42 (MURAT-ALİ)

11K 674 64
                                        

*Ali'nin Ağzından*

Buz gibi soğuk yüzünden eldivenler olmasına rağmen üşüyen ellerime, sıcak hava üflemeye çalışıyordum.

"Köpecik o eller öyle ısınmaz" diyerek arkamdan gelen adamın bir anda önüme geçip ellerimi tutmasıyla şaşkınlıkla yüzüne bakmıştım.

Ellerimdeki eldivenleri çıkardıktan sonra benim aksine aşırı sıcak olan avuçları ile parmaklarımı hapsedip yavaş yavaş sıcak nefesini verdi.

"Minicik ya şu ellere bak" diyerek kahkaha attığında yine huysuz moduma geçiş yapmıştım.

"Ya git, pis goril!" Diye kendimi kurtarmaya çalışsam da bir gram yerimden oynayamamıştım.

Kahverengi gözlerini gözlerime dikip güldükten sonra yaklaşıp burnumun ucuna minik bir buse kondurdu ve geri çekildi.

Bu ani hareketi ile afallayınca şaşkın halime gülüp, ısınmış olan ellerimi bırakarak cebine koyduğu eldivenleri geri taktı ve beni ara sokağa çekerek bir anda kucağına aldı.

Bununla birlikte omzularına tutunup yüzüne baktım.

"İyi alışkanlık oldu bu sende" dediğimde kahkaha atmıştı her zamanki gibi.

"Pamuk gibisin lan, hem hafif hem yumuşak" dediğinde dil çıkarmıştım. Gülerek sıcak parmakları ile dilimi tutunca şaşkınlıkla gözlerimi açıp geriye doğru çektim kafamı.

"Bir daha çıkarırsan o dilini ısırırım" dediğinde kafamı sallamıştım korkuyla.

Bu halime sevecen bir şekilde gülerken kaşlarımı kaldırarak merak ettiğim şeyi sormaya başladım.

"Ee hadi nasıl affettireceksin kendini?" Dememle beni yine tek koluna almış ve diğer eliyle ne ara getirdiğini anlamadığım bir poşet çıkarmıştı.

"Al bakalım" diyerek poşeti salladı.

Kaşlarımı kaldırmış heyecanla ne olacağını beklerken poşeti elime verip beni prenses tarzı kucağına aldı. Artık o kadar alışmıştım ki bu kucak işine hiç yadırgamadan poşetle ilgilenmeye başlamıştım.

Mavi poşetin içinden hediye paketi ile kaplanmış olan, oyuncak olduğunu tahmin ettiğim şeyi çıkardım ve paketini sökerek içindekine baktım.

Karşımda peluş bir fino köpeği gördüğümde kahkaha atmadan duramamıştım.

"Bu ne bu?" Diyerek yüzüne doğru sallamamla gülerek parmağımı ısırmıştı. Eldiven vardı iyi ki yoksa koparabilirdi de.

"Senin oyuncak halini aldım" dediğinde elimi omzundan dolayıp yerimde biraz doğruldum.

Elimi ensesindeki tutamlara atıp okşarken bir anda değişen hava içimde bir şeylerin hareketlenmesine neden oluyordu.

Kahverengi gözleri gözlerime kenetlendiğinde yutkunup, soğuktan dolayı kızarmış dudaklarına baktım. Benim hareketimle onun dudakları da muhtemelen morarmış olan dudaklarıma kaymıştı.

Bir süre bu şekilde birbirimizi izlerdikten sonra kucağından gelen köpeğin havlama sesiyle yerimde sıçrayıp sıkı sıkı sarıldım Murat'a.

"Murat ne oluyor?" Diye heyecanla elimdeki köpeğe baktığımda o da benimle birlikte şaşkınca bakmıştı.

"Karnına bastır bir bakalım" dediğinde onu onaylayıp karnına doğru bastırdım ve yine çıkan havlama sesiyle yerimde zıpladım.

"Yavrum neden arkadaşından korkuyorsun anlamadım ki" dediğinde kafasına hafifçe vurarak kaşlarımı çatmıştım.

"Üzüyorsun beni" dememle yaklaşıp burnumu ısırmıştı.

"Üzülme minik, bu kadar şirin olmasan seninle dalga geçmezdim" dediğinde bende gülmüştüm onunla birlikte.

"Ulan burnun da şeker gibi ha adamın öptükçe öpesi geliyor" dedikten sonra tekrar öpüp geri çekildi.

"Beğendin mi hediyeni? Bence affedersin beni"

"Yani bu seferlik affettim diyelim ama bir dahakine bu kadar kolay yırtamazsın" dediğimde gülmemek için dudaklarını bastırarak kafasını sallamıştı.

"Öyle olsun bakalım"

Son bir kere daha burnumu ısırdıktan sonra ayak parmaklarımı yere değdirecek şekilde tutup bıraktı. Soğuktan dolayı ona hala yakın dururken elleri belimdeki yerini koruyordu.

"Çok güzelsin" dedikten sonra alnıma da bir öpücük bırakıp geçenki gibi üzerimi düzeltti ve beremi gözlerimi kapatacak kadar çekti.

"Üşüme, minicik bir şeysin zaten hemen hasta olursun"

"Ben çok güçlüyüm bir kere" diyerek kolumu sıksam da olmayan kaslarım ve kocaman montum sağ olsun bir şey gözükmemişti.

"Oy oy kaslarını yerim senin" diyerek kolumu sıkıp bırakmış ve omuzlarımdan tutarak beni sokağın çıkışına doğru yönlendirmişti.

"Hadi şimdi doğruca derse, üşüdün zaten yeterince" dedikten sonra dalga geçer gibi "Tamam babacığım" dediğimde ortamda gezinen yumuşak hava bir anda gerilmiş ve bu soğukta beni bile sıcacık yapmıştı.

Korkuyla gülmeye çalışıp el sallayarak koşmaya başladım.

Of çok utanmıştım çok!

Of çok utanmıştım çok!

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
MESAJ / GAY / TEXTINGHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin