da patronum."

Aylin "Memnun oldum."

Koray "Bende çok memnun oldum."

Koray'ı masaya buyur ettikten sonra bizde oturduk.

Koray "Yumurtalı ekmek mi bayılırım."

Güldüm.

"Bizde çok seviyoruz."

Tabağı yaklaştırıp Koray'ın almasına yardım ettim.

~Barıştan~

Kahvemin bittiğini görüp ayağa kalktım. Bu kadar çalışmak yeterdi, bütün gece uyumayıp proje tasarlamıştım. Çalışmalarımı toplayıp çantama dikkatlice koydum. Başım dayanılmaz bir şekilde ağrıyordu.

Odamın yolunu tuttum. Melisle hiçbir şey yolunda gitmiyordu, yapamıyordum. Bunu anladığı için sürekli çocuk istediğini söylemeye başlamıştı bile.

Makyajını yapan Melise bakmadan kıyafet dolabından giyeceğim kıyafetleri seçmeye koyuldum.

Melis "sanada günaydın Barış."

"Günaydın."

Ayağa kalkıp yanıma geldi.

Melis "Barış sana ne oluyor böyle, seni tanıyamıyorum artık."

Kıyafetleri alıp dolabı kapattım.

"Görmüyor musun Melis, Olmuyor görmüyor musun?"

Melis "Barış senin iyi olmanın sebebi benim, farkında mısın? Benimle evlenmeden önce sen darmadağındın."

"Şu an evliliğimizin ikimizi de kötü etkilediğinin farkında değil misin? Bir bebek mi kurtaracak evliliğimizi Melis?"

Melis "Her şey bu kadar kolay mı ben bunca zorluğa beni bırakman için mi katlandım? Kalbinde başka biri olduğunu bile bile tereddüt etmeden seninle evlendim ben."

"Melis tamam bana yardım ettin, ben seni asla üzmek istemiyorum, ama..."

Sözlerimi tamamlayamadan sıkıca sarıldı bana. O an kendimden nefret ettim, ben nasıl adamdım, benim Melisin kalbini kırmaya hakkım yoktu.

Melis benimle Burcu'yu unutmam için evlenmişti, bunu bilerek beni istemişti. Beni o iyileştirmişti. Şimdi onu yarı yolda bırakmak nankörlük olmaz mıydı? İyileştikten sonra vicdanını kaybetmek gibi bir şey olmazmıydı bu.

Bu tam bir nankörlüktü. Ben nankör bir adamdım. Ben onun sevgisini bile hak etmiyordum, ben kimsenin sevgisini hak etmiyordum.

Ben rezil bir adamım Melise sarılırken Burcu'yu hayal edecek kadar rezil bir adamım.

Saplantı Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin