Jest

576 76 95
                                    

Adin gideli iki saat olmuştu.

Ben de o sürede odayı gözümle aramıştım.

İçeriye kamera takmışlardı ama dinleme cihazı görememiştim.

Yine de işimi riske atamazdım. Fatih'i buradan uzaklaşıp aramam lazımdı.

Bu yüzden odadan çıktım ve kapıda dikilen iki adama baktım.

"Eyşan Hanım bir isteğiniz mi var?" diye soran adama "Odada biraz bunaldım. Birkaç telefon konuşması da yapmam lazım. Nereye gidebilirim?" diye sordum.

"İstiyorsanız bu katta balkonlu odalar var. Yalnız kalmak isterseniz oralara geçebilirsiniz ya da sizi arzu ettiğiniz başka yerlere de götürebiliriz. Araba hazır."

"Başka bir oda daha tutmakla uğraşmayalım." diyordum ki adam sözümü kesti.

"Adin Bey rahat edebilmeniz için bu kattaki tüm odaları boşalttı ve tüm odaları tuttu. Aynı şeyi alt ve üst kat için de uyguladı. İstediğiniz odanın anahtarını verebilirim."

Duyduklarım beni şok ederken çevreye baktım.

İstanbul'un en lüks otelindeydik.

Üç katta bulunan tüm odaları tutmak milyonlar tutmuş olmalıydı. 

Bir şirkette ceo olarak çalışan biri için büyük bir jestti.

Fethi Korkusuz, yurtdışında bile fabrika kurmuş, Dünya markası bir şirketti.

Sanırım hem Fethi Korkusuz'u hem de Adin Emir Saral'ı gözümde küçük görmüştüm.

Diğer odalara kamera belki daha yerleştirmemişti ama risk alamazdım.

"Belki daha sonra diğer odalarda vakit geçiririm. Şimdi aşağı inelim."

"Tabii ki."

Birlikte asansöre yürürken adamlardan biri kulaklığını açtı ve "Eyşan Hanım ile aşağı iniyoruz. Güvenli mi?" diye sordu.

Asansör bile bana fırsat verilmeden çağrıldığında kendimi prenses gibi hissetmiştim.

Aşağı indiğimizde ücra bir yere oturdum ve gelen yeni korumaya baktım.

"Çevre güvenliği sağlandı."

"Eyşan Hanım'ın mutfak tarafından bir isteği varsa fazladan yaptır. Fazlalığı onlara içirtip Eyşan Hanım'a isteğini getir."

Adam bana dönünce "Az şekerli bir kahve iyi olur." dedim.

"Yanına bir şey ister misiniz Eyşan Hanım?"

"Hayır, teşekkürler."

Adam yanımızdan ayrılınca telefonumu çıkardım ve "Bir arkadaşımla özel konuşacağım da biraz uzaklaşsanız sorun olur mu?" diye sordum.

"Bizi istediğinizde çağırabilirsiniz." diyerek uzaklaştıklarında Fatih'i aradım.

Telefonu anında açınca "İyi misin?" diye sordu.

Tetikte bekliyordu sanırım.

"İyiyim, merak etme."

"Hala Adin ile misin?"

"Şu an yanımda değil ama korkuyorum dediğim ve benim güvenliğim için birkaç gün onunla kalacağım."

"Bana konumunu at."

"Atarım kapattıktan sonra ama korkmana gerek yok. Bebek gibi bakılıyorum."

"Başardın mı?" dedi, şaşkınlıkla.

"Biraz zorlasam yatağa bile atarım."

"Ama yapmıyorsun. Beni aldatmana dayanamam nişanlım."

Güldüm.

"Bakarız."

"Şimdi şu kaçırılma durumunu açıkla. Kimdi o itler?"

"Bora Yükselen. Daha önce de karşılaşmıştık. Derdi babamla."

"Ne derdi varmış babanla?"

"Bilmiyorum ama beni tehdit etti. Asıl kimliğimizi biliyor. Ya babanın şirket işlerinde sorduklarıma cevap verirsin ya da Adin Emir Saral'a gerçekte kim olduğunuzu söylerim, dedi."

Fatih küfrettikten sonra "Biraz yalan biraz gerçek ile şirket işlerini halledebiliriz. Önemli olan Adin'in bizi öğrenmemesi. Sen bu teklifine ne dedin?" diye sordu.

"Düşünmem için vakit verdi ama ben de senin gibi düşünüyorum. Hem o zaman Adin ile ilgili konularda bize yardım edeceğini söyledi."

"Öyleyse cevabımız belli."

"Öyle."

"Ben de sen Adin ile iken Bora Yükselen'i araştırırım."

"Tamamdır."

"Giriyoruz bir yola ya, sağ salim kurtuluruz umarım."

"Umarım."

Az önce giden koruma elinde tepsi ile dönünce "Sonra tekrar konuşuruz. Olur mu?" diye sordum.

"Olur olur. Beni merakta bırakma."

"Bırakmam." dedim ve telefonumu kapattım.

Kahvem ile su masama koyarken getiren adama "Teşekkür ederim." dedim.

Fotoğraftaki YansımaHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin