Ateş:Bana yardım et, Yağmur.
Ne oluyordu. Benden sıkıldığını düşünmüştüm. Ne konuda yardım istiyordu acaba.
Ben:Hangi konuda?
Ateş:Kardeşimi bulmam konusunda, lütfen.
Ama ben ona nasıl yardım ede bilirdim ki, kardeşini tanımıyordum bile.
Ben:Sana nasıl yardım ede bileceğimi inan ki bilmiyorum. Üzgünüm ama kardeşini tanımıyorum. Benim numaramın kardeşinin telefonunda ne aradığı, sana niye atdığı hakkından yemin ederim ki, haberim yok.
Ateş:Sana güveniyorum, Yağmur.
Ben:Neden?
Ateş:Gözlerin öyle bakıyor ki, ya çok saf, yalan söylemeyi beceremeyen, yada çok iyi biri yalancı gibi görünüyorsun.
Ben:Neden ilkini tercih etdin?
Ateş:Çünki öyle olsun istedim.
Neden böyle bişey söylüyordu. Çok garip konuşuyordu. Anlam verememiştim. Bi cevap yazmadım. Ne yazacağımı düşünüyordum ki, yine birşeyler yazdı.
Ateş:Ee, ne diyorsun, bana yardım edecek misin?
Ben:Yardım etmeyi çok isterim, ama ne tür bir yardımdan bahs ediyorsun?
Ateş:Bilmiyorum, onu bulmam lazım, Yağmur. Annem kahr olmuş durumda, babam eve gelmiyor bütün gün kızını arıyor. Napıcağımı bilmiyorum. Allah kahr etsin ki, elim-kolum bağlı.
Ben:Tamam, birşeyler düşünmem lazım
Ateş:Teşekkür ederim, Yağmur. İlk gün sana kaba davrandığım için özür dilerim. Senin ona birşey yaptığını sanmıştım. Çok özür dilerimmm.
M-leri uzatmıştı. En çok tav olduğum konuşma stiliydi. Ne saçmalıyorum ya git çocuğa cevap yaz, Yağmur.
Ben:Özür dilemene gerek yok. Kim olsa aynısını yapardı.
Ben:Ee, şimdi kız kardeşin ve ailen hakkında bilgi ver bakalım. Birlikte belki bir ipucu yakalaya biliriz.
Ateş:Tamam, Bayan Holmes:)
