Gömme işlemi bittiğinde babam, Şennur Hanım'a artık anlaştığımız gibi Adin'in oğlu olduğunu göstermesi gerektiğine dair işaret verdi.
Şennur Hanım'ın istemediği belliydi ama babamdan korkuyordu.
"Oğlum."
Adin'e ağlayarak sarıldığında herkes şok içinde bize dönmüştü.
Adin senelerdir annesine sarılmamıştı.
Dışarıya ifadesiz görünüyor olabilirdi ama etkilendiğini görebiliyordum.
"Fethi Korkusuz'un oğlu Adin mi?" diye soran Salih Amca ile cenazeye gelen herkes bir ağızdan konuşmaya başladı.
Adin, Şennur Hanım'dan bir adım uzaklaştı ve "Fethi Korkusuz'un oğlu, hem şirketlerin hem de örgütün tek varisiyim." dedi.
İşte benim sevgilim.
Gururla ona bakarken bir adam öne çıktı ve "Örgütün yarısından gençsin. Bu işi başaramazsın." dedi.
"Babam öleli dört sene oluyor."
"Babamı öldüreli dört sene oldu."
Herkes şok içinde Adin'e bakarken Adin artık bu gerçeği itiraf ettiği için rahatlamıştı.
"Ben Adin Emir Saral. Dört sene önce kendi babamı öldürdüm ve hedef olacağımı bildiğim için bunu herkesten gizledim."
"Şimdi ne değişti?"
"Artık bu gerçeği saklamaya gerek yok. Cesareti olan beni hedef alabilir, üstesinden gelirim."
Gülümsedim.
Babam, "Dört senede örgütünüz çok gelişti. Yönetmekle ilgili bir korkunuz olmamalı." dediğinde herkesin aynı fikirde olduğu görüldü.
"Dört senedir ilerleyen düzeni bozmaya gerek yok bence." diyerek öne çıkan adamlar ile diğerleri de aynısını deyince Adin gülümsedi.
Şennur Hanım da ondan uzaklaşmıştı ama şu an bunu umursamıyordu.
Adin, diğerleri ile bu durum hakkında sohbet ederken bir adamı ona yaklaştı ve "Adin Bey." dedi.
Adin ona döndüğünde adamı fısıldayarak bir şeyler söyledi.
Adin'in kaşları çatılırken "Yengene de söyle bunu." dedi.
Adamı yanıma geldiğinde "Bora Yükselen çevreye birkaç keskin nişancı yerleştirmiş ama temizlemeyi başardık." dedi.
"Buralarda bir yerdedir o şerefsiz. Gördünüz mü?" diye sordum.
"Bora Yükselen'i görmedik ama arabasını bulup bozduk. Kaçamaz."
"Aferin."
"Eyvallah yenge."
Adin, "Sana göre saat beş yönünde güzelim." dediğinde sakince kabanımı çıkardım ve Adin'e uzatıp "Tutar mısın sevgilim?" diye sordum.
"Tabii ki."
Adin kabanımı aldığında "Eğer karışan olursa karışanı da gebertirim." dedim.
Miraç, "İzlemek serbest mi?" diye sorunca "Tabii." dedim ve saat beş yönüne döndüm.
Döndüğüm an Bora Yükselen ile göz göze geldim.
Ona gülümsedim ve hiç düşünmeden ona doğru koşmaya başladım.
Kaçmaya başladığında kendimi yormadan onu takip etmeye devam ettim.
Uzaklaşamazdı.
Kimse buna izin vermezdi.
Arabasına vardığında aceleyle kapısını açıyordu ki tekerlerin patlak olduğunu gördü.
Sadece bana dönmesini bekledim.
Ne yapacağını düşünerek bana döndüğünde yüzüne sert bir yumruk attım.
O daha yana düşen yüzünü bana döndürmeye fırsat bulamamışken tek elimle kemerimi çözdüm ve kemerimi boynuna dolayıp sıktım.
Dirseği ile karnıma vururken sıktığım kemerden kafasını arabasının camına geçirdim.
Cam kırılırken sertçe beni ittirdi.
Tabancasını çıkarıp bana doğrultmaya yeltendiğinde yana kaydım ve tabanca tutan bileğini sıkıca kavradım.
Tabancasını saniyeler içinde üç parçaya ayırdığımda şok içinde önce silahına sonra bana baktı.
"Sanırım daha önce söylediğim sözü geri çekip bu güzel yüzüne kıyacağım." dediğinde güldüm ve "Denemesi bedava." dedim.
Bana doğru bir yumruk savurduğunda yumruğunu tuttum ve ona sırtımı dönerek çenesine dirseğimi geçirdim.
Herkes bizi izliyordu.
Seyirciyi coşturmam lazımdı.
Pozisyonumu bozmadan Bora'nın kolunu sertçe çektim ve tişörtünden tuttuktan sonra onu kaldırıp önüme sırt üstü düşürdüm.
Bora acıyla inlerken bir tırnağımın kırıldığını gördüm.
Sinirle Bora'nın yüzüne tekme attım ve Adin'e döndüm.
Dudağımı büzerek "Adin." dediğimde sesim çok nazlı çıkmıştı.
"Efendim güzelim."
"Tırnağım kırıldı."
Adin gülerek başını önüne eğdiğinde "Gülmesene!" dedim.
"Sana aşığım kadın."
Herkesin bunu söylediği için utanırken kimsenin Adin'in bu dediğini önemsemediğini fark ettim.
Herkes halen daha Bora'yı nasıl saniyeler içinde yere indirdiğimi düşünüyordu.
Adin'in adamına döndüm ve "Bunu götürün. Onun için özel planlarım var." dedim.
"Emredersin yenge."
Adamlar Bora'yı kaldırıp götürürken Adin'in yanına geçtim.
"Nasıldım?"
"O kadar harikaydın ki tüm iltifatlar hafif kalır."
Bu söz beni gülümsetirken Adin belimden tutup beni kendine yaklaştırdı ve yanağımdan öptü.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Fotoğraftaki Yansıma
ChickLitÖlen annesinin, babasından son arzusu, kızlarının güvende olmasıdır. Bu istek üzerine babası, çalıştığı yer altındaki adamları polise ihbar ederek kızıyla kendisini polis tanık koruma programına aldırır ama bilmediği bir şey vardır. Kızı tehlikenin...