Yağmurun dilinden:
Telefonu açtığımda Ateşten bin tane arama ve mesaj geldiğini gördüm. Artık cevap vermeli olduğumu düşünüyordum. Çünki Ateşe karşı böyle davranmamı gerektirecek birşey olmamıştı. Sorsa ne diyecektim? Başka kızın yanında nasıl olursun mu?
Mesaja tıklayıp cevap yazmaya başladım.
-Kusura bakma, Ateş, uyuyordum.
Yazdığım gibi çevrimiçi olmuştu.
-Biliyorum.
-Nasıl?
-Şey, yani tahmin ediyordum.
-Anladım.
-Küs müyüz?
-Hayr, neden küselim?
-O zaman seni göre biliyorum?
Ne görmesi yaa. Sabah gelmişti zaten. Yine buraya mı gelecekti? Ama neden?
Cevap olarak neden? yazdım.
-Çık dışarı göreceksin.
Ne burada mıydı? Niye böyle birşey yapmıştı ki? Perdeyi kenara çekip dışarı bakmaya çalıştım. Ateş dışarıdan bana bakıyordu. Şaşırıp kalmıştım. Niye gelmişti bu çocuk?
Bana başıyla gel diye işaret yaptığı için perdeyi kapatıp dışarı çıktım. Onun yanına yavaş adımlarla yürüyerek gidiyordum. Aklımdan o kızın sesi hala çıkmıyordu. Ateşin nesiydi o kız? Niye aynı evdeydiler?
Bu sırada o da yanıma yaklaştı ve konuşmaya başladı.
-Telefonu kapatma sebebini öğrene bilir miyim, Yağmur hanım?
-Telefonu kapatmadım. Müsait değildin bende rahatsız etmedim, hepsi bu.
-Müsait olmadığımı nereden çıkardın?
-Öyle düşündüm işte.- diyip gözlerimi devirdim. Bu haraketimin saçmalığı beni utandırsa da olan olmuştu.
-Yalnış düşünmüşsünüz, hanımefendi.
-Buraya niye geldin?
-Merak etdim.
-Her merak etdiğinde gelecek misin?
-Evet - dedi kendinden emin bir şekilde.
-Başka şehirde yaşamasan inanıcaz. - gaza gelmiştim bende. Niye mecburmuş gibi davranıyordum? Bu rahatlık nereden geliyordu?
-Mesafelerin hiç önemi yok, Yağmur. Dünyanın öbür ucunda bile olsam gelirim.
Allahım beni daha ne kadar büyülemeye devam edecekti? Ona olan kızgınlığım eriyip yok oluyordu yavaş-yavaş. Durup suratına bakıyordum sadece. Dilim kelime tutmuyordu. Ateş niye kitaptaki aşık olduğum karakterler gibi davranıyordu?
-Şimdi bana niye kızdığını anlat. Aslında tahmin ediyorum. Ama yinede sen söyle.
-Ne kızması?
-Yağmur hadi ama. Telefonu niye kapattığını biliyorum.
-Neden kapattım?
-Çünki ses duydun ve yanlış anladın.
-Ne alakası var? Bana ne sesden?
-Kabul etmeye bilirsin. Ama yinede ben anlatayım. Bak eve gitdim birde ne göreyim, Senanın arkadaşı bizde. Sena kalacak yerinin olmadığını söyledi. Rica ettiği için kıramadım. 1 gün bizde kalacak. Ve bende bugün evde kalmayacağım. Bu kadar - diyip gözlerini gözlerime dikti.
-Bunları bana niye anlatıyorsun? Kala bilir yani. Bundan bana ne? - bu dediyime kendim inanmışmıydım?
-Yok yinede ben anlatayım dedim.
Birden gök gurlamaya başlamıştı. Yağmur yağacaktı ki, kaç dakikadır dışarıda olduğumuz aklıma geldi.
-Kusura bakma kapıda bekletiyorum seni. İçeri geçelim, yağmur yağacak. - kelimemi bitiremeden yağmur yağmaya başlamıştı. İçeri geçmeye dönecektim ki kolumdan tutmuş beni geri döndürmüştü. Dönüp ona soru dolu bakışlarla bakdım.
-Beraber Yağmurda ıslana bilir miyiz? - dedi coşkulu bir şekilde.
Ne diyeceğimi bilemeden başımla onay verdim.
Yağmur üzerimize yağıyor, bizde öylece altında duruyorduk. Ateşe bakınca çok mutlu göründüğünü göre biliyordum. Ellerimi açıp yağmur damlalarını yakalamaya çalıştım. Ateşde bana ayak uydurup ellerini açmıştı. Saçlarım elbisem hepsi su olmuştu. Biraz daha kalırsak hasta olacaktık.
-Ateş, eve geçelim. Hasta olacağız.
-Tamam- dedi ve eve geçtik.
Üzerini değiştirmeye ona ne bulacaktım? Evde birşey yoktu ki. Ne diye kabul etmiştim ya.
-Ateş üzerin böyle kalırsa hasta olursun. Evde sana uygun birşey yok malesef. Nasıl yapalım?
-Birşey olmaz. Merak etme.
-Hayr ya böyle olmaz. O zaman git banyoya üstünü çıkart ben kurutayım.
-Yağmur, birşey olmaz.
-Ateş itiraz istemiyorum.
Nasıl tonda söylemişsem çabuk ayağa kalkmıştı. Üstündekileri çıkarıp dışarı koydu bende alıp kurutmaya başladım. Lanet olsun ki kurumuyordu. Çocuk ağaç olmuştur banyoda. Hastalanacaktı benim yüzümden. Neyse ki biraz da olsa kurutmayı başara bilmiştim. Ateşe kiyafetlerini uzatıp kendim de elbisemi değiştirmek için odama gitdim. Saçlarımı da kurutup yanına gitmiştim.
-Şimdi güzel bir çay içeriz değil mi?
-Yardım edersem neden olmasın?
-Yok sen zahmet etme. Ben yaparım.
-O zaman içmiyorum.
Mecbur kabul edip peşimden gelmesini söyledim. Ben suyu kaynamaya koyup onada demliğe kuru çay atmasın söylemiştim. Böylelikle çayı demleyip içmek için salona geçmiştik.
Bugünün bu kadar güzel geçeceği aklıma gelmezdi. Çok eğlenmiştim. Ve buna sebep Ateşdi. Ona daha çok bağlanmaya başlamıştım. Gidince onu çok özleyecektim. Ve bunu ona hiç bir zaman söyleyemezdim.
