Gözyaşı

541 71 104
                                    

Adin'den Devam

Hastane koridorunda çaresizce otururken ağlamamak için kendimi tutuyordum.

Çocukluğum, babam yüzünden acımasızca geçmişti.

Bana öğrettiği sayılı şey vardı.

Duygularını belli etmemek, dik durmak ve her ne olursa olsun ağlamamak.

Bebekliğimin bitişinden beri sadece iki kez gözyaşı dökmüştüm.

İlki ilkokulda okulda ayağım kırıldığındaydı.

Sonrasında babam kendisini rezil ettiğimi söyleyerek daha fazla kırığımın olmasını sağlamıştı.

O gün ağlamanın yasak olduğunu anlamıştım.

İlk başta herkese yasak sanardım.

Meğerse benim babam acımasızdı.

İkinci ağlayışım ise...

Sabah uyandığımda kararlıydım.

Bugün özgürlüğüme kavuşacaktım.

Tabancamı elime aldıktan sonra odamdan aşağı indim ve mutfağa girdim.

Babam her gün olduğu gibi sabahın yedisinde kahvaltı yapıyordu.

Bana arkası dönük babamın yanındaki adamına baktım.

Elimdeki tabancayı görüp harekete geçmişti.

Babam onu eliyle durdurdu ve "Bizi yalnız bırak." dedi.

"Ama patron..."

"Git."

Adamı mutfaktan çıkınca bana dönmeden "Şimdi durdursam da seni öldüremem. Hızlı gelişen bir adamsın, oğlum olduğunu kimse bilmiyor. Seni öldürürsem ayaklanma çıkar." dedi.

"Kendini hazırlaman hoş." dedikten sonra tabancamı ona doğrulttum.

"Ben hazırlandım ama annen hazır mı?" diye sorduğunda yutkundum.

"Ona da senelerdir çektiriyorsun. Senin ölümüne üzülür mü sanıyorsun?" diye sordum, sinirle.

"Anneni hiçbir zaman zorla yanımda tutmadım. Bana aşık olduğu için burada."

"Kes sesini!"

"Hadi çek tetiği. Annenin senden nefret etmesini sağla!"

Bunca senedir babamı öldürmememin tek sebebi annemdi.

Bu ölümün ilişkimizi nasıl etkileyeceğini kestiremiyordum.

"Yetti artık. Senelerdir bize yaşattığın yeter."

"Beni öldürsen bile hayatın boyunca benim sende bıraktıklarımı gerinde bırakamayacaksın."

Gözlerimi sertçe yumdum ve beklersem yapamayacağımı bilerek tabancamı ateşledim.

İçeriden annemin çığlığı duyulurken mutfaktan çıktım.

Annem koşarak geliyordu.

"Anne."

Beni dinlemeden mutfağa girmeye çalıştığında kolundan tuttum ve "Girme, dayanamazsın." dedim.

"En sonunda yaptın, değil mi?" diye sorduğunda cevap veremedim.

"En sonunda babanı öldürdün! Değil mi?"

"Onu öldürmeseydim ben bitecektim! Beni bitirecekti o adam! Görmüyor muydun anne!"

Gözümden yaş akarken annem dayanamayaram yüzüme sert bir tokat attı.

"Çekip gitmek bu kadar mı zordu?"

"Denemedim mi anne? O adam bana eziyet çektirirken kaçıp her şeyi geride bırakmak istemedim mi? Bırakmadı! Kocan beni bırakmadı!"

"Sen de çözümü onu öldürmekle buldun."

"Beni sen doğurdun! Kocanı oğluna mı seçiyorsun?"

"O bir seçimdi."

Gözümden yaş akarken "Anne." dedim.

"Ne yapacaksın? Babamı öldürdüm diyerek kendini mi ifşalayacaksın?" diye sorduğunda "Öldüğünü kimse duymayacak." dedim.

"Öyleyse bu sırrını taşımak sana yapacağım son iyilik."

"Beni terk edeceksin, değil mi?"

"Burada kalmam için artık bir neden kalmadı. Bu akşam yurtdışına çıkacağım."

Annem daha fazla bir şey demeden gidince duvara yaslandım ve usulca yere doğru kaydım.

Yere oturduğumda senelerce izin verilmeyen tüm gözyaşlarımı dökmeye başladım.

Omzumda hissettiğim el ile başımı kaldırıp yanıma gelen Kenan Bey'e baktım.

Elime mendil sıkıştırdıktan sonra yanıma oturdu ve "Ağlayacak kadar seviyor musun?" diye sordu.

O diyene kadar ağladığımı anlamamıştım.

Gözyaşlarımı elimin tersiyle sildim ve "Çok." dedim.

"Bu yüzden mi barış istediniz?" diye sorduğunda "Patron istediği için ama benim ısrarlarım da var." dedim.

"Kızım iyileşir iyileşmez kaç benden. Fatih bilir, insaflı bir kayınpeder değilim." dediğinde "İnsafınızı istemiyorum. Sadece kızınız ,Esila, iyi olsun. Yeter." dedim.

Koridorun başında Bahar ve Alara görüldüğünde yüzümü önüme eğdim.

Arkadaşlarını korumayı başaramamıştım.

Eğer lokanta bize sonradan bildirilmemiş, güvenlik bizden olsaydı belki de bunlar olmazdı.

Esila'nın verdiği bıçağı elime aldım ve eğer işler istediğimiz gibi gitmezse bu bıçakla ne yapmam gerektiğine karar verdim.

Fotoğraftaki YansımaHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin